Anladım.

Yedi yaşımdaydım. Gri akşamüstleri olan bir kentin ayak parmaklarını donduran soğuğunda en çok özlediğim babamdı. Gelmeyeceğini anlayınca üşüyen hayallerimi de alıp eve dönerdim.

Denizlerin atlaslardaki gibi mavi olmadığını anladığımda sekiz yaşımdaydım.  O gün, düşlerimdeki bütün mavileri açığa aldım. “Ne bekliyordun ulan eşşoğlueşşek” olmuştu babamın tesellisi..

Ve şimdi.. Ne kadar zaman geçtiğini saymıyorum artık. Çünkü ben hep; bırakıp gittiğin yaşta kaldım. Denizlerin saydamlığını, babamın bazen gelemeyebileceğini, düşlerimdeki renksizliği anladım da, bu yaşıma geldim yokluğunla nasıl başa çıkmalıyım, işte onu anlamadım.

Ama biliyorum, geçecek birgün.  Kaç bin yıl kaldı şunun şurasında seni unutmama ?

“Anladım.” üzerine 2 yorum

  1. babalarımızda belki gri akşamütleri bekledi birilerini..
    belli ki babalarımızda terkedilip onlardan gidildiği gündeki yaşlarında kaldılar..sonra annelerimiz çıka geldi.. o cadılarmıydı yoksa babalarımızdan en başta gidenler..ne o yoksa geri mi döndüler..yahut babalarımız mı başka bi hatuna tutulup ete kemiğe bürüdü bizleri..bendeniz gri akşamüstleri birilerini bekleyen adamın torunu..başka bi hatuna tutulan adamın oğlu ve yüzyıllar sürecek bi oyunun herhengi bir yoluyum..oyun bozanlık yapma..düşmesin yüzün..mecali kalmalı yüzlerimizin yeni terkedilişler için..

  2. Gri akşamüstleri…Bahçe kapısı önünde bekleşmeler, gelme vakti yaklaşan kişiyle paylaşılmak için küçücük ama aslında çok büyük hafızalarda tutulanlar, ve nihayet gelen ama cismiyle gelen ama ruhu olmayan insan…
    Ve sonu hiç gelmeyecek, birikenlere bir yenisi daha eklenecek olan terkedilişler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir