Ah Şu Pazar Günleri

Ah şu Pazar günleri…
İnsanın kendini bulduğu; gazetesini, kitabını okuduğu ve en önemlisi kendini sorguladığı tek gün…
* * *
Çoğu insan için “sevilmeyen gün” olarak ilan edilse de Pazar günleri, benim için çok değerlidir…
Radyomdan müzik dinlemek…
Kitaplığımdaki kitapları karıştırmak…
Gazeteden beğendiğim kupürleri kesmek ve onları dosyalamak…
İnternetten makaleler okumak…
Yazdığım şiirlerime yeni anlamlar yüklemek…
Birer vazgeçilmezdir benim için, Pazar günlerinde…
* * *
Belki de kendimi bulduğum için severim Pazar günlerini…
Birçok özelliğim bu günlerde dışa vurmuştur kendini çünkü:
İlk yazı denememi Pazar gününde yapmışımdır mesela…
Gazete kupürlerimi arşivleme fikri ilk kez Pazar günü gelmiştir aklıma…
Çoğu kitaba Pazar günleri başlamışımdır okumaya…
* * *
Pazar günleri bana göre insanların kendilerini sorguladıkları tek gündür…
Bir haftanın yorgunluğunu atmalarının yanı sıra, bir haftanın muhasebesini de yapma fırsatı bulurlar…
Kendilerini iyi-kötü eleştirirler mutlaka…
* * *
Pazar günlerinin güzelliği insandan insana değişiklik gösterir elbet…
Çünkü ertesi gün Pazartesi’dir…
Ve Pazartesi hastalığının belirtileri başlamıştır çoktan…
İçindeki puflamalarla gelir akşam vakti…
Üzerindeki atalet demir atmıştır günün durağanlığına…
Ertesi gün pervaneler dönmek istemez pek…
Mıhlanıp kalır öylece…
* * *
Pazar gece 12 olduğunda ise, ayrılık vakti gelmiştir artık…
Pazar’ın ertesi oluvermiştir…
Bir haftalık maratonun startı verilmiştir…
Pazartesi mendil sallar Pazar’a…
Bir hafta sonra görüşmek ümidiyle” dercesine…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir