Gel de çekilme!

Herkesin kendi sınırına çekildiği bir tür ateşkes ilanı. Acıyı sonuna kadar yaşamalı mı?

Duygular gerçeği yansıtmamaya başladığında kimi sevsen sen gibi değildir. Benim demeden tanımlamaya çalıştığın benlik duygun ilk/son kez ‘üçüncü bir şahıs’a ait olacaktır.

Kırılan bir diş gibi kökü kalır içeride. Sen acıyı çekersin, o çöpü boylar. Küçük bir çocuk olsan yastığının altına koyup dilek bile dilersin. Çocuksun da küçük değilsin oysa… Hayallerin en güzel yönü gerçekleşme ihtimalini düşünmeden kurulması… İşte bu senin dünyandaki matematiğin en güzel yanı! Küsurat yok, olasılıkla ilgili sorular yok. Şanslısın.

Bugün dişin biraz ağrıyor, sanırım bir ayrılık daha yaşayacaksın. Hayatına yerleşimi kolay olmuyor hiçbir şeyin, ‘her şey’ ‘hiçbir şeyi’ bazı aşamalara tabi tutuyor.

Yaşlandıkça sayısı azalanlar da var, bakımsızlıktan çürüyenler de. Eskilerle baş başa kalınca gidenleri özlüyorsun, eskidikçe duygu yoğunluğun azalıyor. Her gidenle bir parçan kopuyor yine de alıştığın düzende telafi edecek bir şey buluyorsun.

Diş olmak isteriz çoğu zaman ve uzun süre aynı ağızda kalmayı başaramayabiliriz. Yine de bulduğumuz dişçi dişi çivinin çiviyi sökebileceği umuduyla çeker. Dişçi koltuğuna oturmak da kolay değildir. Sanık ve tanıkların buluştuğu salondan farkı kendini çoğu kez haklı bulmandır.

Süt dişlerimizi küçükken ne güzel kendimiz çekebilirdik. Yerine yenileri de baş göstermeye başladığında kolay unuturduk gideni. Şimdi ikinci bir şans istiyoruz başka ellerden, kurtar beni aşk kerpeteni… Zaman geçtikçe profesyonelleşen bir süreç! Nasılsa meraklıyız başkasına ağzımızın içini göstermeye…

Bazen mide bulandırıcı bir durum, sürekli tükürmek zorunda kaldığımız anlar…

‘Aaa’ de bakalım, aklımızdan geçen onca küfür bazen ‘z’  de dese de bitemiyor. İstenildiği zaman durduramadığın doğru duyguların var çünkü. Söylemek zorunda hissediyorsun sanki. 20’lik dişler gibi bazıları, çekilmek için çıkıyorlar, çok azı yaşayabiliyor.

Belki çok yersiz diş ile aşkı özdeştirmeye çalışmak, hem de harf sayısı tutan bir sürü kelime varken. Aslında harf acısı tutuyor en çok, 3 gün sızlıyor, 4. Gün unutuluyor, tıpkı günümüzdeki ilişkiler gibi. Genellemesi zor ama çoğu kez baş ağrısı yapıyor.

Bir gün sen gibi sevmek istersin ama o başkası olmaktan mutludur. Sen başkasıyken de o kendidir. Zaman uyumsuzluğu yaşanır bir süre. Aranan suçlu bulunmuştur.

Parmağını ısır da nazar değmesin ağrın yoksa.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir