Belkide

Söylenir ki;

Çoğu zaman terkedenler oluyorken terkedilen,birisi ayrı tutardı kendisini genellemelerden..

Terkedilişleri anlatan cümlelerdi konulardakiler,hiç yaşanmamış ayrılıkları yazmak,aldanışları aldatışları…
Bu bilinmezliğin adını çok kere aradım sözlüklerden
Karantinaya aldığım duygulardı.Adını ucuz romanlardan aşk diye öğreniyorken çocuklar.. (sanırdım)
Bir ayrılık bu derece acıtır yalnızca, en çokta bir terkedilişe yakışabilirdi bu birbölüiki ruh hali
Ayrılıkları,terkedilişleri yaşayınca.Aslında hiçbir ayrılık bu kadar acıtmıyordu.
Ve anladım ki
Biz senin tarafından bile terkedilmişken insanlara sitem gereksizdi
Bizi kendi katından kovduğunu öğrendiğimiz an farketmet gerekliydi.
Anladım.Anladım da duyuramadım bir bahaneden ibaret terkedilişimizi
(Terkeden kim olursa olsun yöntem aynıymış..)
Sen benim elmamı yiyebilirdin yada bir başkası yemeyebilirdi tuzak! elmayı
Sularını şaraba çevirecek birisini bekliyorken insanlar.
(Belkide sudan ziyade şarap için)
Hala damağımdadır  gazap üzümlerinin tadı
Öyle bir terkediliş ki
Senden hiçbir ize rastlamadık
(Kendi payıma yirmi hayat yılımda)
Ben senin elçilerini hiç görmedim.Mevlana’yı yada Yunus Emre’yide tanımadım ben
Ayın ikiye bölündüğünü de görmedim.İkiye bölünmüş denizin içinden geçmediğim gibi.
Bilinçaltıma kazıdığın yarımlıkta hissettim seni

Ve aslında anladım ki
Ben senin adını duyurmak için yapılan savaşlarda öldürüldüm
(Ki ben her iki saftaydım)
Her insan öldüğünde tekrar tekrar.
Ölümleri,savaşları yaşayınca.Aslında hiçbir ölüm bu kadar acıtmıyordu.
Sustum belki bir başkası anlatır diye terkedilişimizi.
Her insanda senin nurundan bir parça olduğunu ima ediyor kutsal kitaplar
Şimdi cezalandırmaya kalkma beni ben senin depremlerinin yıkıntılarıyım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir