Aslında o nefes almıyordu


Gideceğin yerin esiri olmaktı yolculuk, geride bıraktıklarını düşünmeden kanmaktı bir suya doya doya. Bir pamuğa takılıp yavaşça aşağı inmekti. Ucu bucağı olmayan düşler kurmaktı. Deniz üstü sevdalarda gezindikten sonra durulmaktı. Derinlikleri merak edip dalmaktı. Ya da hiçbir hazza kanmamaktı. Sadece beklemekti.

Bir gün açelya kokusunda bir gün zakkum kenarında uyanmaktı. Gölgesinde bağdaş kurup bir ağacın yitirdiğin sevdiklerini anmaktı. Sonra başka bir dalda açmaktı. Yolun sonunu bile bile yürümek çocukça düşler kurmaktı. Dilin kamburlaşıncaya kadar susmaktı. Çenen yoruluncaya kadar gülmekti. Ama sadece ona… Gülüp gülmediğine, sen diye mi siz diye mi konuştuğuna bakmaktı.

Uzun zamandır dinlemediğin bir şarkıda kaybolmaktı. Belki on yıl sonra duyduğun bir sesle irkilerek… Yağmurla yarışmaktı. Melodine yazılmış şiirleri dinlemekti. Noktaları mezarlara benzetip yine de okunması için ardında bir taş bırakmaktı. İlkleri önemsemekti usanmadan ve sonlara meraklanmaktı… Ya da kendini kapatmaktı.

Düşleri sahipleriyle tanıştırmak, sadece dalga sesine yoğunlaşmaktı. Deniz gibi dalgalarını yüreklendirmekti ve yamacına taşları da sığdırabilmekti. Denizi seyreden sevgilileri seyretmekti. İhtiyacı olmasa da insanlarla yaşayabilmekti, yeri geldiğinde onlara bakabilmek, istediklerini yapabilmekti. Patronunun sert tavırlarına karşı yumuşak, ailesinin umursamazlığına karşı hoşgörülü olabilmekti.

Yolculuk seyre dalmaktı… Hem içinde hem de gittiğin yerde

Başka bir sokakta olabilirdi, başka insanlarla tanışabilirdi. Ama onu seçmişti işte… Sadece dün doğumunun 37. Yılını kutluyordu… Yaşadığı 3-4 ay dışında mutlu olmamıştı. Böyle hissetmesine neden olan kendisiydi. Ama dinlediğinde kendine bile anlatamazdı. Yaşadıklarını yazdığı kâğıtlardan okuyabilirdin eğer şanslıysan, duyamazdın. O kadar kapatmıştı kapılarını dünyaya. Aldatılmıştı çünkü âşık olduğunu sandığı kadın tarafından. Gelecek planları yaparken ayrılmışlardı vagondan, bir daha mektup gelmemişti ondan. Oysa ilk kez ruhu olduğunu hissetmişti, gidince yine kapılarını kapadı dünyaya. Gelecek hayalleriyle tek başına kalmanın, ilk kez inandığı birinden bu şekilde ayrılmanın hüznünü taşıyordu eminim son kez de olsa gözleri… Ben göremedim…

Hayata sızan birkaç mutlu ana şükredip durdu sonra, başında ağlayanların duymayacağı sessizlikte. Aldırmadı ki zaten duysalar da bir şey olmazdı. İlgilerini ölürken de çekememişti. Okuyan hissedebilirdi yaşadıklarını, büyülü bir kalbe sahipken kalbini sadece o kadına sakladı. Ve ikisi de artık yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir