Bazı Ölümler, Bazen Ölümler

Küfürbaz martılar öldürecek seni bu gece. Denize kıyısı olan kentlerden uzak durmalısın. Ya da kıyıya vuran balinaların şizofren ruhlarına takılıp, yüzgeç taklidi yaparak cennete kaçmalısın.

Fazla uzağa gitme. Gideceksen de küfürbaz martılara sakın yüzme öğretme!

Seninle aynı kurşun çekirdeğini paylaşabilirdik. (Bu, hayatım boyunca canımı yakacak geçmiş zamanlı tek cümle) Bize “nanik” yapıp kaçan aşkların ardından ana avrat dümdüz gidip, ilk aradan sola kaçabilirdik. Tenhada kıstırıp ayrılıkları, ağız burun dalabilirdik. Öldüresiye hem de. Nuh’un gemisine kaçak binip, senden başka kıyısı olmayan herhangi bir şehrin limanında sıvışabilirdik. Cennete uzanan bir köprü yapabilirdim sana. Köprünün kendisi olabilirdim ya da…

Ama sen istemedin.

Gece uyurken yastığının altında sakladığın intihar mektuplarındaki anlatım bozukluğu kadar bile sevmedin beni. Kelime sonunda ayrı yazdığın –de – da bağlaçları bile daha yakındı sana benden. Adım, “hoşça kal” dan sonra gelebilecek en uygun kelimeydi senin için…
Başka bir anlam da ifade etmiyordu zaten.
Zaten benim de bir adım yoktu.

Bu yüzden adı olmayan cesetleri bana benzetirler bu şehirde. Her biri farklı dillerde ölmüş. Senin de öldüğün gibi. Hiçbir zaman anlamlandıramadığım varlığının, başka bir açıklaması olmasa gerek…

Hala adını sayıklayan cesetleri, bana benzetirler bu şehirde. Ve ben en çok anadilimde ölmek isterken üstelik… (Bu, hayatım boyunca canımı yakan şimdiki zamanlı son cümle)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir