Aylık arşiv: Ocak 2010
Şarkılar ve Kadınlar
Onları ilk, Işıl Özgentürk‘ün “Aldatılmış ve Terk Edilmiş Kadınlar Korosu”nda okumuştum… Şarkılar söylüyorlar, şiirler okuyorlar, aşklarından konuşuyorlardı… Yalnızlığın tanrıçalarıydılar… Akşamları bir barda buluşuyorlar, kırmızı şarap sarhoşluğunda geleceğe bakmaya çalışıyorlar, eh biraz da hüzünleniyorlardı… Ve şöyle başlıyordu anlatıları: “Birinin kara, uzun, … Okumaya devam et
Rita’nın Şarkısı
Anlatacak bir şeyleri olmalı insanın… Konuşacak, söyleyecek şeyleri… “Sessizliğin sesinde” çoğalmayı bilmeli insan… Sessizliğin sesindeki konuşkanlığı özümsemeli; kimi zaman “sevinmeli”, kimi zaman “hüzünlenmeli”… Kendi “iç dünyasını” kurabilmeli insan; o iç dünyanın kendisi için kimi zaman bir “liman”, kimi zaman bir … Okumaya devam et
Gecelerde Arşınlamak Paragrafları
Yalnızım işte bu akşam da… Kelimelerden bir haber yok, kelimeler “bihaber” bu akşam da… Kelimeler “suskun”, kelimeler “küskün”… Ah o “ketum şarkılar”, ah o “sarhoş bakışlar”… Tarifi olmaz “aşklar”, tutkusu şaşmış “sevdalar”… Ah, ah… Ah o sarı yapraklı, lacivert cizgili … Okumaya devam et
inanma
İnanma, suçu yoktur ” fikrin” dediklerinde. Bak aklın müebbet kafatasında.
Yazmamak Yalnızlaşmaktır!
“Yazamayanlara” değildir bu sitemim; yazma kabiliyeti olup da, “yazmayanlaradır”… Yazmamak “yalnızlaşmaktır” bir bakıma… Yazmamak “konuşmamaktır”! Yazmamak “başkalaşmaktır”, “bambaşka bir insan olmaktır”… “Yabancılaştırır” insanı kendine yazmamak; “yabancılaştırır” tüm hisleri, “yabancılaştırır” düşünceleri… Çünkü yazmak “çoğaltmaktır hayalleri”, “iyimserlik sihri serpiştirmektir yarınlara”, “doğruyu hissedebilmektir”… … Okumaya devam et
Son…
Daha en sona gelemediğimizden midir bilinmez, tüm başlangıçlarımızda hazırlıyoruz bitişi. Yani en başında yazılmıştı tüm sonlar. Bize düşen ise, hiç varılmayacakmışçasına o sona yürümek. Oysa ne hayaller kurulur, ne dileklerde bulunulur her yıl, her özel gün. Uzun bir ömür, sağlık … Okumaya devam et
Ruh hastası 2
-kitabın ortasından konuşmak gibi bir şeydi, rüzgara karşı işemek. -Peki ya dünya, Geceleri sanırsın ki yol üstü kerhanesi o zifiri karanlık nasıl bir fantezinin ürünüdür ki içimi gıcıklıyor ve bence geceleri kırmızı olmalıydı. – Kırmızı olmalıydı çünkü ben böyle istiyorum. … Okumaya devam et
Profesör-4: “Paris Bir Şenliktir!”
Güzel bir yılbaşı sonrasında PARİS‘ten döndüğünde 2010′un ilk günlerinin sevecenliği hakimdi üzerinde… Uçağı Atatürk Havalimanı‘na indiğinde yağmurlu bir İstanbul gecesi onu buyur etmişti… Uykusuzluğunun da verdiği yorgunlukla havalimanında bir kafeye oturdu… Bu sefer yalnız değildi, Paris’ten sevdiği kadınla birlikte dönmüşlerdi… … Okumaya devam et