Buz Dağı

Sessizlik kokuyor her yer ve uzun yolculuk başlıyor. Yollar çağırıyor beni ve ben bu
çağrıya kayıtsız kalmayıp bütün anılarımı yüklenip birçok şeyi geride bırakarak bir
başlangıç yapıyorum bu çileli yolculuğa. Bütün mutluluklara el sallayıp adım
atıyorum boşluğa. Sessizlik ellerimden tutup uzaklara doğru sürüklüyor beni.

Önümde Sessizlik, ardımda bizi takip eden Gölgeler Ordusu ve sırtımda taşımış
olduğum anılarla birlikte meydan okuyorum korkularıma. Yürüyorum umarsızca ve hiç
ardıma bakmıyorum. Her şey yolunda ve aşılması gereken mesafeler bizi bekliyor. Bir
yanımda hüzün ve bir yanımda sevinç beliriyor. Karmaşık duygular sarmalıyor
etrafımı. Epey bir mesafe kat ettikten sonra bir yorgunluk çöküveriyor üzerime.

Sessizlik ve Gölgeler Ordusu dört bir yanı kuşattıktan sonra mola veriyoruz ve
gözlerim kapanıveriyor ben her ne kadar açık tutmaya çalışsam da. Kapıyorum
gözlerimi ve sessizliğin sesini dinleyip uyuyorum. Rüyalar âleminde kısa bir
yolculuğa çıkıyorum.

“Yolun sonuna varmışım ve her şey çok güzel. Öyle bir yerdeyim ki içim huzur dolu ve
mutluluktan uçuyorum adeta. Dağlara tırmanıyor, sularda yüzüyor, kırlarda
geziniyorum. Hiç tatmadığım an’lara kavuşuyorum. Gökyüzü her daim masmavi ve kuşlar
uçuşuyor. Deniz çok canlı ve balıklar ise bir o kadar mutlu. Güneş sıcaklığıyla bir
sevinç dalgası gönderiyor doğanın üzerine ve çiçekler bu anın tadını çıkarıyor. Ve
ben açıyorum ellerimi, dönüveriyorum etrafımda, haykırıyorum sevincimi ve doğayla el
ele verip koşuyorum sonsuzluğa doğru.”

Kıvranıp duruyorum olduğum yerde ve gözlerimi hiç mi hiç açmak istemiyorum bu rüya
bitmesin diye. Bir sarsıntı kuşatıyor bedenimi. Bir titreme hissediyorum. Birileri
beni dürtüyor ve aniden yerimden kalkıp açıyorum gözlerimi.

Birden bir çığlık kopuverir ve sessizliği bozar. Karanlıklar Ordusu pusu kurar ve
savaş başlar.

Çığlık ve Sessizlik birbirine girer. Karanlıklar Ordusu ani bir hışımla Gölgeler
Ordusuna saldırıverir. Ortalık kan gölüne döner, toz ve duman ortalığı kaplar.

Sessizlik burada son bulur ve çığlıklar etrafa hâkim olur. Sessizlik Çığlık’a yenik
düşer. Esaret sessizliği kanatları altına alır ve sessizliği karanlığın içine bir
daha hiç çıkamayacak şekilde hapseder.

Gölgeler Ordusu yalnız kalmıştır ve Çığlıklar da Karanlıklar Ordusuna dâhil olup bu
savaşı kazanmak için birlikte hareket ederler. Korku dolar gece ve bir sonun
başlangıcını işaret eder. Gölgeler Ordusu bu birliğe karşı daha fazla direnemez ve
yenik düşer. Etrafta zafer şarkıları söylenir ve ellerime kelepçeler vurulup zindana
atarlar beni.

Artık içimdeki huzur bitmiş, Sessizlik ve Gölgeler Ordusu ise beni terk etmek
zorunda kalmıştı. Yeni dostum benimle baş başa olan yalnızlığımdı. Zaman geçmek
bilmiyordu. Karanlığın içine hapsolmuş korkularla boğuşurken bir ses duydum ve
doğruldum. Bu ses kulağa o kadar hoş geliyordu ki beni benden alıyordu.

Doğruldum birden. Bu sesin sahibini arar oldu gözlerim. Görüverdim onu karşımda ve
kendimden geçtim. Bir anda kalbinin derinliklerine indim ve kalbinin derinliğindeki
okyanusun sularında gezindim. Yeni bir yolculuktu bu benim için. Karanlıklar içinden
yeni bir gün doğmuştu aniden. İçimde yeni bir güneş doğmuştu ve martılar uçuşuyordu.
Çiçekler açmış ve yeniden bahar gelmişti dünyama. Kendimi okyanusunun serin sularına
kaptırıp yüzüyorken birden irkildim.

Aniden güneş battı. Etrafa karanlıklar çöküverdi ve soğuk bir rüzgâr tozu dumana
kattı. Leylekler daha güneye doğru yola çıktı. İçimde başlamış olan bahar burada bir
son buldu. Üzerime kara bir kâbus çöktü.

İçindeki okyanusun derinliğinde adeta kaybolmuştum. Yolumu bir türlü bulamıyordum.
İçinde estirmiş olduğun fırtınalar işimi bir hayli zorlaştırmıştı. Kara bir kıştı
içinde yaşatmış olduğun ve bu okyanusta ben bir buz dağına dönüşüvermiştim. Kalbinde
bulunan okyanustaki yerimi bir buz dağı olarak almış durumdaydım.

Bir buz dağı da olsa bu okyanusun bir parçası olmak yetiyordu bana. Her durumda
senin bir parçandım. İçinde bulunan okyanusun tek parçasıydım ve bu bile beni mutlu
ediyordu.

Sen buna bile müsaade etmemiştin ve ani bir ısı yaydın, eriyip yok olmama sebep
oldun. Belki bu sonuçla sen de bir zafer kazanmış ve ben bir kez daha yenilgiye
uğramıştım. Ama sen farkında değildin, ben eriyip okyanusunun her yerine dağılıp
sularına karışmıştım ve artık tek bir parça değil bin bir parçaydım. Aslında yok
olmamış aksine yeniden var olmuştum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir