Ben 14 yıl, 10 ay, 3 günlükken…

Kapı kapandığında dört duvarın bir parçası oluyor. En çok da ben kapadığımda… Bulaştığım her işte kendimden bir şeyler bırakıyorum. Sıkı sıkı kapıyorum kapıları. Yamalı duvarlar yapıyorum yani. Sanmayın sonra masama oturduğumda durmadan ders çalıştığımı. Kanadığım zamanlar daha uzun. Yorganı başımın üzerine kadar çekiyorum. Nefes alamıyorum. Karanlığa doyamıyorum. Dedim ya hayatımı kendime benzetmek için bulaştığım her işte kendimden izler bırakıyorum.

Duvarları maviydi. Ben sadece tavanı görebiliyordum. Hapsedilen çocukluğum vuruluyordu. 14 yıl 10 ay 3 günlüktüm. Ve işte amaç buysa eğer ispatlamıştı benden güçlü olduğunu. Kimseler bilmedi o gün orda ne yaşadığımı, görmedi kimseler ruhumun yarasının o gün açıldığını!

Gözlerimi sıkı sıkı kapatıyorum. Canımı acıtana kadar… Hadi ama o kadarcık acıdan bir şey olmaz. Küçükkken saklambaçlarda gözlerimi çok sıkı kapadığımda beni kimseciklerin görmediğine inanırdım. Sonra… SOBE! Benim karanlığım içine yalnız beni alırmış, öğrendim.

Hadi herkes o iğrenç avuçlarını duvarlara bir kez daha vursun! SOBE!

Bir’in nasıl hem var olup hem yok oluşunu anlayamadım hala. Büyükler söylerdi bazen uyumadan önce. O zamanlar uyurdum. Uyuyup uyandığımda unuttuklarımdı dizimdeki yaralarım! Oyuna almadıklarında, saçımı çektiklerinde anneme anlatıp ağlar ve uyur unuturdum.

14 yıl 10 ay 3 günlükken ruhum vurulmuştu. Tuzdur bu yaraya iyi gelen, biliyorum. 4-5 yıl oldu ve ben kapadım üstünü tuzlarla artık o darbenin. Ama hani yağmur yağıyor ya bazen o gün olduğu gibi; işte o zaman su alıyor direncim. Islanıp batıyorum.

Ancak gülmüş gibi yapabiliyorum, özür dilerim.

 

HayalperestT

“Ben 14 yıl, 10 ay, 3 günlükken…” üzerine 2 yorum

  1. Zifir karası akşamlara gerek yok
    Kapılar kapansın yeter
    Göz gözü görmeyen
    İşte karanlık
    Bakmak istemiyorsan ona
    Pencerende yoksa
    Kapat gözlerini
    Karşında yine aynı karanlık
    Dokunma duvarlara
    Kanatır ellerini o duvarlar
    Sakın yaslanma kapılara
    Kapılar açılır karanlık boşluklara

  2. Her insan ıssız kalmak ister çünki buna ihtiyacı vardır fakat her nekadar kendisi istesede birbaşkasının onu sessizliğe terkedip gitmesine razı olmaz. Issız kalıp sonsuzluğa erişme isteği her an her saniye uyumakta olan yüreğinin başucunda bağdaş kurup oturmuşsada gözlerini arlayıp aralamama tereddütünü yaşar zihni, üzerine çekmiş olduğu en masum hayaller örtüsüne sıkı sıkıya sarılır aslında ne istediğini bildiğine emin olmadan. Gözleirini yumup nereye ve nasıl gitmek istediğini bilmeden koşarcasına baktığı hayat penceresini sertçe kapatıştır bu kirli ve iğrenç ütopyalara.
    Ama halbuki doğru zamanı beklemeden etraftan gelen haykırışlara aldırmadan yola birkere çıkma eğilimi gösterebilse bütün ıssızlıkları terkedip yalnızca birtek küçük adım atabilse geriye bakmadan, görecektirki geceleri mavi yıldızlar, gündüzleri yağacak yağmuru beklemeden çıkan gökkuşağı, denizleri terkedip gökyüzünde cilveleşen yunuslar ve tüm kainat ona bu yolda hep destek çıkacaktır.
    YETERKİ ONLARI GÖREBİLECEK ÖZGÜVENE SAHİP OLABİLDİĞİNİN FARKINA VARABİLSİN GEÇMİŞİNİ YARGILAMADAN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir