Ay Tutuldu.. Anla..

“şimdi sesinde demlenmek vardı.. avuç içlerinde kaybolmak..

bir şiirin kafiyeleşmesine  yataklık etmek..

ve sonuna kadar hüküm giyip mavi gökyüzünü seninle özlemlemek..

senliliğin o derin kuytularında yankılanmak tek seste..

belki de esmek o ayrılıklara uzak kentlerde.. sessizce..”

.

.

.

Zamanın zamansızlığında, geçmekte zaman..
Ayrılığın en acıtan açılan yarasını sararken, yüreğimi özlemlere karşı besliyorum..
Belim bükük, her defasında kırılan kalbimi toplamaktan,
dağılıp saçılan etraftan..
Gidişin ya da gönderilişimin bir anlamı var biliyorum..
İlkkez “anlamlandırmaca” oyununu oynamıyor,
kör ebe olup kendimi yakalıyorum..

bunun adı ayrılık..

.

.

.

Düşlerime bir düş giriyor..
Gerçek ya da gizli özne olduğumu karıştırıyor,
Yüklemi bilinmez 3.tekil şahıs üzerine yazıyorum..
Biri vardı diyorum..
Zamansız hatta alakasız zamanlarda tutardı elimi..
Ay tutulmasından da güzeldi ,tutuşu elimi..

.

.

.

Sarıp sarmaladım yüreğimi kırılmasın üzülmesin diye..
Çam kokulu sandıklara kitledim, kapılıp şiir dillere kanıp gitmesin diye..
Şimdi sırt sırtayız yalnızlığımla..
Bazen neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğini söylüyoruz birbirimize,
çok görmüş geçirmişcesine..
Bir gün gözgöze geldiğimizde yalnızlığımda gülecek yalnız oluşuna..
Bense yalnızlığımla birlikte yalnız kalamayışıma..
.

.

.

“şimdi seninle o tepelerden denize atlamak vardı..
Alabora olup kalp çarpıntısıyla çalkalanmak dalgalara inat..
Yokuş aşağı koştuğumuz yoldan nefes nefese rüzgar yemek..
Kaymaklı bisküvinin kaymağı için kavga etmek..”
.

.

.

Gittin..

Yollar yokuş aşağı koşulamayacak kadar  yokuş şimdi

Tepelerden kayalar atlıyor denizlere

Kokusunu sevdiğim yosunlar kıyılarda birikmiyor artık..

Anlamaya çalışma..

Martısız deniz oluyormuş..

Yürek, yalnızlığını okşadığı sürece

Ay yine tutuluyormuş,

tutulmasa da elim başka ellerce..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir