Bura Benim Yerim

 

İnsan bir akrabalarını, bir de hayattan soğuyacağı zamanı seçemiyor. ‘Ya yeni geldim az sonra zoruma gitsin’ diye bi durum olmuyor ne yazık ki. Zaten önemseyen biri değilim bu durumları. O kadar çok duygunun anasını ağlatıyoruz ki, öte kay dediklerinde bura benim yerim diyemiyoruz.

 

Birini çok seviyorsan da uzak durmalısındır bence. Huysuz bir insan olarak kimsenin bana sonsuza kadar dayanabileceğini sanmıyorum. Birine ‘ya dur gitme, alışkın değilim ben’ diyemiyorsunuz. Herkesin bir gitme hikayesi var öyle değil mi?

Böyle acı olmasına rağmen tadından vazgeçemediğim cipslere benziyorsun. Dudaklarımda dilimde hal kalmıyor ama gel gör ki o paket ya bitecek, ya bitecek.

Ha, bu yazıya da geçen sene başlamışım. Cümleleri farklı kurardım belki ama ben aynı.  İleri görüşlülük mü , bi insanın değişmemesi mi bilemedim.  Hala kızınca olduğum yerde tepiniyorum. Hala üzülünce herkesi suçluyorum. Hala kimsem yok. Hamım hala. İnanıyorum, güveniyorum, kaybediyorum.  En uzun kenarın hipotenüs olması gibi.

Çocukken mahalleden kaçar kaybolurdum. Hiçbir şeyden anlamamayı bile bilmezken, kaybolabiliyorken.  Şimdi. Ne bilim şimdi. Şimdi her şeyin mantıklı bir açıklaması olmak zorunda. Şimdi kabus. Bir Oblomov’a ne kadar kabussa, o kadar. Şimdi uzak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir