Bütün Leyla’lara adanmıştır…

-“Çocuktuk Devleştik” oyunu var bugün burada… İstersen gidelim birlikte.”

-“Tamam.”

İkinci ses devreye girer, bugün şu (…) işin yok muydu senin? diye sorar bana.

-“Bugün olmaz. Başka zaman inşallah…”

-“Demek her perşembe yeni bir oyun var…”

-“Hayır,  çarşamba.”

-“Hııı…”

Kapı kapanır ikinci ses ve üçüncü sesle kalırım. Demek bugün çarşamba… Bana neden perşembe gibi geliyor?

 Zaman kavramı ile çatırdamalar yaşandığımda, bağımsız bir duyguyla içinde bulunduğum histen kurtulmak için pazartesi ve salıyı hatırlarım, diziler geçer gözümün önünden, raporlar, iş görüşmeleri, taksitler… Yenilen yemekler, edilen sözler, gelen misafirler, hava değişiklikleri, telefon görüşmeleri, ölüm-kalımlar… Trafik cezası, su kesintisi, doğal gaz borusu… Kavga-gürültü, gazeteler, sunumlar… Her ne yaşanmışsa yakında… Düşünüp kendince eğlenen o zinciri bulup bağlarım. İlla ki… Sanki eğlenmesi suçmuş gibi. Zamanın bir yerinde kaybolan kişi mi deli, onu bulmaya çalışmak mı delilik? Belki de bu sadece Leyla olma durumu, bir çeşit dalgınlık…

Hatta bir türkü mırıldanırım Çarşambayı sel aldı, bir yar sevdim el aldı diye…

&

 

Elini eteğini zamandan çekmiş olan “yaşlı” insanı anlarım, sayıca yaşlı olabilir, suluca yaşlı da… Henüz kaybedeceği bir şey yokken “yaslanan” peki? “Ş”siz… Yas da tutulabilir ancak bir yere sırtını dayayınca, yaslanınca yani, çabalamayı bırakır ya işte onu anlamam, yaşlanmış sayarım.

Seyir halindeyken gemide denize açılıyorsun, normal zamanda demirli. Olay anında panikle deneyimlerini gözden geçiriyorsun, normalde rutin. Karşı pencerede geçenler/değişenler kadar kendi penceremizdeki hareketlilik… Zihin meşgulken günler de yer değiştirebiliyor.

Devler ülkesinde gece gündüz hastalığına yakalanıp da cüceleşmeyen var mı? Nasıl bir kalabalık bu? Gürültülü bir sessizlik. Gökten inen sarmaşık fasulyelerle göğe tırmandığımız bulutüstü bir yer, kalburüstü bir sevinç hali. Yaşını başını almış, koltuğunda seyre dalmış bir insanla konuşmak kadar doyurucu. Gerçekten iz bırakıyorduk koltukta, yolda, yürekte; iyi ile kötü – ölüm ile yaşam arasında. Bulutlarda gezinen hayallerimizi bulunduğumuz yere çekmeye çalışırken, sıradanlıkta, karışıyordu günler birbirine… Ve bizler, bir çok duyguyu bir arada barındıran, bazen bir köşede büzülüp kalan, yeri gelince dünyayı kurtaran, göğü delen, birbirine dolanmış sarmaşıklar gibiydik.



 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir