Kategori arşivi: Çengelli İğne
Bir Sürgünün Paris Günleri
Sait Faik’in “Çıplak heykeller yapmalıyım / Çırılçıplak heykeller” şeklinde başlayan o şiiri, ne güzel de anlatıyordu aşkı, “çıplak”lığı ve o coşumcu çığlıkları: “Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden” Ardından devam ediyordu: “Anlatsam şu kiraz mevsiminin … Okumaya devam et
Polatlı İstasyonu
Hüzünlerin adresiydi bugün, Polatlı İstasyonu… “Elveda!” sözcüklerinin en ünlemlisi, ayrılık senfonilerinin yapayalnız ezgisiydi… * * * Akşamüstü yağmurları henüz başlamamıştı… Gökyüzünün kızılımtrak rengi bulutların arasında kaybolmayı beklerken bir babanın “Hoşça kal evlat!” diyişleri, bir annenin “Güle güle oğulcuğum!” kelimelerinde yaşam … Okumaya devam et
Denize Yakılan Özlem
Bir “şiir” okusam, bir “öykü” yazsam… “Deniz mavisi hüzünleri” hep seninleyken çoğaltsam… “Gözlerinde” kaybolup, “sözlerinle” tutuşsam… “Alev alev” yansa tenim, “dudaklarım” lal olsa… Ağladığım gecelerde “kirpiklerim” kamaşsa… “Gözbebeklerim” büyüse ve “gözbebeklerim” ufacık olsa… * * * Bir temmuz akşamında “deniz … Okumaya devam et