Gitme

İşte yine başlıyor tekmelemeye kalbimi…
Artık bitti demişken yine taktı çelmesini düşüşlerime bir yenisini eklemek için. Bu sefer acıdı be sanki, hem de çok acıdı…
Çok acıdı dediğime de bakma neyin daha çok acı verdiğini anlamak gerçekten güç bu ruh yorgunluğunda.

Uçurtmalarım vardı oysa, bulutlara selam eden uçurtmalarım. (Sen iplerini koparana dek..) Telaşlarıma ve çelişkilerime teslimim şimdi. Mana aleminde zehirlenmem de cabası. Sen yoksun, beni ayakta tutan uçurmalarım da tabi…
Hayatıma hükmetme fırsatı vermiştim oysa sana, (hayat?) sensiz yarım bir hayat, yarım bir adam.
bir bölü iki, birbölüiki…
“Eger” ve “sonra” kelimelerinin işgalinde şimdi kalelerim, hayat hatalar ve telafilerinden ibaretmiş, ya da “seçimler” ve “sonuç”ları. Her seçim bir kaybedişmiş ya hani, seni kaybetmemek adına hep erteledim ben tercihlerimi.
Ve sen
bana gelmeden yine gittin!
ve ben
Alışkındım gitmelere ama
Gidenlerin ardından birtek sana dedim gitme…
Ve bu özlem…
Tanrım bu hep sürer mi ki böyle? Bir yerde bitmesi gerekmez mi? Hem zaten yavaş sona yaklaşıyoruz hissediyorum ne kaldı şurda ömrün bitmesine?

” h4cky0u “

Sitem

Eridim tükendim döndüm buhara
Yaptıklarımdan eser yok kaldım bahara
Çok günler ağladım seni aradım
Beklerken başımı vurdum duvara

Eksilmez kederle kapanmaz yara
İnsanlar içinde oldum maskara
Şu fani dünyadan göçüp giderken
İstersen ara beni istersen ağla

Ölüm bana haktır her an beklerim
Karanlığa kaplanmış mavi göklerim
Bu şiir burada bitmedi ama
Unutma hep sana sitem ederim

“Zeki Bayzın”

Birazcık İsyan

Yılların alıp sessizce emekleyerek geri getirdiği bir hüsranım ben.. Kiminde sessiz kalışım gülünç, kiminde gülünç olan ise yakarışlarım olur. Ey Sevgili! Nerden çıktın sen ? Yok oluşları söverken nereden çıktın? Hayallarime yaklaşmışken neden  geldin… Hayatta mutlu olmakla olmamak gibi birşeysin sen.. Beyaz ile Siyah arasındaki boşluksun işte.. Bense sadece sıradan biriyim.. Önemsiz, basit  biriyim. Bu olmak istiyorum sevgili. Karanlıkta gezmek kimsenin haberi olmadan ağlamak istiyorum. Yollarda yürürken bir ben olmalıyım o sokaklarda.. Şimdi ise herşeyim yine sensin. Kovsamda, birgün geri gelsende yine benimsin sen. Benden çaldıklarınla artık benimsin sen. Ama git ne olur yarı yolda kalsın tüm hikaye kimse bitirmeden git en azından sonu bile güzel gelir o an…

Düşünsene hayallerimle dans ederken yağan karı beyaz olmuş gök yüzü sen gibi. Ama hayır gelip dalgalandırma durgun denizimi. Ufak bir tekne misali alabora olmaktan başka suçum yokken dalganda savurup acı çektirme. O an bir gülüş atarım kendimce, uyuya kalırım. Bir martının izlediği gibi izlemeliyim denizi, mavi kokmalı gök yüzü ardından yürümeliyim sokaklarda kimsecikler olmamalı, boş bir sokak ve rüzgar uğultusu eşlik etmeli yürüyüşüme  sonra durmalıyım bir an için rüzgar hafiften sesini açmalı  ve dans etmeliyim ve ardından yorulup yaslanmalıyım bir ağacın altına. Uyumalıyım  ve sonra ateş yanmalı rüyamda bende yanmalıyım… Seni Tekrar unutmak için yine öldürmeliyim kendimi.Kahrolasıca bir hikaye böyle bitsin istemezken yine öldürmeliyim işte. Kendimi kendime kızarak, eziyet ederek öldürmeliyim. Ellerim yavaşça bırakmalı kendini saçlarım rüzgara kapılıp gitmeli… Ve sonra rüzgar yine susmalı tıpkı ben gibi. Ve ardından bin defa yine ölmeliyim sevgili…

Ölümü bile sevdirirken bana Ne Olur Şimdi Git ve Bir daha gelme dünyama..
Çünkü Utanırım Öldüğüm için…

“OtistiQ”

Savaş

Yine bir savaş Ortadoğu’da
Yine ölüyor insanlar
Katillerce, hunharca

Kutsal toprakların gülüdür Filistin,
Filistin, işgalin altında solan bir güldür
Gülmez, ağlar…

Birkaç soğuk bomba
Isıtmak için yeterlidir insanın içini
Bu soğuk kış aylarında…

“Barış Koç”

Sokak Çocukları…

Yarım kalmış  bir hayat, tükenmez ve acı dolu… Ne yanı başımda duran insanlar ne de bir başkası. Sanırım yalnızım. Gündüzleri sever, nefret ederim siyahlardan. Hani bir kış gelirse yine sevmem güneşi, yatma yerim, su içeceğim  yer bile sabit değil. O an nerede olsa uyumam gerek ve yer verirlerse bana. Azarlamasalar, konuşmasalar  güzel bir uyku çeksem, düşlerim bile sıradan olsun razıyım kimse olmasın “Bunu gördüm bugün diye” konuşmasın dilim tek bir şey için konuşsun. Aileme gördüğümde  Anneme sarılırken. Uyurken gördüğümde  gülümsemeli gözlerim ardından babamı görsem dizlerimi kırıp uyumaya devam etsem ve kardeşlerimi görsem sonra sonsuza dek uyusam… Uyanmak istemem o an ama uyandığımda herşeyin anlamsızlığını farkedecek ve susup kalacağım…Yürüdüğüm yerleri o kadar çok biliyorum ki şu kaldırımlarda şu kadar taş var, az ilerde güzel bir market var ve ardından gelen mağazalar. Ama onlar beni tanımaz beni akşam vardiyasından çalışanlar tanır ve arkadaşlarım. Yemek ne yesem diye düşünsem bile boş,  seçim hakkım yok ki. Kuru bir ekmek ya da yarım kalmış bir börek razıyım ama sonra ? Zamanın işkencesi başlar.  Senden kaçan insanlar, bir sigara istesem azarlayan insanlar  ama hepsi kötü değil verende var onlar güldürür beni, içerken her yudumda ayrı bir acı çekerim içime  yarıya geldiğinde söndürmeliyim tıpkı cebimdeki yarım ekmek gibi sonralara saklamalıyım, bitmeyen sonralara.

Kimi zaman herkes gibi ben de bir yerlere gitmek isterim. Param da var benim ama yanıma oturan insanlar  oturmak istemez ki… Pis kokarım, sakallarım upuzun, ayakkabılarım da yırtık ve inerim; güneş yeni bir yer bulmam gerektiğini söylüyor, peki nerede ? Annemin koynuna girip orda uyumak istiyorum bir elini atmalı omuzlarıma  ve sabah olunca babam “hadi kalkın” demeli kardeşlerim benim yumurtamı yemeli bunları istiyorum. Yağmur yağınca ıslanacağım kim üzerimi örtecek.. kimse.. Bulduğum kartonlara sarılacağım annem diye,sabah yerken bir kaç lokma birşey sessizce içimden “Afiyet olsun Anne, Baba ve Kardeşlerim” diyeceğim, dışlanmışlığın acısıyla zamana ayak uyduracağım sessiz yakarışlarım duyulacak ve oracıkta güle güle hayat diyeceğim. Kimse tanımaz ki beni. Kim kaldıracak oracıkta uyurken, hangi mezar benim diye seçim yapamazken. Bakıp geçecekler, belki üzülecekler ama kaldırın diyecek mecalim bile kalmamışken…

Gülüşlerim, acılarım gibi sessizce olacak ölümüm. Annem, babam ve kardeşlerim bile bilmeyecek. Alıp götürecekler ve sonra kim bu diye soracaklar “Ben Sokak çocuğuyum” diyecek sesim bile yokken “Gömün bir yere” denilecek ve ardından herzaman uyuduğum toprak, bu sefer o örtecek üstümü. Ağlayışlar yok, gülüşler yok. Annem bile bilmeyecek burda olduğumu ama cennette göreceğim onları. Hem orda üşümem ki sarılırım sonsuza dek… Ve yine karanlık bastı artık acıkmayacağım, üşümeyeceğim, mezarımda uyurken kim dışlayabilir ki. Sokaklar beni sevmeye devam edin Elveda size sokaklar ve diğer “ben”ler  devam edin sevmeye..

“Otistiq”

Anlatalım Kendimizi Yüreğim

Umudum var yarına, güneş doğacak yine.
Ve hayat başlayacak..
Yine incitecekler yüreğim seni.
Yine kanatacaklar dikenleriyle…
Başını kaldır yüreğim; bak sen gökyüzüne
Hala masmavi rengi görüyorsan yürü ve bak önüne…
Anladın değil mi artık herşey sahte.
Herkesin yüzünde birden fazla maske.
Yüreğim, yetişelim artık sonu gelmeyen yangınlara.
Biz de yansakta söndürelim başka yananları..
Anlatalım katı yüreklere sevdanın adını.
Ve kazıyalım gökyüzüne sevgiyi, aşkı…
Hisset Yüreğim bu mevsimde esen rüzgarları.
Hissetme ama sana atılan taşları…
Devam edelim Yüreğim, severek devam edelim.
İlk önce sevmeyi sevelim yüreğim.
Dua edelim sevmeyi sevmeyenler için
Ve ağlayalım ağlamayı bilmeyenler için.
Bir sevda mevsimindeyiz yüreğim
Gülleri gözyaşıyla büyütülen bir sevda mevsimi
Rengini kandan alan gülleriyle örtülen bir sevda mevsimi…
Hayallarin bulutlarda gezdiği bir sevda mevsimi.
Yarınlar bizi bekliyor Yüreğim.
Acılar bizi bekliyor…
Biz hep tebessüm edelim içimiz kan ağlasada.. Ve tanıtalım kendimizi bizi bilmeyenlere…

“Kalpkazan”

Sevdiğim adama mektuplar -6

Sensiz geçen 23. gün…
Sana dokunamadığım, kokunu duyamadığım, gözlerine bakamadığım 23 günü arkamda bırakmışım.. seni sensiz yaşadığım tam 23 gün ..
23 yalnız, çaresiz yorgun gün ..
Son mektubum bu sana demiştim ya hani, yalan söylemiştim sana. Eline geçebilecek mektuplarımın sonuncusuydu o sadece.. ben sensiz bir akşamda sana yazmayı sürdürüyorum oysa ki ..
Biliyor musun ? hani benim çok sevdiğim ama senin hoşlanmadığın o deniz bile mavi gelmiyor artık bana.. ne içtiğim sigaranın tadını alıyor, ne kendimi vurup boşalttığım şişeler acı oluyor çareme .. seni sensiz yaşamak, seninle yalnız hissetmekten daha acıymış.. anlıyorum…
sana hiç değişmeyeceğim demiştim ya hani, değiştim sevgilim.. artık o taptığın gülüşüm yok yüzümde, ne gözlerim senle olduğumdaki gibi parlak, ne de ben bir o kadar umutluyum ..
Oysa ne kadar kusursuz bir hayat düşlemiştim. İçinde sadece senin ve benim olacağım koca bir dünya .. hiç bir şeyin bizi rahatsız edemeyeceği bir dünya .. öyle huzurlu, öyle ulaşılmaz .. Bu kadarını tanrı bile yapamaz diyordum, yapamadı…
Dün gece  hıçkırıklarım nefesimi kesene dek ağladım.. sensiz yaşadığım bir geceye daha lanet ettim, üşüdüm yine.. sabah senin burada olmayacağını bile bile 3 şekerli çayını hazırladım.. ama yine ben içtim. Çayı şekerli içmeye bile alıştım senden sonra.
Ben demeyi unuttuğumu fark ettim geçenlerde. Kendimi sende bırakmışım beni terk ettiğinde. Biz olmayı ne kadar da sevmişim ben..

Kızgınım sana sevgilim, ölesiye kızgınım. Söz tutmanın ne kadar zor olduğunu bile bile  bana vaat ettiğin onca şeyi yapmadığın için kızgınım sana. Beni sonsuza dek bırakmayacağını, beni sevmekten asla vazgeçmeyeceğini söylediğin için.. her ihtiyacım olduğun da seni yanımda bulacağıma inandırdığın için. Sana 23 gündür ölesiye ihtiyaç duyuyorum, ama sen hala yoksun.. Ve sanırım artık hiç olmayacaksın..
Bunu kabullenmek öldürüyor beni.. içinde senin olmadığın bir ev dilememiştim ki ben hiç.. senin  eksik olduğun  bir gelecek asla istemedim. Sensiz ölmeyi hiç hayal etmemiştim. Onca hayal kırıklıklarımın yanında bunları da eklediğin için teşekkür ederim…

Kırıldım,parçalandım .. ve hepsi öyle yerlere saçıldı ki, onları nasıl toparlayacağımı artık “sen” bile bana öğretemezsin ..
Seven acıtmaz diyorlar .. sen beni sevmiyor musun sevgilim ?

“Beste”