Bayağı Hüzünler

“Biliyor musun artık herkesin ciddi bir ilişkisi var” dedi.

Biliyordum dedim. Daha doğrusu tahmin ediyordum böyle olacağını. Ben hep, herkesin bir şekilde anlaşacağına ve sonunda benim yalnız kalacağıma inanmışımdır. Çocukken, yağmur yağdığında kimse evinden dışarı çıkmazken ben çıkardım. Sokakta tek kalırdım. Birilerinin dışarı çıkmasını beklerdim, kimse dışarı çıkmazdı. Canım sıkılırdı ve bir saçağın altında çömelip yağmurun dinmesini beklerdim. Yalnız kalmaya hazırlıklıyım çocukluğumdan beri ama ne zaman gelse ani gelmiş oluyor bu yalnızlık.

Bir söz hatırlıyorum. Güneşin altındaki her şey değersizdir. Neden bu kadar zaman sonra böyle anlamlı oldu benim için bilmiyorum. Ne zaman bir şeyleri kaçırdığımı düşünsem ve eksikliğini hissetsem bir savunma cümlesi olarak gelir aklıma. En son mezuniyet törenine katılmadığımda söyledim kendime. Yine bir şeyleri kaçırdığım hissine kapıldım. Fazla konuşmadım, ucuz felsefe yapmak işime gelmedi. Ne söylediğin önemli değildir, kimin söylediği önemlidir derler. Benim durumumda saçmaydı.

Karşımdaydı. Bana, zamanın geçtiğini, artık çocuk olmadığımızı, geleceği düşünmek gerektiğini tek bir cümlede anlatmıştı. Artık herkesin ciddi bir ilişkisi vardı. Ne söyleyeceğimin önemi yoktu. Hem zaten ne söylediğin önemli değildir, ne zaman söylediğin önemlidir. Ben bir şeyleri kaçırmıştım. Yine yağmur yağıyordu.

Ah senin aşk üzerine sözlerin. Vasat bir şarkının, müziğinden de vasat sözlerine benziyor. Bana söylediğin sözleri biriktiriyorum. Sonra yüzüne söyleyemediğim şeylerden paragraflar yapıyorum. Bildiğin gibi, aklımdan geçenleri anlatmayı sevmiyorum. Hem böyle yapınca sana cevap hakkı vermemiş oluyorum tartışmayı anlamsız bulduğumdan. Yine yağmur yağıyor.

Bir ırmağın sel zamanı taşıp kenarda oluşturduğu su birikintisiyle, havalar düzelince bağlantısının kesilmesi geliyor aklıma. Canım sıkılıyor. Yağmur diyorum, yağmasaydı böyle olmazdı. Yağmur dinince ana su ile bağlantısı kesiliyor birikintinin. Güneşle buharlaşacak. Su birikintisine bakıyorum. “Bulanık göl sularını şaraba yeğlemişsin.” diye geçiriyorum içimden. Yağmur diyorum, bana yalnızlığı hatırlatıyor. Sonra Karadeniz’de çok yağmur yağar diye geçiriyorum içimden. Gitsem mi acaba. “En sevdiğim şiir yağmur kaçağı” dediği geliyor aklıma. Ne saçma lan diyorum. Yağmur götürecekmiş adamı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir