Dilenmemiş Özür, Tanrı’ya

 

İlgi eklerini bir kenara koymak kadar cesurcaydı beklemek.  Ne beklediğini bilmeden sivri bir taşa dayamak bedenini,can simidinin en havasız halinde kendini kurtarmasını beklemek kadar,ses cıkmayan ahizeden medet ummak,en gülüncü de pespaye bir adamın dudaklarından dökülen sözcükler kadar acınasıydı.  Kendini  bilmeyen adamın ne yediği bilinmez öğütlerini dinlemek,dedemin mezarından çıkıp gelmesine inanmaktan daha boştu.En azından benim görmediğim zamanlarda gelemiyordu..  Bazı şeyler kurcalanmamalıymış…

 

Oysa Tanrı neler dedi hayal güçsüzlüğüme.Ne dediyse de doğallığımda olduğumu kabüllenemedi. Bazen kolumdan tutup sürükledi ağzımı kapatıp,geceleri de kabuslarımı körükledi.Hırpalandı göz pınarlarım..Anneme şikayet ettim geçer dedi.İnsanlar hala yağmur yağdığını sanıyorlar,kim nereden bilecek yaş katliamlarımı?    Yine de sakin olmamı tembihliyorlar.

Zamanı beklemek,bir hayata tekabül ediyor işte.   Öyleyse al gönlümün yüzme bilmeyen kıyılarını,senden,senden gelen,sana aitne kadar sahil varsa denizine boğ,artırdığın sevgini kumsallarına göm..Her dalgada ıslansın,canın isterse brozlaşsın,yine de senin kalsın..
Kararmış bir umudu çığırtmak,burnunun ağrıdığını söyleyip okula gitmemek kadar yokaydı. bu yüzden hala dilenmemiş özürlerim var Tanrı’ya. Sırtını sıvazlıyorum gönlümün..Birkaç kemik kırıyor içimden,durduramıyorum.Yaşanması gerekiyorlardan biraz daha toplayıp kanatıyorum göğüs kafesimi.Günde,hatta haftada bir iki kelime yazmaktan geçiyor bazı anıları anımsamak…

 

Birileri her özledim dediğinde,özlediklerimi bırakıyorum birkaç taşın yosununa. Bir şeylerin kayıp gittiğini görmek,her yemek yediğimde geri kusmak kadar ekşi bir tat bırakıyor ağzımda.Ve her kelebek konuşunda omzuma, ölüyorum, yorgun argın.Ne köhne adının yakınları.   Bir özel ismin dahi kaplayacağı yerim yok.  Basa tıka doluluk bahsi geçen…
Ağız sulandıran bir acı bulamayınca kalpler,arka bahçemin sol kafesine gelirler zaman zaman.  Zor,acıyı kovamamak da arayanı boş çevirmek de zor. Benden iyilere merhem olunca,’iyilik’ diyecek tamlaman kalmıyor. Bu imlaya bu cümle,başlı başına bir aykırılık..

‘ Ben bir çocuk misali yatağın ortasına kıvrılıp dizlerimi göğsüme çekmişken,gölgemde seni bulmuşum.  Mistik bir rüya zannedip,merak salmışım meraklı gözlerine.  Meğer ben hiç büyümemiş,beşiğime belemişim ruhumu geri çekip”…   Öylece kalmışım.

 

 


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir