Belki Yine Başı Dönüyordur

Yıldızların bile sonu var. Bu hayatımın en berbat gerçeklerinden biri. Sonuçta sana bir ışık yılı uzaktaki bir şey, ömrü ortalama yetmiş yıl olan insanla aynı sonu paylaşıyor. Benim çocukluğumda işler öyle yürümezdi. Ev çok kalabalık olduğunda (ki çok sık olmazdı bu) alışkın olmadığımdan herhalde, balkona çıkardım. Dirseklerimi kolonlara dayayıp, ellerimle suratımı avuçlayıp bir yıldız olmayı dilerdim veya bir yıldız kadar parlak olmayı…

Şimdi de ne zaman gökyüzüne baksam uçacakmış gibi olur bana. Yine herkesten sıkılınca, uzayda bir yerlerde başka yaşam formları olup olmadığını düşünürüm. Şimdilerde sana gelemeyeceğimi biliyorum, nasıl bir kelebek kadar baharsın, nasıl bir yaprak kadar yeşil ve titreksin; nasıl titretirsin içimi, biliyorum. Yıldızların da Allah belasını versin, bir gök kadar derin bakışlarının da… Nerden geldin girdin aklıma demiyorum.

Ama diyorum ki; keşke böyle yalın ayak, üstüm başım yırtık, ağzım yüzüm pislik içinde hissetmeseydim. Bir Kibritçi Kız kadar üşümeseydim. Gargamel kadar kötü olmasaydım mesela… Her kurbağanın prens olabileceğine inanacak kadar çocuk kalsaydım.

Hem o zaman daha içli severdim seni. Gülerdin, göz bebeklerinden başlardın gülmeye ama. Bir hikaye olurdu böyle peşinden ekmek toplar gibi gelmelerim. O zaman her şeyin bir mantığı olmak zorunda olmazdı. Bulutlarda yaşayabilirdik. Hatta iki yıldızın arasına hamak kurabilirdik! Güzelliğine ancak bir Tanrının gücü yeterdi.Gülüşün yine çiçek açmış erik ağaçlarını hatırlatırdı.

Kalbim kırıkmış, zoruma gidermiş yokluğun, aklım bilmem kaç karış havadaymış ne önemi var? Sen ağlak bir masala benzemişsin, daha ne kadar ileri gidebilir bu zaman denilen sarhoş adamın teki?  Düz yolda bizim gibi ayağı mı takılıyordur? Belki yine başı dönüyordur, keşke yine başı dönüyordur da aynı yere savruluyoruzdur. Belli mi olur?

“Belki Yine Başı Dönüyordur” üzerine 3 yorum

  1. rüzgar bazen ters eser… ve rüzgar gelmeden tozların yüzüne savuracağı kum tanelerini görür gözlerin… bile bile açıp bakmazsın sende…

    çok ihmal ediyorsun beni

  2. daha fazla hüzün istiyorum. bu yüzden seviyorum okumayı. daldan dala atlayıp yine yokluğa yokluğun sokağına konan kuşlar gibi.

    eksiklik gerçekten kötü. kelimelerin karun’u olup sevmekte sefil kalmakta kötü.

    yazarım sana uygun bi zamanda. küçüğüm..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir