Aylık arşiv: Ekim 2008
Bir kapısı daha olmalı insanın. Daima kilitli durmalı. penceresiz. Ya en sevdiklerini ya da hiç sevmediklerini saklayabileceğin. iç acıların arka bahçesine açılan..
Bir kapısı olmalı insanın.. Dünyasından çıkabilmeli ve ” Hoşgeldin! ” diyebilmeli girmek isteyene.. Gökyüzünü görecek bir pencere.. Olmalı.. Anlayabilmek için yüreğindeki gökyüzünü.. O pencerede tutsak kalmalı.. İnsanın bir kapısı bir de penceresi olmalı.. Çıkıp kendinden, kendine bakabilmek için pencereden..
Eski(me)den…
Ya yoksa atan bir yürek..Titreyen eller ya da hecesinden sapan kelimeler.. Ya kaybolmuşsa o büyü hissedilmiyorsa miğde krampları.. Ya o zaman.. Korkuyorum anne !.. Şefkat ver bana .. Saçlarımın okşanmaya ihtiyacı var ! Ya kaybettiysem var olduğunu bildiğim o duyguyu.. … Okumaya devam et
OL’um-samak
“Ölüm yoktur, ol’um vardır.” demiş Mevlana… Ol’duğunu zannedersin doğduğunda.. Zannedersin ya da iyi bir yazı yazdığında bir şiire anlam kattığında,bir yüreğe kurulduğunda.. Ol’um.. Olmak nasıldır ki.. Ölmek gibi midir.. Ölmek gibi ol’mak mıdır.. ? Ey ölümlü, öldüğün zaman doğacak değilsin.. … Okumaya devam et