Evliya Boğazı

Anlatacak çok fazla hikayem olmadığından, elimdekileri en iyi şekilde sunmayı öğrendim. Elimde olanları; yani anılarımı sığdıramadım yere göğe. Gece oynadığımız toplu saklambaçlar efsane oldu benim için.

Hayalleri hep çok önemsedim. Olmak istediğimi sevmeyi öğretti bana. Çünkü bazen bilmeden de istersin. Hani farkında olmadan.  Sırf bir cümlesi için bütün bir şarkıyı dinlemede başladım, dinledikçe tüm sözleri güzelleşti. Başkasına dinletirsen beğenmez ama, öyle.

Kendin olduğun için bile kızdım sana. Bu kadar içinden geldiği gibi olmamalıydın. Kimseye söyleyemezdim, çünkü çok gerçekti.

Sorunlardan kaçamayacağımı anladım. Huzursuzluk çıkaran birileri her zaman olur. Fevri olunca kaybettiğimi görünce sessizleştim. Seni de böyle kaybetmiştim çünkü. Önce çok konuşup, sonra hep susarak. Telafi zaten duygu avı, onu biliyoruz.

Önce şiir yazdım. Kafiyeyi sevmediğim ortada. Beceremedim.  Bir ara hiç yazmadım. Hırçınlaştırıyordu. Yakın bir arkadaşın artık selam vermemesine benzedi bu durum. Bana çok iyi gelen eski bir arkadaşın tanımazdan gelmesine…

Peşinden gelmeyi kendime yediremedim. Eğer gelseydim; mutlu bile olurduk belki. Gurursuz, onursuz ama mutlu. Kendime saygısız, kendimi sevmez. Allahın belası ben olurdum. Belki de şansım yaver giderdi de ne kadar harika olduğunu söylerken ezile ezile kaybolurdum.   Ben gerçek olmak istedim sadece, kızma.

Bak hep burnumun dikine gittim. Pişman da oldum, kendi doğrularım yüzünden ama. Kimseye  kızamayacak kadar haksız duruma düştüm. Çok ağrıma gidince saldırganlığım gitti. Ne kadar huzursuz huzurlu oldum anlatamam.  Her şekilde  suçlu göründüğün zamanlarda huzursuz, bu durumu savunmayacağın için huzurlu, haliyle de huzursuz huzurlu oluyorsun.

Kitap okudum, film izledim. Kafa bu; her türlü dağılır istedikten sonra. Bavulunu bagaja yerleştirirken gördüm istemeden. O an orda olmaktansa bir savaşın ortasında olmak daha cazip geldi. En fazla ölürdüm. Ne olursa olsun devam etmek zor çünkü.

Biz servisin geldiğini balkondan görürdük. Bizim balkondan görünürdü servisin geçtiği ‘Evliya Boğazı’ İsmini de babam koydu herhalde, bizden başkası bilmez 🙂    Neyse işte sonra büyüdük dolmuşla haşır neşir olduk.

Bazen keşke Evliya Boğazı’ndan servisin geri döndüğünü görsem de, işlerin ters gittiğini fark edemeden her şeye çoktan geç kalmış olsam diyorum.  Erken gelmiş olsam ya da. Mesele yetişememek.

“Evliya Boğazı” üzerine 2 yorum

  1. evliya boğazı.. Tanıt bana kendini . Sen mükemmelsin örgürsün ,yorgunsun . anlatmak çok zor yapamıyorum kelimerim buna yetmiyor ama her cümleyi hissettim sanki … gerçekten mükkemmel birisin . Nasıl başladın ?

  2. Ne dolmuş muş arkadaş, ta çocukluğuna kök salmış.. Her neyse çok üstüne gitmeyeceğim bu konuda.. Sadece bilmeni ya da hatırlamanı istediğim bir şey var. “Şüphesiz ki insanoğlu hüsrandadır..” Ve ne yazık ki bu berbat durumun öldükten sonra bile devam etme ihtimali vardır.. İçini karartmak istemiyorum elbette… -Ki sakın daha ne kadar kararabilir deme… “Kötünün kötüsü var” sözü gücünü “karanın karası var” sözünden alıyor.. Araya bir şeyler sıkıştırsam da daha söyleyeceğimi unutacak kadar bunamadım.. ” Mutlu olma ihtimalin ne kadar iyi rol yaptığınla doğru orantılı olacaktır.”

    Ne kadar zaman geçerse geçsin ve ne kadar uzun süre konuşmamış olursak olalım, en berbat bir günün hiç olmadık zamanında bile karşılaşsak 40 yıllık dostunu göreceksin karşında.. Seviyorum seni çikolata kalplim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir