3 Noktam.. Hep Seni Anlatan..

Ölümüne atışı kalbimin
Bildiğim ağrılar başımdaki
Ve bu suskunluk;
Karanlık sokakta koşuşan sicilli gölgeler gibi

Ölüm gibi bir suskunluk ağrılı kalbimdeki
O,en derinime gizlediğim odalardaki soluk
Bu suskunluğun izleri

Senden geriye kalan,
Korkulu bir yürek yaşamaya hevesli
Eksik ve yetim şimdi
Hangi bakış ya da hangi dokunuş dindirir ki bu garipliği

Senden geriye kalan,
Issız bir sokak şimdi
Elleri boya kokan anarşist gölgeler yok
Suskunluğu var bakışların
Ağrılı, korkulu gözleri insanların
Hala kuyruklarda hayatları
Hala çıplak ayakları çocukların
Ve yaşamdan damgalı
Sallanıyor darağacında hayalleri insanların

Senden geriye kalan, çok şey belki de
Şiirler…
Düşünceler…
Hayaller…

Senden geriye kalan
Hatta yaşama sarılan
İnatla art ardına sıralanan
3 noktam…
Hep seni anlatan.

Seviyorum

Seviyorum
Yine geldi, yine burnumda tüttün ve yine efkar. Ama eskisi gibi değil,
damar sarkılar yok artık.Sadece bir kağıt ve bir kalem ve az da
silgi.Sana olan sevgim öyle derin ki dilime gelmıyor
söyleyemıyorum.Aklima geldiğinde ise elimle güç bela yazıyorum
kağıtlarıma kalemimle.Öyle büyükki sana olan aşkım, silgi kullanmak
istemiyorum.Aşkımızı soyut tutmak istemıyorum doğal kalsın
istiyorum.Sana olan aşkım öylesine büyükki, hayat bile mağlup bize
karşı. Sana olan aşkım öylesine büyükki, hiçbir dilde
açıklanamıyor.Kalemler bile karşı gelemıyor yazmaya.Öylesine seviyorm
ki seni,aklım kalbime kalbim dilime hakim olamıyor haykırıyorum her
yere seni seviyorum..

“headbanger”

Yorgun Duvarlar

Ne kadar oldu bir duvara kilitlenip kalmayalı ? aynı çatlakları tekrar tekrar inceleyip, saymayalı?
kendimi bulurdum her seferinde o çatlakların en kopuk en düzensiz şekillerde birbirinden ayrılışlarında… En sığ yere gelene kadar izlerdim, elbet bir yerde biterdi ama baştan başlar başka dallardan sapardım bu seferde… Gözlerim yorulur; odaklanmakta zorlanınca küçük çatlaklara bir bütün olarak
bakmayı denerdim… O zaman da gördüğüm ise; koca bir duvar… Yüzünde kırışıklıkları çıkmış koca bir duvar… Bu seferde rengine takılırdım, muz sarısı duvarların nasıl bir zevkin ürünü olduğunu düşünürdüm…
duvarlara karşı ayrımcıydım, kiminde tablolar daha güzel duruyordu, kiminde çatlaklar… kiminde Mustafa Kemal resmi asılıyken, diğerine sadece bir saati asmayı uygun görürdüm… ama o zamanlar küçüktüm, tavandaki örümcek ağları ile dolmuş duvarlar bile beni kendisinde 1 saate yakın hareketsiz durmama neden olabilirdi, bir bütün olarak bakmayı öğrensem bile; ayrıntıya takılmadan bile… Sonra bu ayrıntıların beni yorduğunu öğrendim, gözlerime zarar verdiğini, her geçen gün bu duvardaki ince ayrıntıların genişlediğini, değiştiğini…

Biraz daha büyüdüğümde önümde duvarların olmayacağını, onun yerine önüme koca bir hayat serildiğini öğrendim ama ayrıntılarında kendimi yormadan incelemem gerektiği bir hayat… Zaten bütün yorgunluğum duvarlarda kaldı diye bir tebessümle… Takip ettiğin çatlağın çoğu zaman geri dönüşü olmadığını, muz sarısı
insanların diğerlerinden farklı bir kalitede olmadığını ve hepsinin köşeden birleşip birbirini ayakta tutmadıklarını öğrenecektim daha… Hepsinin acısından sonra; 1 saate yakın incelediğim duvarların yerini
aynaların alması en kötüsü oldu, ne kadar kusur dolu olduğumu her sabah okula gitmeden uzun süre incelerdim… Bu acıların burada son bulması için tekrar soruyorum kendime; ne kadar oldu bir duvara kilitlenip kalmayalı ? aynı çatlakları tekrar tekrar inceleyip, saymayalı?

Şimdi  saatin olduğu duvarı incelemeye gidiyorum, 3 saate kadar gelmem… zaten diğer duvarın önünden geçmeye bile cesaretim yok …

“Yester Fox”

son bahara saklıyorum

Biliyorum, bende birgün
 tarihin kayıtsız ve tozlu raflarında yerimi alacağım. Henüz keşfedilmeden kurtlanmış kutsal kitaplar gibi…   

Ancak kutsallığından sıyrılmış lime, lime günahlara ayrılmış…

Bütün papatyalar ilk baharda açarken, ben papatyalarımı son bahara saklıyorum

 

 

 

Eksik

İnsanlara anlatamadığın şeyler var,keza benim de sana.
Ve onlardan gizlediğin bir yanın.
Birşeylerin eksikliğini hissettiğini hissederim senin,
Hissederim derim,
bilinmesinin  olanaksız,
hissedilmesinin zor olduğundan.
Dokunmak ister, ellerimi uzatırım..
Sonra duvarların çıkar karşıma
Hisseme düşeni alıp susarım.
Bilmem, daha ne kadar susmalıyım.

Göz göze gelirsek dayanamam
Senin güzel bir şiire dayanamayacağın gibi.
Hangisi olduğuna emin değilim ama
İlkokul kitaplarımda ki resimlerden bildiğim,
hiç görmediğim,
o masal prensesleri gibisin.(Rapunzel)

Güzel bir şiiri ilk gördüğünde anlarsın,insanıda öyle..
Ama tarif edemezsin.
Bu yüzden adının karşılığı boştur sözlüğümde.
Evet gibisin..

Resmini görmekten haz duyduğun,
uçurumun ucunda ki o kız gibisin.
Uçurumun ucunda olmasanda,
düşüncelerinle ve yalnızlığınla başbaşasın (sende) ben gibisin…

Anne…

Annem… Hayatımda Tüm vazgeçişlerimden bir tek vaçgeçemeyeceğim Birtanem…Ne
güzelsin , Ne güzel kokarsın anne , ne güzel uyursun… Annemsin sen Tüm Anneler
gibi Annesin…

Hayatta herkesin sahip oldukları , tüm herşeyden daha değerlisin bizler için..
Paradan ,aşktan , Nefesimizden bile daha değerlisin Anne.. Ama bunu göremiyenlerde
var be Anne Sakın üzülme

onların göremediklerine Annesi üzülmez… Anneler böyle Mükemmeldir işte… Ne acı
çektirir evlatlarına nede aç bırakır o Herşeyinden vazgeçer ama Evlatlarından
vazgeçmez işte siz Anneler Bukadar mükemmelsiniz…

Değerini bilemediğim günler oldu, seni üzdüğüm günler, sırf başkaları için kalbini
kırdığım günler oldu AFFET beni Anne. Belkide Sen hiç kırılmadın bana,ne zaman
kızssan yüreğin ağladı belkide,yüreğine kurban olduğum Annem.. Bir martının Denizi
seyrettiği gibi seyretsem doyamam sana, Rabbimin Cenneti bile sizin ayağınızın
altındayken kıyamam sana.Yağan her yağmur tanesini avucuma doldurup ıslatsam bile
kızmazssın bana biliyorum.. Seni seviyorum Anne.. Sizi seviyorum ANNELER… Birgün
hasta olmuştum yanı başımdan ayrılmadın, Anne dedim, buyur oğlum dedin acıktım
dediğimde ise bana hazır olan yemeği değilde Ne istersin diye sordun,Üşüyorum
Dediğimde ise ısınmam için elinden geleni yaptın biliyorum için acır o an.. Tıpkı
Seni yorduğum , üzdüğüm günlerdeki benim pişmanlıktan sonra ki acım gibi.. Hayatta
kötü şeyler gelse başımıza eminmki o an ilk koşacak olansın. Deniz kadar mavisin,Nur
kadar Güzelsin Anne… Senin kalbini kırdığım günlere pişmanım.. Her Elimi açtığımda
Dualarımda Sen varsın,kırdığım günlerin pişmanlığının affını istiyorum daima.. Ama
çoktan affetmişssin bile… Ne güzel Demiş; Ağlarsa Anam Ağlar gerisi Yalan Ağlar ,
gerçekten öyle Anne bir yerim kanasa ilk sana kaçarım,bir derdim olsa ilk sen
farkerdersin ,bir ihtiyacım olsa ilk sen sorarsın…

Kendime En çok kızdığım nokta ise sana layık biri olmayı daha önce başaramadığım
için… Hayatın pençesinden kurtulamadığım için oldu tüm bunlar,hayatın
güzelliklerine kapıldığım için bazen aksattım sana olan sevgimi. Affetmek için
sarılsam sana biliyorum diyeceğin laf şu olur ; olurmu evladım,olurmu yavrum ben
sana kızmadım ki hiçbirzaman.. Ağlsam koynuna sarılıp seni seviyorum desem eminim ki
ilk göz yaşı döken sen olursun..Okadar merhametlisin ki ilk yüreği yanan sen
olursun. Gün geldi Sözünü dinlemedim ve o gün , günüm ters giderdi,başıma illaki bir
olay gelirdi. ve aklıma şu söz gelirdi ; Ahı kalmaz kimsenin diye… Evet Ben o
ahları çektim seve seve çektim…Ufakken kucağına alırdın ya o an kıskanırdı alem
beni ,Alırdınız ya Anneler evlatlarınızı kucağınıza Dünya kıskanırdı sizi…

Ne güzel Demiş ; Eller kadir kıymet bilmiyor Anne,Kimse senin kadar sevmiyor Anne…
Ne güzel bir şarkı bu,Kimse senin kadar sevemez ki Kimse Senin sarıldığın gibi
sarılmaz,kimse senin titrediğin gibi titremez bana..

Ne sevgili dediğim kişiler,nede arkadaş dediklerim.. Ama gün geliyor ki o sevgili
için ,o arkadaşlar için seni bile kırabiliyoruz bazen. Giden gittikten sonra kalan
yine sensin,hiç terketmeyen yine sensin…

Gözlerim doluyor,boğazlarım düğümleniyor ve biryerden duyarsın diye susuyorum…

Mesela senin birşeye ihtiyacın olsa o an koşup gelsem Anne desem bana bunu alırmısın
desem eminim ki İçin acımadan verirsin…Sen Meleksin Anne…

Birgünü hiç unutmam Ufaktım ozamanlar, biryere gitmiştin bişey almak için 5 liran
kaybolmuştu o an aklıma geldikçe içim acıyor neden biliyor musun Anne o 5 lira ile
alacağın şey seni mutlu edecekti çünGkü o mutluluğu yaşamadığın için içim acıyor…
Aradan Yıllar geçti Ama o mutluluğu keşke yaşasaydın o 1 saniye bile Annem için ne
güzel olurdu… Tüm Annelerin Hak ettiği mutluluğu yaşamalarını Rabbimden
Diliyorum…

Yalvarıyorum Rabbim; Yalnızlığa Terk edilen Annelere yardım et, Sana İhtiyacı Olan
Her Anneye Yardım et… 1 Saniye bile olsa Mutlu Olmaları için Yardım et…(Amin)

Gurbete gidişlerde Sesine hasret kaldığım Annem… Sesini her duyduğumda içimin
güldüğü o an ne güzel..Seni Anlatmaya Kelimeler Yetmiyor ki Hiçbir kelime seni
anlatamıyor,Yazamıyorum o sevigiyi…

Anneler; sizler benim için Kıymetin Ötesindesiniz

Anneler; sizler benim için Mükemmelsiniz

Anneler; sizler hayattaki En değerlilersiniz

Anneler; sizler güzeli güzen yapan,Nur saçanlarsınız

Sizler Bir Annesiniz Hayattaki En değerlilerimiz Sizi Kırdıysak Affola… Sizi
Üzdüysek Affola…

Sizi Seviyorum ve Özür Diliyorum iyi anlatamadığım için,nekadar Güzel ve Mükemmel
Olduğunuzu Anlatamadığım için…

İyiki varsınız….

“Otistiq”

O ise benim

Bir saniyeliğine susun yalanlarım!

Anlatmamak bu kadar istenmedikse
Ve bunu hala sürdürüyorsam,
adını söylediğim ilk anda,
tüm kelimelerin, anlaşmışcasına vazgeçmelerindendir benden

Bir şiir var… Henüz okunmamış
“O da okunsa hiçbir şey kalmayacak anlamsızlığa ve sana dair.”
Sen olduğunu gözlerinden anlarım
ve yağmurlardan kaçışından…
Kaçmamalı insan yağmurlardan, eğer ki kaçabiliyorsa insanlardan kaçmalı.
Yağmur sadece senin için yağdığında belki kaçmazsın artık yağmurlardan.
Hep kaçtığından olsa gerek, buğulu camların ardından bakışların..

Sana dokununca melekler sessizce ağlamaya başlar
İçinde cennetten bir şeyler olmalı senin..

Bir şeyler söylemek istediğimde,
platonik bir senfoni çınlamaya başlar kulaklarımda.
Kelimeler dudaklarıma prangalanmışcasına, sana yetişmek bilmez.
Susmalarım bundandır gözlerine bakarken.

Dizginlemeliyim içimden gelen sesi, kelimelerle anlaşana kadar…
Derken..
Bir şiir daha var. Ama o henüz yazılmamış
“Hani o da yazılsa hiçbir şey kalmayacak yaşanmaya ve bana dair..”

.

işte böyle bazen ne yazacak yer var nede okunacak satır..
renkler ayn sesler aynı yüzler aynı bazen hep artık…
gidicek yer yok varacak liman..hepsi aynı..
dost aynı düşman aynı..
gitmek ne kadar gitmekse kalmak aynı…
ölümle yaşamı ayıran çizgi yok çünkü…
yazdıklarım aynı…
durup seyrediyoruz sadece olup biteni…
koşmak aynı…
bıkmak aynı..
aynı aynı..
farklı aynı..
sen aynı..
ben aynı..
biz aynı…
bişey yazma yazdıkların aynı..
yazdıklarım aynı çünkü..
yazamadıklarım aynı…….