23 Nisan

Sen beni daha çok sev diye birkaç kitap okudum. Ben ne yapsam biraz da seni düşünerek yaparım, eleştirme beni. Sonra fark ettim ki; gerçeğin bizden çıkmasına imkan yok. Güzellikle ilgili ne varsa geçici. Bir şey ne kadar az, ne kadar kısaysa o kadar güzel. Ne kadar dondurma yesem, “bitecek şimdi” korkusu olmadığından çocukluğumdaki dondurmalara benzemiyor tadı. Çiçekler bir aylığına açar dikenler dört mevsim. Dikenlerle derdim yok, örnek olsun diye söyledim. Hem gül geçiciyse, zaten yeri orası değildir bence. Bir şeyin geçici olduğunu anladığımda ona kayıtsız kalmaya çalışırım. Güllere dokunmam mesela. Gök kuşağını izlemek için yukarı bakmam. Arkama bakmamaya çalışıyorum, başka bir şey değil.

Geçici olduğunu anlayınca değerleniyor her şey. Bu; kaybetme korkusu. Ben seni geçici olsan da severim. Bunun kaybetme korkusuyla ilgisi yok. Ne zaman önemli bir şey kaybetsem, ne zaman çaresiz kalsam aklıma geliyorsun. Çaresizliği tatmakla başlıyor her şey. “Sen çaresizliği hiç tatmamışsın.” Televizyonda duydum bu sözü. Birbirini anlamanın ilk şartı birlikte çaresiz kalmak. Gerisi taklittir. Sen beni anlamazsın, bizi yönetenler bizi anlamaz. Anlaşılma isteği tanrı hediyesi. Tanrı anlaşılmak istedi insanı yarattı. İnsan kendini en az birisi anlasın istedi. İnsanı diğer canlılardan ayıran şey anlaşılma isteği.

Tanrım onun en büyük çaresizliği, şehir dışına çıkacağı zamanlar kedisini bırakacak birisini bulamaması. Biliyorum, isteklerin bir anlamı yoktur. Senden istediklerim daha önce senden milyonlarca kez istenmiştir, yüzbinlerce kez de vermişsindir. Bir kişiye daha versen ne fark eder ki. Bir eksik bir fazla. Benimki Tanrıyı ikna etme derdi.

Ne istediğine dikkat etmeli. Neyi çok istiyorsan ona dönüşürsün. Yürüyen arabalar gördüm ben. Tanrı bizi hurilerle, nimetlerle mi kandıracak? Hem ben günahımı bildikten sonra cennete gitsem ne olur, o günahın acısı yüreğimdedir benim, diyenleri ciddiye almam. Bir cümle uzadıkça yalan olma olasılığı artar. Şiirsel cümleler bunlar, ancak bir şiirde görünce itiraz etmemeli. İnsan da o kadar erdemli değil. Malum gün geldiğinde, Tanrım, beni bu yavşaklardan ayır. Ben cenneti istiyorum.” diyeceğim.

Bir insanın yaşadıkları gülüşüne ve gözlerine işlenir. Gülüşü, bir insanı ele verir diyor Dostoyevski. Ama onun gülüşü her şeyi unutturuyor. Karşılaşınca yine en sevdiğim şair aynı oluyor, yine aynı müzikler keyif vermeye başlıyor. Gözleri en iyi yazarlardan daha çok etkiliyor. Bakışı felsefeden soğutuyor. Onla içerken daha tatlı oluyor şarap. Neşesi sonsuza kadar sürecekmiş gibi. Onun doğum günü bile 23 Nisan. Bence bir gün karşılaşacağız yine. Onu görmemiş gibi yapacağım. Arkama bakmamaya çalışıyorum, başka bir şey değil.

“23 Nisan” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir