Hayata Sanata Ve Aşka Dair / Sami Gürel

Diyalektiğin tohumuyla doğruydu gebe kaldığım şiirden ve aşktan . . .

Ama tarih , prangalı dogmanın güzelliğiyle , sürekli trajedi biriktirdi yüreğimde . . .
. . . . .  . . . . . .  .

Bölünmüş parçalanmış bir tarihin içinde
çarmıha gerili olduğumu bilsem de
seviniyordum yine de – herkes adına yaşadığım için . . .

Fazıl Say / Yalnızlık Kederi

Resital
Sabah kalkıp havaalanına giderim

Check-in’di pasaport kontrolüydü her birinden geçip

Telaşlı bir “airport-cafe”de kahvemi içerim hızlıca (daha fazla…)

Saint Exupéry/Küçük Prens

O  sırada tilki ortaya çıktı….
Tilki ‘günaydın’ dedi.
Küçük prens döndüğünde hiç bir şey görememesine rağmen kibarca ‘günaydın’ diye yanıtladı.
Ses ‘tam buradayım’ dedi, ‘elma ağacının altında’.
Küçük prens ‘kimsiniz’ diye sordu
Tilki ‘ben bir tilkiyim’ dedi.
Küçük prens ‘gel benimle oyna’ diye teklif etti. ‘Çok mutsuzum’
Tilki ’seninle oynayamam’ dedi. ‘Evcilleştirilmedim’
Küçük prens ‘Ah! Lütfen beni affet’ dedi. Ama biraz düşündükten sonra:
‘Evcilleştirmek’ bunun anlamı ne? diye ekledi.
Tilki ’sen burada yaşamıyorsun,’ dedi. ‘Ne arıyorsun?’
Küçük prens ‘insanları arıyorum’ dedi ‘evcilleştirmek, bunun anlamı ne?’
Tilki ‘insanlar’ dedi ‘Tüfekleri vardır ve avlanırlar. Bu çok rahatsız edici.ayrıca tavuk yetiştirirler. Bu onların tek İlgilendikleri şeydir.Tavuk mu arıyorsun?’
Küçük prens ‘hayır’ dedi. ‘Arkadaş arıyorum’
“Evcilleştirmek” bunun anlamı ne?’

Tilki ‘bu çok ihmal edilen bir konudur’ dedi.
‘Anlamı bağ kurmaktır’
‘Bağ kurmak mı?’
Tilki ‘tam olarak öyle’ dedi. ‘Bence sen yüzbinlerce küçük cocuk gibi küçük bir çocuktan başka bir şey değilsin. Ve sana hiç ihtiyacım yok. Ve senin açından , bana ihtiyacın yok. Sence , ben diğer yüzbinlerce tilki arasından bir tilkiden daha başka bir şey değilim. Ama beni evcilleştirirsen o zaman birbirimize ihtiyacımız olacaktır. Bana göre sen tüm dünyada tek olacaksın. Sana göre ben, tüm dünyada tek olacağım.’

Küçük prens ‘anlamaya başlıyorum’ dedi.

Tilki ‘yaşamım çok monoton’ dedi. ‘Ben tavuk avlarım insanlar beni avlar. Tüm tavuklare birbirine benzer ve tüm insanlar birbirine benzer. ve neticede , biraz sıkılıyorum. Ama eğer beni evcilleştirirsen , yaşamıma güneş doğmuş gibi olacak.Diğerlerinden farklı bir ayak sesi bileceğim. diğer ayak sesleri beni hızla yeraltına yolluyor. Seninki beni, müzik gibi, inimden çağıracak. Ve bak : ötede hububat tarlalarını görüyormusun? ben ekmek yemem. Buğdayın bana bir yararı yoktur. Buğday tarlalarının bana söyleyeceği bir şey yoktur. Ve bu acı. Ama senin altın rengi saçların var. Beni evcilleştirdiğinde ne kadar harika olacağını düşünsene! Kendisi de altın gibi olan tahıl, bana senin düşünceni getirecek. ve ben buğdayların arasındaki rüzgarı dinlemeyi seveceğim…’
Tilki uzun süre küçük prense baktı.

‘Lütfen beni evcilleştir’ dedi.
Küçük prens ‘çok isterim’ dedi ‘ama çok vaktim yok. bulmam gereken arkadaşlar, ve anlamam gereken çok şey var.’
Tilki ‘insan ancak evcilleştirdiğini anlayabilir’ dedi. ‘İnsanların artık bir şey anlamak için hiç zamanları yok. Her şeyi dükkanlardan hazır olarak satın alıyorlar. Ama arkadaşlığın satın alınacağı bir dükkan yok. eğer bir arkadaş istiyorsan , beni evcilleştir..’

Küçük prens ’sen evcilleştirmek için ne yapmam gerekiyor’ diye sordu.
Tilki ‘çok sabırlı olmalısın’ diye yanıtladı. ‘önce benden biraz uzakta, şöyle , çimenlere oturacaksın. Sana gözümün ucuyla bakacağım ve sen hiç bir şey söylemeyeceksin. Kelimeler yanlış anlaşılmanın kaynağıdır. Ama her gün bana biraz daha yakın oturacaksın..’

Ertesi gün küçük prens geri geldi.
Tilki ‘aynı saatte gelmek daha iyi olurdu. ‘ dedi ‘eğer örneğin akşamüstü saat dörtte geldiysen saat üçte mutlu olmaya başlayacağım. Saat ilerledikçe gitgide daha mutlu olacağım saat dörtte , çoktan merak edip zıplamaya başlayacağım. Sana ne kadar mutlu olduğumu göstereceğim! Ama herhangi bir saatte gelirsen kalbimin seni selamlamak için hangi saatte hazır olacağını asla bilemem..’

Böylece küçük prens tilkiyi evcilleştirdi….
Ve ayrılık saati yaklaştığında..
Tilki ‘ağlayacağım’dedi.
Küçük prens ‘bu senin hatan’ dedi ’sana zarar vermek istemedim ;ama sen benim seni evcilleştirmei istedin..’
Tilki ‘evet öyle’ dedi.
Küçük prens ‘ama şimdi ağlayacaksın’ dedi.
Tilki ‘evet öyle’ dedi.
‘Öyleyse sana hiç yararı olmadı!’

Buğday tarlalarının renginden dolayı yararı oldu..
Tilki  ‘Hoşçakal’ dedi. ‘ Ve işte sırrım. Çok basit bir sır. İnsan yalnızca kalbiyle doğru olarak görebilir; Gerçek olan göze  görünmez..

“İnsanlar bu en önemli gerçeği unuttular. Ama sen unutmamalısın.

Ve evcilleştirdiğine karşı sonsuza dek sorumlusun..’

(Sadeleştirilmiştir.)
Ekleyen: Sözdeözne

Işık Bahçeleri-Tanrı ve diğer dinler

+Madem mesih’in yada buda’nın ağzından konuşuyorsun,ne diye yeni bir din kurmaya uğraşıyorsun?

-Batıdan yükselenin umudu Doğu’da yeşermedi;Doğu’da yükselenin sesi de Batı’ya ulaşmadı.Her gerçeğin onu içinde hissedenin görüntüsüne,diline bürünmesi şart mı?

+Üstad, bazı dinlerin saygıyı hak ettiğini kesinlikle kabul ediyorum.Ama ya putperestler,güneşe tapanlar?

-Kaftanın eteğini öpersen bir kral bunu kıskanır mı sanırsın? Güneş, Yüce Tanrı’nın kaftanında ki bir puldur sadece, ama insanlar bu pırıl pırıl pul sayesinde onun ışığını doya doya seyrederler…

…İnsanlar tanrılara taptıklarını sanırlar,oysa onların tahtadan,sumermerinden,resimlerden,kelimelerden,düşüncelerden yapılma tasvirlerini bilirler sadece.

+Ya hiçbir tanrıya inanmayanlar?

-Önüne koyan resimlerde Tanrı’yı görmeyi reddeden,Tanrı’nın gerçek yüzüne bir başkasından daha yakın olabilir.

+Sen kimin mesajını getirdin?

-Ona “Işık Bahçelerinin Kralı”  diyorum.

+O baba, Kadir-i Mutlak, Rahman ve Rahim olan, her şeyi yaratan değil mi?

-Aynı anda hem rahman hem de kadir-i mutlak nasıl olabilir? Cüzamı ve savaşı da o mu yarattı?Çocukları öldüren masumlara eziyet eden o mu?Karanlıkları ve karanlığın efendisini de o mu yarattı? Şeytanın varolmasına ses çıkarmadı mı?Bir hareketiyle onu yok edebilecek olsa niye yapmasın bunu? Karanlığı yok edemiyorsa rahman ve rahim değil demektir; yok,istiyor da yapmıyorsa o zaman da kadir-i mutlak değildir

O, yaratıcılığı insana emanet etti. Karanlığın gücünü azaltmak, ilk başta insanın görevidir.

Ekleyen: Sözdeözne