hey sen ben mi diyen

hey buraya bakın sende sende..

yazılarını okuduğun insanların..

neden yazdıklarına dair bi fikrin oldumu..

mesela nasıl bi surat karşıladı bugün onları..

ne kadarını açtılar içlerinin..

en son nezaman sevdiler veya sandılar..

mektuplarını hangi sandıklarda sakladılar..

şairler mesela..

mesela orhan veli..

nekadar orhan veli idi..

içinden ben daha zor şairleri tanıyorum dedin dimi..

hey bunu diyen…

evet sen..

terketsene siteyi..

biz zor şairler değiliz..

aşkın senin  sandığın ve yanıldığın kadar zor olmadığıyla yüklü vagonlar taşıyan gemileri yüreğinin en küçük kılcalına sığdırmış bi damarın dolaşımıyız..

anlamadığın kadar varmış dimi..

bir bölü ikiyiz…

birdaha bölsek..

bölerken yine düşünecegiz..

hadi saat geç oldu..

kapat damlayan suyu..

sen bunları boşver..

şimdi rahatça uyu..

(ney)-i(di)

kayanın başında oturan adam ney çalmada..

insanların bazıları bunu duymada..

bazıları duymamada..

neyden önce yaratılan insan..

neyden sonra çalmaya başladı neyi..

neyden sonra biliyormusun..

neyden sonra değil..

şeyden sonra..

şeyden işte..

şeyden..

herşeyden..

ayrıldı belliki birşeyden..

düşündü sonra ( bir)-şeyi..

ve üfledi neyi..

ama nei(y)i..

-bir- bölü iki

mesala bazı zaman..

 bir soru gibi görünürse sana -bir-bölü iki`nin  hali ruhiyeti..

cevabının sayısındaki rakamlarda yine göreceksin -bir-i..

ve demeden -bir- asla olmayacak iki..

ve bölebiliyorsa şayet iki..

içindeki -bir-e riayet etmeli..

EYVALLAH….

noktanın püf noktası

…..tam da şimdi bahsetmek lazımdı şimdiden…

…..bunu hiç anlamadık…….

…………buyrun bakın az önce söyledik……

fakat şimdi  yine yapamadık….

..EYVALLAH…

.

işte böyle bazen ne yazacak yer var nede okunacak satır..
renkler ayn sesler aynı yüzler aynı bazen hep artık…
gidicek yer yok varacak liman..hepsi aynı..
dost aynı düşman aynı..
gitmek ne kadar gitmekse kalmak aynı…
ölümle yaşamı ayıran çizgi yok çünkü…
yazdıklarım aynı…
durup seyrediyoruz sadece olup biteni…
koşmak aynı…
bıkmak aynı..
aynı aynı..
farklı aynı..
sen aynı..
ben aynı..
biz aynı…
bişey yazma yazdıkların aynı..
yazdıklarım aynı çünkü..
yazamadıklarım aynı…….

( : (

söyle söyle söyle..

iki noktayı üst üste koy parantezi kapat..

oh ne rahat..

maskelerimizi gittiğimiz heryere götürdük..

sona bişey olmamış gibi indirip maskelerimizi..

cikka dedik..

ben oynamıyorum kardeş..

bu oyunu bilmiyorum…

tapa zamanı gelmiş mahalleri özledim..

bir suretinide size bırakıyorum suratımın..

baktıkca tanır..

iki noktalı parantezleri kapatırsınız..

“karafaki”

..e(p)n eski..

eskisi gibi değil eskiler..

eskiden daha bi eskiydi eskiler ..

eskiden ne varsa eskilerde vardı..

şimdi ne varsa daha eskilerde var..

bide eskiden abla eskin varmı diyen eskiciler vardı..

eski radyolar gibi eskiyen..

eskiden  sevgililer …

eski filmlerdeki gibiydiler..

şimdi eski filmler bittiler..

hepsi

bir -rüzgar gibi geçti-ler..

“karafaki”

o böyle

sofraya bağdaş kurdu..

soğanın tepesine vurdu..

bulguru kaşıkladı durdu..

ayrana battı bıyığı..

sofraya sildi..

baba yadigarı tabakadan

bi cigara sardı..

efkara daldı..

kara lastiği geçirip ayağına..

yürüdü beethoven konserinin

verildiği sokağa..

“karafaki”