Neden yoruldum?

 Neden yoruldum?

   Karanlık sokak…

 İt uğultuları ile sarsılıyor tenha sokağın sakinliği, yada içimdeki köpeklerin uğultusu olsa gerek…  ( Neden kimse  pencereden bakmıyor? )

 Tanrım… İçimde birşeyler  konuşuyor, sanırım dedikodumu yapıyorlar… ( evet  bütün uzuvlarım benden nefret ediyor…)

  Aslında  yağmur damlasında boğulmak gibi bir şey bu hayatta  yaşamak. düşünsene ( düşünüyorum ) olumsuzluklar karşısında nasıl bir şebek haline  dönüyorsun en sakar halinle kendini  bir damlada  boğuyorsun…( haklıyım )

 Boşver…

 Şimdi  rügarın  uğultusundaki  gizli melodiye kulak vermem lazım. Çok uzaklardan beni çağırıyorlar, gitmek ve gitmemek arasında  karamsarlığa  düşmüş kara düşünceler  arasında   savaş verirken, işte  yorgunluğumun sebebini,   bir nebze olsun anlata biliyorum düşüncelerindeki zafer duygusu ile  biraz rahatlama seansı geçiriyorum.  Peki ya sonrasında…

Sonrasında, Çirkin insanların tahammül sınırımı   zorlama denemelerindeki düştükleri  gülünç duruma  kendi kendime  gülüyorum. Bütün uzuvlarım benden nefret ediyor…

 mübdelası olmuşum sanırım, kaybedenlerin yolunda  kaybetme yarışına girişimlerinin…

 Yoruluyorum, yoruluyorum çünkü  ruhum sıkılıyor, bedenimle  bir uzlaşma noktasında buluşmaları için birisinin terk etmesi lazım… ruh olup uçsam mı, beden olup ruhsuzlaşsam mı ?

 Düşünüyorum, düşümdeki boş karanlık deliğin düşünceme neler kattığını  ve katarken nasıl bir hazla duyguya kapıldığımı…

 Birini düşünürken bir ötekini  hep  geçiştiriyorum ancak bunun  etkisi zincirleme olarak ters tepki yapıyor oysa ben bir çok şeyi aklımdan çıkartmayı düşünüyordum…bir çok şeyi düşünürken bunların çoğunu  geçiştirip birine odaklanıyordum, demekki ben bir çok şeyi düşünmüyorum. ( Delimiyim  yada kendimi mi  kandırıyorum?)

 Mantıklı düşünmenin aslında bunca mantıksız olaya rağmen ne kadar mantıksız  olduğu kanısına  varmam hiçde zor olmadı… Peki  mantıklı düşünme  neydi,  neden di?

 İt dalaşı oynuyorlar beynimin  bir noktasında şeytanın piçleri ! 

Ruhum temiz yalanlarını  artık söylemiyorum…

Ben aşağılık birisiyim, çünkü Tanrım sözümü tutmadım ve yoruldum…

Yalnızlığa Serenat…

Gidişini izlerken kalakaldım öylece, benim değildi sanki bu beden…Hem artık yeniden doğrulsamda ne fayda ,umut etmeyi yitirdikten sonra…

Yüreğimdeki çorak toprakları gözyaşlarımla sulayıp cennet hazırlamıştım sana…Oysa ki  yeni tükenişler getirmişsin bana, bende hayal kırıklıkları biriktiriyordum zaten, senden gelenleri de ekledim diğerlerinin yanına…

Kalemi sendin bu hikayenin, tüm sonları ve yok oluşları benim için yazmıştın…Hadi ne olur, sil baştan…

Yaramaz çocuklar gibi ellerim ceplerimde, dudağımda ıslık, korkmuyorum artık karanlıklara yürürken…Çantamda acılarım, hem kaybedecek ne kaldı ki artık…

Biraz ışık…Sadece karanlık yüzü olmamalı hayatın…Son açtığın yarayla kanlar içinde yatarken yerde…Biraz ışık…Ama hayır, öyle buyurdu Tanrı; ‘yeni umutlar yeşertmek yasak sana’…

 

‘Aynı acıyı kaç kez sevebilir insan?’ diyorum yalnızlığa…’Boşver ’ diyor, ‘Sen akıtırken gözyaşlarını ve yalvarırken seni koynuna alması için toprağa,son ana kadar seninle olacağım’…

Sc@rlett

hayaletler

Beni anlamayın!beni öldürdünüz zaten…yorgunluğumu gizlediniz kendimden.yaşamımı kirlettiniz tertemiz evlerinizde…hayat var dediniz hayat yoktu, korkuydu kaçmaktı her yerden..
   

Nefes almak gibiydi artık bunalmak, bulanmak…tasvirler yaratmak, kaybolmaktı anlatılan kalbur üstü mekanların, yarınını umursamayan kütlesel boşluklarındaki cümlesel yalnızlıklarında.oysa zaten hiç bir tümce yetmezdi büyük bir cilt dolusu tanrı’nın huzurunu anlatmaya ki yetmedi de yetinmeyen kalabalığın arayışlarını karşılamaya…

Şimdi tüm boşluklar dolmayı beklerken farkettiler tamamlanamayacaklarını…bedenlerini saçtılar ortalığa…yeni vücutlarla yalnızlığı yaşadılar daha da derinden.ölmediler hiç bir zaman yaşamamak için.hayaletlerini saldılar şehire gece yarıları…korkuttular, yordular, yoruldular, yaraladılar…ölümsüzlerdi artık…zamanı gelince son buldular…

“ephesues”

Neşem…

Bir gün sevdiğim, yanıldığın günler hatırına özlemle dolu geceler hatırına küfredip inkar edeceksin beni..  Gündüz telaşından sıyrılıp aklına gelecek geçmiş ve senin kaybettiğini düşündüğün savaşlar dolacak zihnine. Bilmediğin mücadelelerime atıfta bulunup sonu istediğin gibi bitmeyen yaşanmışların yıkılacak üstüne ve ben bi kat daha kötü olacağım kafanda.
Rüyalar neden bu kadar zor deyip uykundan uyanırken kan kaybeden ruhuma bi kez daha
saldıracaksın..
haklısın…
senin beklediklerin?
 

Benim uzatmaları oynadığım hayata fazla olduğunu göremedin, bir senle mutlu olduğum  anlardaki yaptığım hayata dair rolün oscarlık olduğunu bilemedin.. Ne çicek yetiştirdim oysa ne de uzanan ele el verdim, hep omuzumda zaten ben vardım, belki daha kolay geldi hayat böyle suçu kadere atarak, senin bu hayata verilen tek  hediye olduğunu bilerek ve inan sanırım belki de mutlu oldum güzel bişeyleri bilerek
yok ederek..

O kadar çok yalan gördüm ki belki de senin yalan olmandan korktuğum için önce ben gittim.
Yoksa yanmaya bile yüzüm yok artık….

“Temas”

Sevmek ve İmkansızlığa Rağmen Beklemek

 
Vazgeçmek gerekir kimi zaman.Pes etmek degildir her vazgeçiş. Bazen imkansızlıktan bazen de sırf karşımızdaki mutlu olsun yüzü gülsün diye
vazgeçeriz. Ama asla pes etmeyiz sevmekten ve beklemekten.
Biliriz aslında çoktan bitmiştir herşey ama kabullenmeyiz. Belki sevmedigini
bile biliriz çogu zaman bu kesindir. Uğruna ufacık bile olsa birşey yapmayacak insanın, kendimizi sevdigini zannederiz. Yani kendimizi kandırışımız olur içimizdeki o büyük sevgi. Kimisi sonsuza kadar oynar bu sevgi oyununu. Kimisinin ise o kadar şansı yoktur.En acı şekliyle ögrenir gerçegi.

Yine kabul eder mi etmez mi bilinmez herşeyin bittigini.Kaderimiz sayarız
sevdigimizi. Ne olursa olsun yine bizimmiş gibi gelir.Bİr gün bir yerde yine başlar bu sevda yine kavuşuruz zannederiz. Sevdigimizse bize kaderinde en ufak bir yer bile ayırmamıştır. O kaderini belki başkalarıyla çiziyor,senin ona sunduklarını o başkalarına sunuyor.
Susar kabulleniriz bunu da.. Başkasını sevdigini biliriz hatta kendisi
acımadan yüzümüze vurarak söyler. Bunu da sineye çekmeyi biliriz.Evlenir belki… Bazen ölür, bazen ağlar,bazen yine susarız. O hayatına devam eder biz ise hep aynı yerde bekleriz. O kahrolası umut hiç bitmez içimizde. Belki ölür… Yine bekleriz gelir diye kabullenmeyiz yok oluşunu. Onunla yaşarız onu yaşatırız.İşkence ederiz aslında kendi kendimize. Bütün bu ihtimallerin içinde hala severiz.

Karşıdan hiç umut yoktur belki de. bir haber, bir söz,bir bakış, umut verecek tek şey bile olmaz.
O zamanda hayallere sarılırız. Hayallerde yaşarız aşkı,hayallerde geliriz yan
yana, hayallerde sevdiririz kendimizi ona. Gün olur hayal kurmak da acı vermeye başlar. Artık yalnızlıgımıza gömülürüz..
Çaresizce, gülmeden,hiçbirşeyden zevk almadan yaşar gideriz.
Belki gerçekten bizi çok seven biri çıkar karşımıza ama biz yine
farketmeyiz.Çünkü sevdigimiz başkadır. Karşımızda ki ne kadar upraşsa nafiledir biliriz. Sevemeyiz başkalarınıkoyamayız yerlerine..
Halbu ki onlardan çok değer veren, çok seven insanlar çıkar karşımıza çogu
zaman. Ama biz onları içimizde öyle yüceltmişizdir ki görmeyiz bile
digerlerini. Gidenleri unutmak için hata yaparız. Başkalarında bulmaya çalışırız onlarda kaybettiklerimizi. Ama bu sadece kendimizi kandırışımız ve karşımızdakinin bedduasını alışımızdır.
Anlarız ama çoktan kırmışızdır birilerinin yüregini.
Durup beklemek mi yoksa unutmuş gibi yapıp başkalarına sarılmak mıdır doğru olan? Ne farkeder ki öyle de böyle de onlar yok ki yanımızda. Kaybettik, yenildik bi kere bu oyunda.Şanslıysak belki yada çok
imkansızlaşmamışsa sevdamız kavuşuruz kim bilir. Ama bu çogu zaman küçük bir ihtimaldir. Genelde gidenler pek dönmezler.Her ne olursa olsun tek bildigim gerçekten sevmişse bir insan son anına kadar bekler sevdigini.

Hiç gelmeyecegini bilse de bekler….
“GamzeM”

Değer Sana

Umutlarım tükeniyor her biten günle
Gelmeyeceksin diye korkuyor çaresiz bekleyen yüreğim.
Ve gözlerim hep dışarda ya geçersin de görmem diye
Önceleri bu kadar korkutmazdı gelmeyecek olman,
çünkü önceleri sende hiç gelmezdin
Her geçen gün yeni bir sürprizle çıkıyorsun karşıma
Ve çok fazla şaşırtıyorsun beni.
Ama yoruyor biliyor musun bu gelgitlerin.
Dayanmak gittikçe imkansızlaşıyor..
Ve ben herzamankinden daha fazla özlüyorum artık seni.
Gözlerini görebilmek için her zamankinden daha fazla bekliyorum gelişini.
Ne zaman bitecek bu bekleyişlerim
Ne zaman yastığa başımı koyduğumda acılar yerine gözlerini düşünüp
uyuyacağım.
Belkide hiçbir zaman…
Ama olsun yinede değer sana
Hiç gelmeyecek olsanda uğruna Bbeklemeye ve günlerce,yıllarca anlamaya
değer…

“GamzeM”

Sana Dair

Sana dair pek bişey yok elimde ama yinede söyleyeyim :

Gözlerine bakamadığım o gözlerinin, bana kaçamak bakışları zihnimde bana
kaldı…(Gözlerimi acıtıyor hala )

Sana yazdığım anlamlı anlamsız şiirlerim sana veremeden bana kaldı,

Durmadan seni yazan tükenmez kalemim, tükenip bana kaldı…

Sana her gün sevgimi anlatan onlarca cümlem, sana diyemeden bana kaldı…

Bir yalnızlığım vardı, seninle birlikte onu da terk ederim diye düşünüyordum
olmadı oda bana kaldı…

Sen giderken dilimin bana inat ”gitme ” diyemeyişi de bana kaldı…

Sana dair yazdığım bu yazı(da) bana kaldı.

Sana dair pek bir şey yok derken yalan söyledim, bu yalanımda bana kaldı…

“Boş dilekçe”

bir / iki

b-128362-duvar-copy