Çikolata

Bugün pencerede değil menekşeler
Musluklar kurumuş, saatin dili yok
Akrep, yelkovan zamanı arıyor
Kara kediler geziniyor sokakta
Seni ne zaman düşünsem
Her şey iki kat dokunuyor

Beni buraya sürükleyen nedeni,
Beklememi söyleyen o sesi
Kanadına bir kez dokunmak için
Kaybettim.

Üçten geriye sayıyorum
Üç,
İki,
Yalnız.
Fırlatılmaya hazır düşüncelerimi
Vakitlice öldürürken
Zihnimden çıkan her fikre bir tekme atıp
Göğe yolluyorum
Çoğu uçmayı bilmediğinden düşüyor
Bazısı da ağaç dallarına takılıyor
Genişçe bir çukurum oluştu şimdiden uzayda
İsabeti bir türlü kabul edilemeyen roketlerin birinde
Dilini bilmediğim bu yerde sanki senin adına yaşıyorum
Hızla geçiyor yanımdan kuşlar
Onlar da zamanın ölümünü izliyor olmalılar
Karanlıklar, uzaklıklar…

Sana biraz yaklaşınca
Çikolata gözlerinde gördüğüm rengin
Yalnızlık olduğunu anlıyorum

Sadece zamanından geçmek istiyorum
Asi bir renk olarak
Çikolata?
Aşk?
İkisi de değişken bir an’ı dolduruyor
Birleşimi, baharı ve atlıkarıncaları çağrıştırıyor
Sokaklar yeniden dolup taşıyor
Kedilerin rengi açılıyor
Su sesleri… Zaman nasıl da işliyor
Durup dururken
Herhangi bir hücrene
Denk gelme ihtimalimi düşünüyorum
Şimdilik mutluyum
Kim bilir ki sonraları…
Zaten kime ne sonrasından

Yazılması gerekenler dilimin ucunda
Anlıyorum ki her öyküye farklı bir hoşluk katan aşk
Birikenlerin, beklememize neden olanların sonucu.

İçinden geçen öykünün kahramanıyım ben
Figüranlıktan başrole terfi etmek isteyen
Yıllar geçtikçe değişen melodilere inat
Sana kendi şarkını anlatmaya gelen

Peki sen…
Otların arasından geçip
Onlara değmeden yeşili öğrenmeye çalışan
Sadece başkaları adına mutlu olup
Bilmediği yaşamlardan korkan
Beyaz bir kelebek.

Görmediğin her şey seninle yok oluyorken
Hüzün tohumunu dağıtmadan
Buralardan gidemem…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir