Bir “Elveda!” Şarkısı

Derin bir sessizliğin içindeyim kaç zamandır…
O sessizlikte kendimi dinlemekteyim…
Her seferinde; birkaç yılın biriktirdiği, birkaç yıldan beri kendime söyleyemediğim birçok “ses”, “Beni de duy! Beni de duy!” diye diretmekte…
Onları duyacak olmamın, onları duyarak bazı gerçekleri –artık– kendime de söyleyecek olmamın sıkıntısı hakim üzerimde şu sıralar…
Yürek atışlarımda, soluk alıp verişlerimde, yeni bir güne uyanışlarımda bir yorgunluk, bir yorgunluk…
Biliyorum, bu sıkıntı, bu yorgunluk belirtisi “yağmur” yağmazlıktan, yeni bir ruh iklimine girecek olmamdan, eski ezberler bozulurkenki karın ağrılarından ileri geliyor…
Biliyorum, bu süreç atlatılsa, olmayacak hiçbir şey eskisi gibi; herkes kendi yoluna gidecek, her insan kendi tercihiyle yaşamayı sürdürecek…
* * *
Son bir-iki aydır kimi “dost”lardan, kimi arkadaşlardan hiç beklemediğim tepkiler alıyorum…
Kimisi uzun zamandır içinde biriktirdiği nefreti kusuyor üzerime; kimisi “çıkarcı”, “tüccar zihniyetli”, “adamsendeci” olduğumu ileri sürüyor; kimisi de -sessiz oluşumdan dolayı- “kapalı bir kutu”ya dönüştüğümden yakınıyor…
Başta üzüyor –elbet– beni bu eleştiriler; ama sonra da düşündürüyor, uzun uzun…
Örneğin yazılar kaleme alan birini düşündürüyor ilkin…
Yazarak konuşan, yazarak çoğalan, yazarak açılan birini!
Okuduklarını, öğrendiklerini, düşündüklerini çevresiyle paylaşan birini!
Sözcüklerle oynaşan, söz öbekleriyle koklaşan birini!
Bunları yaparak mutlu olan birini! Başkalarını mutlu ederek mutlu olmayı başaran birini! Mutluluğu “mutluluk” sözcüğüyle bile çoğullaştıran birini!
Sonra da “çıkarcı”, “tüccar zihniyetli”, “adamsendeci”, “kapalı bir kutu” olduğumu ileri süren (!) kör zihniyetleri…
Zavallıcıkları!
Ve anlıyorum ki, bunları söyleyenler beni tanımamışlar, beni anlamamışlar bile bu zamana değin; anlamaya çalışmamışlar!
* * *
İhanet yağmurları”nda ıslandığını hissediyor insan böyle anlarında hep…
Çırılçıplak kaldığını duyumsuyor…
Gözyaşları kimi zaman yaşadıkları için dökülüyor yanaklarından, kimi zaman o gözyaşları daha da olgunlaştığını düşündürüyor insana…
İşte o an belki bir öykü okusa, bir romanın sayfalarını karıştırsa; hüzün bulutu dağılmış olacak üzerinden, karanlığa büründürdüğü odasının perdesini açıp odasına güneşin girmesini sağlayacak, sevgilisinin gözlerindeki ışığı, yaşama sevincini yakalayıp hayata yeniden tutunacak…
Daha çok yazacak…
Kim bilir belki –bu sefer– daha hızlı tükenecek kaleminin mürekkebi…
Daha çok konuşacak o suskun sözcükleri…
Daha çok haykıracak, daha çok serzenişte bulunacak…
En önemlisi de –asla– susmayacak!
* * *
Edebiyat, sanat, tarih, felsefe, sosyoloji… “Kültür”ü oluşturan her bir şey…
Benim hayatım, bu ki; benim tercihim bu!
Sen neden yaşam tarzıma müdahale etmekle uğraşıyorsun!
Kelimeler birleştiricisiyim ben, kelimeler birleştiricisi!
Anladın mı!
Kelimeler biraraya getiricisi!
Yaşamı anlatan paragraflardan cümleler toplayıcısıyım, cümleler toplayıcısı!
Tıpkı Ece Temelkuran gibi “yeryüzü kayıtları tutan biriyim” ben; “hakikat işçisi” yahut “yazı gündelikçisi”!
Sen kendi yaşamında, kendi örümceklerinle yaşamayı sürdür!
Örümceklene örümceklene ör ağlarını!
Kendi boşluğunda kaybol ve boş gözlerle bak dünyaya!
Girme benim sınırlarımın içine, yeter ki!
Uzak dur benden!
Boşa zaman harcamak zamanı değil çünkü, boş uğraşlarla vakit tüketmek zamanı değil!
Hayata yeniden başlamak zamanı şimdi; paylaşarak çoğalmak ve kendini tanımak zamanı!
Sen kendini tanıyamamışsan ben ne yapabilirim ki?
* * *
Şimdi ise -şu yağmurlu şubat ikindisinde- Abdülvahap El-Beyati‘nin “Nazım Hikmet’e Ağıt” şiiri çınlıyor kulaklarımda:
Gülüm aydınlık kapısı çocukluğumun
Bir daha geçmeyeceğiz bu köprüyü
Akşam çökmeyecek üstümüze bir daha
Paris öldü gülüm, öldü Paris!
Elveda yaşayan dostlar, elveda!

Ve benim de dilimde şu ketum şarkı…
Haydi, çal kemancı:
Elveda eski ‘dost’lar, elveda!

“Bir “Elveda!” Şarkısı” üzerine 2 yorum

  1. ne kelime birleştiricisi ne de cümle toplayıcısı olabildim… ama yazılarınızın takipçisi olabilirim galiba…ayna tutan yazılar için teşekkür ederim…

  2. ya gerçekten güzel bi yazı.okudukça………bendende elvada dost sandıklarıma..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir