Nefret kusun!

Ölüm sessizliğine bürünmüş bütün sokaklar, yangından kaçarcasına kaçıyor ay bütün karanlık bulutlardan.

Bütün kusmuklarımdaki temalarım, yorulmuşluk mührü basarken, üstünde durduğum İstanbul romanımın altına, kafa tasımdaki müebbete mahkum bir tutam aklım ile özgürlüğe sırt dönmüş, küsmüş bir çocuk gibiyim.

Söylemlerimdeki her bir kelimemi gelişi güzel serpiştirdim cümlelerime, öznesel bütün olguları silerken, gizlisine takıldı bütün hislerim.

Neşter ile sıyrılmış keskin kelimelerim, zehir tadında akın parmaklarımdan, nefret kusun !

Belkide

Söylenir ki;

Çoğu zaman terkedenler oluyorken terkedilen,birisi ayrı tutardı kendisini genellemelerden..

Terkedilişleri anlatan cümlelerdi konulardakiler,hiç yaşanmamış ayrılıkları yazmak,aldanışları aldatışları…
Bu bilinmezliğin adını çok kere aradım sözlüklerden
Karantinaya aldığım duygulardı.Adını ucuz romanlardan aşk diye öğreniyorken çocuklar.. (sanırdım)
Bir ayrılık bu derece acıtır yalnızca, en çokta bir terkedilişe yakışabilirdi bu birbölüiki ruh hali
Ayrılıkları,terkedilişleri yaşayınca.Aslında hiçbir ayrılık bu kadar acıtmıyordu.
Ve anladım ki
Biz senin tarafından bile terkedilmişken insanlara sitem gereksizdi
Bizi kendi katından kovduğunu öğrendiğimiz an farketmet gerekliydi.
Anladım.Anladım da duyuramadım bir bahaneden ibaret terkedilişimizi
(Terkeden kim olursa olsun yöntem aynıymış..)
Sen benim elmamı yiyebilirdin yada bir başkası yemeyebilirdi tuzak! elmayı
Sularını şaraba çevirecek birisini bekliyorken insanlar.
(Belkide sudan ziyade şarap için)
Hala damağımdadır  gazap üzümlerinin tadı
Öyle bir terkediliş ki
Senden hiçbir ize rastlamadık
(Kendi payıma yirmi hayat yılımda)
Ben senin elçilerini hiç görmedim.Mevlana’yı yada Yunus Emre’yide tanımadım ben
Ayın ikiye bölündüğünü de görmedim.İkiye bölünmüş denizin içinden geçmediğim gibi.
Bilinçaltıma kazıdığın yarımlıkta hissettim seni

Ve aslında anladım ki
Ben senin adını duyurmak için yapılan savaşlarda öldürüldüm
(Ki ben her iki saftaydım)
Her insan öldüğünde tekrar tekrar.
Ölümleri,savaşları yaşayınca.Aslında hiçbir ölüm bu kadar acıtmıyordu.
Sustum belki bir başkası anlatır diye terkedilişimizi.
Her insanda senin nurundan bir parça olduğunu ima ediyor kutsal kitaplar
Şimdi cezalandırmaya kalkma beni ben senin depremlerinin yıkıntılarıyım…

-bir- bölü iki

mesala bazı zaman..

 bir soru gibi görünürse sana -bir-bölü iki`nin  hali ruhiyeti..

cevabının sayısındaki rakamlarda yine göreceksin -bir-i..

ve demeden -bir- asla olmayacak iki..

ve bölebiliyorsa şayet iki..

içindeki -bir-e riayet etmeli..

EYVALLAH….

noktanın püf noktası

…..tam da şimdi bahsetmek lazımdı şimdiden…

…..bunu hiç anlamadık…….

…………buyrun bakın az önce söyledik……

fakat şimdi  yine yapamadık….

..EYVALLAH…

Ayrılığın hatırasına

Az kişi bilir kuşların en güzel gece öttüğünü,
Bakma söylenenlere, çiy taneleri geceden başlar oluşmaya.
Gecelerde çoşar denizlerde dalgalar.
Ve ben en çok geceleri düşünürüm seni

Şehirler en güzel gece vakitlerinde,senle ışıklarını izlerken görülür
Dinlediğimiz en güzel müzikler de gecelerde çalanlar.
Gözlerinin en güzel göründüğü vakitlerdir gece vakitleri
Bu yüzden ben sana bir gece vakti kavuşmak isterim.

Sonra yine geceleri gelir aklıma gülüşün
Yine bu gecelerde yazılır Devrim diye duvarlara
Fakat;
Şehirlerarası bir otogarda, gece yarısı gelirmiş ayrılıklar
Söylenmeye vakit kalmayan hoşçakallarla.

Bu gecelerde anlatabilirim seni kağıda
Geride öylece kalan yaşanmamışlıklarla.
Yinede gitmeyebilirdin..Neyse belki başka bir hayatta
Ve ben bir kez daha yazıyorum seni kağıda.

Tut Elimi

Sessiz çığlıklarımda, ağlayışlarımda ve yakarışlarımda rastladım sana. Gözyaşlarımda eşgalini belirleyemediğim kişi oldun. Beklediğim kişi, bana uzanacak yardım eli oldun. Son nefesimde rastladın bana.Yaşadıklarıma inat, yaşayacaklarımın olduğunu hatırlattın bana.
Kesmişken bu hayattan umudumu , arıyorken akan göz yaşlarımı silicek birini, tanrı adeta seni gönderdi bana. Akan gözyaşlarımı silmen için değil, yüreğimdeki bu büyük boşluğu doldurman içindi sanki.

Evet evet seçilmiştin sen,özeldin çünkü,zaten öyle olman lazımdı,neyse Sanki bir rüya gibiydi seninle geçen dakikalar saatler.Paha biçilemez o anlara.Çünkü kimse sevdiğinin al yanaklarında büyük bir mavilik gölge içinde kavrulup yanamazdı, alevler içinde. Ve şimdi bırakma ellerimi, dönmeyelim geri o karanlık hayata. Kaderime terketme beni. Gözerinin maviliğinde boğulana kadar kal yanımda. Al yanaklarının ateşinde kavrulana kadar bırakma ellerimi. Ayrılma yanımdan, terk etme beni. Karanlık odamda en dip köşede gözyaşlarımla boğma beni.Bırakma ellerimi,yanımda ol yeter ki.

Hadi bu sefer senin istediğin olsun.O resimde gördüğümüz evin balkonunda oturup güneşin doğuşunu izleyelim .Tek kişilik battaniyemizi ve kahvemizi alıp, bütün benliğimizle bir sabahı daha karşılayalım.Yeter ki bırakma ellerimi, geri dönmeyelim o hayata.
Hadi şimdi tutalım ellerimizi yeni gelen bu hayatı karşılayalım. Hadi tut ellerimi ,bırakma bir daha.

” By HeadBangeR”

İnsan’ın Yeri

“İnsan dediğin nice işler görür, generalim,
Bilir uçurmasını, öldürmesini, insan dediğin.
Ama bir kusurcuğu var;
Bilir düşünmesini de.”

Bertolt Brecht

Doğum ve ölüm arasındaki zaman çizgisinde iyilik ve kötülük yapabilme gücünesahiptir… Doğruyla yanlışı adaletle zülmü birbirinden ayrır. Tüm erdemleribünyesinde barındırır. Sağduyu gibi kavramlardan uzaklaştığında da kendisinden
uzaklaşır. İnsanlığın ilk ilkesi de vicdanları sorgulamaktır.

İnsan yaşamak için, yaşadığı yere uyum sağlayarak aletler icat edip geliştirmiş ve hayatta kalabilen bir canlıdır. Zamanı sevebilmesi gülmesiyle hayata anlam katarak eli kalem tutan ve üretendir.

Yaşamda ise farklı şekillerde anlam kazanır. Ticaretde bir alıcıdır. Firmaların reklamını yapan şirketler için hedef. Borsa da ise alıcı ve satıcıdır.

Dinler de kul, baskı rejimlerinde sürüden biri. Mafya için ise temizleme işi. Doktorlar için ise bir vakadır. Yargıçlar ve savcılar içinse bir sanıktır. Askerde ise sıradan bir er ölmeye öldürmeye programlanmış bir makinedir.

Ticari televizyonlar için rating, gazete içinse haberdir. Futbol da ise taraftardır. Modacılar için giydirilmiş beden olur. Fahişeler için ise müşteridir. İnsanın tanımlanması farklı şekillerle karşımıza gelmekte.

Oysa insanı insan güzel yapar. Şiddet, zulümle beraberdir. Zulüm sevgisi olmayan insanların dayanağıdır. Zulüm ve şiddetle beslenenlerin hayalleri yeşermez. Kötülüğe aşık olanların kalpleri de işgal altındadır.

Hatıralardır insanı zengin kılan hatıralar acı veya tatlı olsa da. Gülmemiz ise bir pınardan akan su gibidir hayat verir bizlere. Yüzümüzdeki her bir çizgide o içtenliğin izleri var olur.

“Özgür Karakaya”

Yalnızlık

Yalnızlık,sadece bu sessiz çığlıklarımın ismi.Bir boşluğa haykırmatı
“neden” diye.Sadece bir karanlıkta,tek başınalık oyunuydu.Anonim
şarkılar ve şiirler yazmaktı.Bir adı bile olmayan, ufak ve tatli bir
çocuk gibiydi,sadece.
 

Ve  şimdi bu yalnızlık, cehennem gibi acı çektirir oldu.Sessiz çığlıklarımı ve haykırışlarımı duyacak kimse olmadığı için , sadece göz yaşlarım vardı.Ve şimdi öğrendim işte,hiç kimsenin asla yalnız olmadığını ve sonsuza dek yalnız kalamıyacağını.Ama aslında çok güzeldi kendini yalnız hissetmek, sadece kendin için ağlamak dertlenmek.

Ve şimdi, büyük bir kalabalık içinde koskoca bir yalnızlık yaşıyorum.Ee
o zaman kim yanlışta, yalnızlık diye birşey yoksa, nedir bu büyük bir
kalabalık içinde yaşadığım.Artık gözyaşlarımda yok.Ama yalnız
değilmişim,öyle diyorlar aslında.Peki bu yaşadığım ne ? Yoksa Böyle
birşey, ama içindeysem bu batağın nedir bu? Peki olmayan birşeymiş, ama
nasıl varolmuş? Neden bilmiyorum ama yalnız da kalamıyorum.Hiç
varolmayan birşey için neden çabalamışız ki peki?

Ve artık kurtulmak istiyorum bu boş çabalarımdan.Olmayan bir şey için
uğraşmaktan.Bir el bekliyorum, bana uzanacak bir el, tek başınalığın
göz yaşlarını silmemi sağlayacak bir mendil.Belki o zaman anlarım bu
yalnızlığı.Belki o zaman duyarlar çığlıklarımı ve belki o zaman
anlarlar anonim şarkıların bana ait olduğunu.

By HeadBangeR