Bazen Birileri Bir Yerlerde Yarım Kalır...

Papikolas Planet

Papikolas Planet’e Uçuş Planı


-Bir planın var mı ?
-var
-peki nedir ?
-bir plan yapmak…
 
( Duraksıyorum, melodinin ritmi fazla uzağa götüremeyecek kadar zayıf, uygunsuz zaman ve melodiler bilirsin hiç sevmediğim nescafe üçü bir arada gibi (sabahtan kalma bayat çayı onun yerine yeğlerim)
Uzun bir yolculuk için belkide kötü seçim. Bu aralar neyin iyi neyin kötü olduğunu karıştırır oldum yaşamanın dozunu fazla karıştırınca böyle oluyormuş, tabi bunların hepsi benim tercihlerim benim kararlarım. Bazen düşünmüyor değilim tamam bazeni fazlaca iyimser oldu sürekli düşünüyorum düşünüyorum düşünüyorum düşüyorum, bazı durumlarda çaresiz kalmam beni çok sinirlendiriyor kendime karşı olan saygısızlığım bu yüzden, hem kendi halinde kendi yolunda bir adamım ben kimseye bir zararım yok.)

Ama şunu bilmelisin ki bu planın içinde uyuyup uyanıp yaş yetmiş olup hemen ölmek yok, henüz bu dünyaya son kazığımızı atmadan gitmek bize yakışmaz. Öncelikle fildişinden yapılmış gökdelenlerin tepesine çıkıp avaz avaz söveceğiz insan oğluna tabi bununla yetinmeyip tam yetmiş kat yukarıdan üstlerine işeyeceğim, mezarlarına tüküreceğim bu fazlaca acımasızca görünebilir ama olsun elimden geleni ardıma koymayacağım huyum kurusun. Sırtımdaki derin izlerin kabuk bağlayıp deniz canlısı olana dek bu böyle devam edecek hepsi ölüp mezarlarına tükürünceye dek.

Ama senin için dayanamaz belki kusarsın. Hem aklıma harika bir fikir geldi, lüks bir restoran düşün hani bu kibirli insanların etiketin bin beşyüz üstü maymunluk yaptığı yer. Şef aşçı olduğunu düşün…
Hani o yemeğini bitirmeden kalktığında cezalandırılacağını düşündüğün yermiş, nasıl fikir ama ?
Yine korkarım dersen yine ben varım diyeceğim tabi sende paraşütle atlayıp yine korkmak gibi… neyse.

Hem ben daha Cibali’den eski, kırık dökük, ahşap ve üstelik cumbalı evde bir sigara içmeden pes etmeye niyetim yok. Hem bütün kaçış planlarımızı orada hazırlar sonra yola koyuluruz orada yaşadığımıza ihtimal bile vermez bu insanlar.

şimdi susup seni dinlemek istiyorum.

Devamını Oku

Paralel Seyahat Acentesi ( Nasılsınlar 1/3)

Ucu bucağı olmayan, ufuk çizgilerine paralel seyahat acentelerinden birinde geç kalınmışlığımı kutluyorum. Gözümün önünden geçen onca otobüs,  uçak nispet yaparcasına el sallıyor. Nasılda deniz mayınları gibi serseri serseri yayılıyorlar, artık hangi yörüngede hangi enlem boylamda çarpışırlar bilemiyorlar sadece bana el sallıyorlar. Bu arada müziğin ritminden kaynaklı yükselmeler ve alçalmalar bünyemde gelgit etkisi yaratıyor bilirsin cebir dilinde medcezir. Matematiğimin bu kadar berbat olduğundan daha önce hiç bahsetmiş miydim ? Hipopotam ağırlığını, olasılık hesaplamalarını, korneası zayıf bir gözlem ile gözlerinin içindeki bilimden çokça konuştuğumu hatırlıyor gibiyim. Tas tamam otuzikimetre kare  içerisinde, ruh teslim serenomilerinde bile meteor sağnağını konuşuyorduk ve dışarıdaki ısırgan hayvanların götlüğü yüzünden çıkamadığımı anlatıyordum sadece anlatıyordum.

Şimdide olduğu gibi dahide ki de yi ayrı yazmadan hemde. İnsanların duygu artıkları ile besledikleri köpek sadakatim ile satmadan, incitmeden. Bu kadar basit bir bağlacı bile gramerime sokarak.
Ahh neyse kafama taktığımdan değil, sadece anlamıyorlar.

Bir hayvan barınağında işe başladığımdan mıdır, tel örgü arkasındaki gök yüzüne zaafım?, hayır ! hayvan olduğumdan filan değil bence, başka bir şey bu. Nasıl nasıl asıll anlatsam bilmiyorum, belkide gidenlerin hesabını yoldan sormadığımdandır bu kadar rahat bir yavşaklığı da  anca ben yapabilirim, kim bilir belki de samimi gelmedikleri gibi gitmişlerdir.

Fark etmiyor musun bilmiyorum, şuan alık alık kendimi arıyorum. Zaman zaman kendi yüzümü unutup hangi tarihte olduğumu düşünüyorum, hep o hatırlayamadığım  tarihte buluyorum kendimi.  Zamanın sıfır noktası gibi.

Şarkıya daldım, melodisi içindeki derinlik öyle muazzam bir büyüklükteki sözlerindeki anlamsız ironileri bile yutacak şekilde, bir o kadar da biçimsiz bir derinlik. Hangi yöne gittiğini  tahmin edemiyorsun, sığ bir huzuru var, bilirsin işte ne çok ne az tam olması gerektiği gibi.

Devamını Oku

Aradığınız huzura şu an ulaşılamıyor ( Nasılsınlar 2/3)

(-Sigara
-ahh lütfen
-Biraz huzur?
-Eğer üstünüze dökmeyecekseniz neden olmasın?
-Neden oradan beceriksiz biri gibi mi duruyorum
-Hayır tabi ki ?
-Peki ya o zaman ne ?
-Benim üstüme dökmüşlüğüm çoktur, aynı dikkatsizliği sizinde göstermenizi istemem.
-Yani bana dikkatsizsin demek istiyorsun ?
-Hayır.
-O zaman ne demek istiyorsun ?
-Sadece huzur istiyorum
-Pek öyle görünmüyor ama !
-Neden ?
-Baksana, ön yargıların buna izin vermiyor. Nasıl huzur bulacağını bile bilmiyorsun !
-Peki bana yardım eder misin ?
-Tabi… Sigara ?
-Ahh lütfen
-Biraz huzur?
-Eğer üstünüze dökmeyecekseniz neden olmasın ?
-Bak gördün mü yine aynı şeyi yapıyorsun ?
-Neyi ?
-Beceriksiz olduğumu söylüyorsun hiç denememe fırsat vermedin ki !
-Hiç denemedin ki
-Sigara?
-Ahh lütfen
-Huzur ?
-Eğer üstünüze dökmeyecekseniz neden olmasın ?
-Seni piç kurusu! aynı şeyleri tekrarlamayı kes artık beni sinirlendiriyorsun.
-Tamam…
-Ne tamam, ne tamam?
-Seni sinirlendirmemeye karar verdim.
-Nasıl yapacaksın bunu ?
-Sigara ?
-Bu mu ?
-Huzur?
-Eğer üstünüze dökmeyeceksen neden olmasın Allah’ın belası ! beni sinirlendirmekten başka hiç bir halta yaramıyorsun.
-Benim huzurum belki senin gözlerinin içindeki derinlikte hem biraz ön yargılı bir güzellik bu… bu nasıl anlatılır bilmiyorum belki benim huzurumda sen yoksun belki senin aradığın huzurda bende yok, olamaz mı ?
Uzatmaları oynayan üçünçü küme takımları gibiyiz baksana? Ne birbirimize yetebiliyoruz nede kendimize.

-Bu, bu ne demek oluyor şimdi ?
-Bu hiç bir şey demek oluyor.)

Devamını Oku

Aslında… ( Nasılsınlar 3/3 )

-Sevgili Pythia, ben bi yer bulup seni koyamadım bir yerel yönetimli yetkiye sahip kendi çağında belediye olan küçük ama bunca kalabalık arasında bulamadım. okadar çok şey var ki anlatayım sen koy nereye istersen kendini hiç fark etmez.
Repliklerini  fırlat, gir godozlama araya fireni patlamış kamyon gibi yırtık dondan çıkar gibi.

………….(Aslında…

Daha ilk yalnızlık tecrübemde ki kifayetsizliğin diz boyunun geçilmesi durumunda kızlara kınama ve disiplin cezaları verilen zaman dolayları, hayal meyal seçilen bir kaç yüz belki üç beş isim böyle aklında bulanık su gibi dolanır durur “ulan ne günlerdi beee” ama bazıları ise mıh gibi saplanmıştır o zihnin en olmadık yerine en olmadık karşılaşmalarla olayı bir birimize dramatikleştirerek “yeter beee orospu çocuğu yeter ne güldük beee” diyenleri burada kamuoyu önünde öncelikle rencide edelim ki öyle olmayan beraberliklerinde olduğunu görsünler gibi serseri ağzına pelesenk olmuş semt laflarıyla ( yerler mi? ) asıl  zincirin kırılma noktasını anlatmak isterim ki cine5′in şifreli yayınları kadarda eski sayılmayacak ama bir okadar eski “ulan daha dün gibi aklımda” o tipiniz değişinizdeki samimiyet kadar yakın biri bunun kim olduğunun bir önemi yoktur elbette hayatınızda ondan başkalarıda vardır aynı onlar gibi bilirsiniz işte herkesin hayatında olan bir türlü ayakları yere basmayan hayta insanlar, bu hayta insan bir önceki zincirinin kırılma noktasındaki olaylar çemberine ben tarafından dahil olmuş keza aynı teknik ile haytanında kırılma zincirine dahil olmasını sağlamışım, arada bir yörüngesini kaybetmişlerede buyur ettiysek o boş yerlerin aslında sahiplerininde olduğunu bilgisinide bu vesile ile aktaralım, kalkdı ki dedi ki  kapitalist düzene kafa tutmuş gönüllü bir komünistin bunca ahbaplığımıza sığınan yeri ona gösterilen makam bu mudur yani ?

tabiki de değil, gerek ayda yılda bir görüşmüşlüğümüz iyi aile babaları olsun gerekse çiçeği burnunda taze kelebekler olsun gerekse iki üç  satır yukarıdaki komünist rejimin sadık askeri olsun onların bu dünyaya eğlenmeye gelmişiz yönünün gerçek sahipleri, farkında olmadan yada olaraktan, mantık ötesi bilinçlisizliğimizin aslında nasıl bir bağ oluşturduğunun göstergesi. ( yerler )

işte ben: 20 06 1985 bakırköy istanbul doğumlu sonradan bağcıların ilçe olmasıyla birlikte hayatının tastamam 30 yılının harcandığı yerde bakımsız sakalı kendi halinde olduğundan rahat görünmeye çalışan o arkadaşınız, o dostunuz belkide hiç sevmediğiniz yada sevemediğiniz piç kurunuz, ahlaksız küfürleriniz, hayata merhaba diyişleriniz… Belkide koca bir boşluk belkide yok, belkide vaar olduğunu sanıyor kim bile bilir ?

Tabi ki de uçan spagetti canavarı.

Hem kimin umurunda diğerlerinizin o görüşünüşte çok güzel göstermeye çalıştığınız ama bir türlü güzele çeviremediğiniz o lanet hırslarınızla dolu hayatınız?

Kimin umurun da?

Yaşamımda daim olarak vaar olan ve vaar olmaya devam edecek gülen bütün yüzlere açık ve net tebligatımdır ki, kinaye yapmaksızın bizler birer yap boz parçalarııyız.

Lütfen bu hassasiyetin önemini bizlere gerizekalılara anlatır gibi anlattırmayarak göstermenizi rica eder ve gösterdiğiniz içinde ayrıyetten  şükranlarımı muhabbetlerimi ve sadakatımı bir borç bilirim.

Yormayalım yorulmayalım.

Teşekkürler
Bir Dost: )

Devamını Oku

bir kaç melodi

Bildiğim bir kaç melodi var serüvenleri iki seksen yere uzatacak uzunluklarda, masallara girse kahramanlarından çok konuşulacak olan melodiler, bir savaş filminde bombardıman yağmurunda oluşan o ölümün ıslığından daha sert ve keskin. Oluşturdukları tahribatı artık sen düşün, beynimde ölen onca insan v.d. buna ben bile dahil.

Kendimden soyutlamaya çalıştığım konuları ister istemez üstüme başıma bulaştırıyor, uzun soluksuz suskunluklar kusuyorum ve bu melodilerde yaşıyor bitiminde tekrar ölüyor gibiyim, sonrası ise bayat pasta,  lezzetli gibi görünen ama  kreması ekşimiş bayat bir pasta.

Sonrasında bir piyano eşlik ediyor sessiz sedasız dirilişime, atmosferin dışından dünyayı izliyor bir yıldız üstünde kayıyorum, yörüngesinden çıkmış bir avuç yaşayabilme telaşımla.

Devamını Oku

Buralarda Zaman Durdu

Geri geri yürüdüğünde miden bulanır. Ayakların birbirine dolanır ve her an düşecekmiş gibi hissedersin. Geçmişe bakmak gibi. Geride bırakmayı bilmediğin zaman şimdi’nden yeme muhabbetini doğru buluyorum. Seni ne zaman düşünsem bir zaman makinası icat etmiş kadar oluyorum.

İnsan insanı sever, değişmez bu. O gözle bakmadığımız insanlar olur ve o gözle bakmadığımız zaman göremediğimiz insanlar da olur ki Allah onların türlü belasını versin, zordur. Birini görmezden gelmek kadar ‘ben seni nasıl da umursuyorum’ deme şekli var mıdır?

Acaba babam annesini özlediği için ağlamak istemiyor mudur? Elli yaşında daha mı az ihtiyaç duyarız birilerine? Yahu nasıl alışılır eksik olmaya bilen var mı? Böyle şeylere gerçekten alışılabilir mi? Yani sürekli tamam olmaya çalışırken hangi alışmak?

Biz böyle öğrenmedik cümlesini çok kurar oldum. Hani bazı kavramlar evrenseldi diyorum. Ses yok. İşine gelmediğinde kimsede ses yok. Zaten susarak yeterince bitirmedik mi her ne varsa?  Özellikle insanlığımızı. Sana da bana da insan diyorlar diye bile içerleniyorum bazen. İnsan insanı sever, tamam. İnsan insana benzer, ona da tamam. Ötesi yok ama.

Bilmiyorum belki de ben abartıyorum. Belki de bu bir düzen ve tam da olması gerektiği gibi. Hala ham kaldığım için tuhaf karşılıyorum. Sevmeyi bilmiyorum ve özlemeyi de. Gerçekten küsmek ne yaşayamadım, kırılganlık nedir bir fikrim yok. Anlatamam.

Her şeyi ellerine alıp mahvettiler. Daha fazla malzeme vermemek adına, bazı şeyler de içimizde kalsın diye bahsetmediğim duygular var. Duyguları gerçekten önemsiyorum. Sadece her şey fazla değersiz. Sıkıcı. Can sıkıcı. Fazla can sıkıcı.

Devamını Oku

Bura Benim Yerim

 

İnsan bir akrabalarını, bir de hayattan soğuyacağı zamanı seçemiyor. ‘Ya yeni geldim az sonra zoruma gitsin’ diye bi durum olmuyor ne yazık ki. Zaten önemseyen biri değilim bu durumları. O kadar çok duygunun anasını ağlatıyoruz ki, öte kay dediklerinde bura benim yerim diyemiyoruz.

 

Birini çok seviyorsan da uzak durmalısındır bence. Huysuz bir insan olarak kimsenin bana sonsuza kadar dayanabileceğini sanmıyorum. Birine ‘ya dur gitme, alışkın değilim ben’ diyemiyorsunuz. Herkesin bir gitme hikayesi var öyle değil mi?

Böyle acı olmasına rağmen tadından vazgeçemediğim cipslere benziyorsun. Dudaklarımda dilimde hal kalmıyor ama gel gör ki o paket ya bitecek, ya bitecek.

Ha, bu yazıya da geçen sene başlamışım. Cümleleri farklı kurardım belki ama ben aynı.  İleri görüşlülük mü , bi insanın değişmemesi mi bilemedim.  Hala kızınca olduğum yerde tepiniyorum. Hala üzülünce herkesi suçluyorum. Hala kimsem yok. Hamım hala. İnanıyorum, güveniyorum, kaybediyorum.  En uzun kenarın hipotenüs olması gibi.

Çocukken mahalleden kaçar kaybolurdum. Hiçbir şeyden anlamamayı bile bilmezken, kaybolabiliyorken.  Şimdi. Ne bilim şimdi. Şimdi her şeyin mantıklı bir açıklaması olmak zorunda. Şimdi kabus. Bir Oblomov’a ne kadar kabussa, o kadar. Şimdi uzak.

Devamını Oku

Yazarlar

Twitter

  • Papikolas Planet: Papikolas Planet’e Uçuş Planı -Bir planın var mı ? -var -peki nedir ? -bir plan yapmak…   ( ... http://t.co/7tMbCnUQsn
    about 2 hafta ago
  • Yeni bir yazı Papikolas Planet http://t.co/yHjZ5iuKAI
    about 2 hafta ago
  • Yeni bir yazı Paralel Seyahat Acentesi ( Nasılsınlar 1/3) http://t.co/LtjFw469DD
    about 2 hafta ago
  • Yeni bir yazı Aradığınız huzura şu an ulaşılamıyor ( Nasılsınlar 2/3) http://t.co/E67QUFniQJ
    about 2 hafta ago
  • Yeni bir yazı Aslında... ( Nasılsınlar 3/3 ) http://t.co/od30ZfLVFO
    about 2 hafta ago

Kategoriler

Son Yorumlar

Arşivler