GİDER-KEN AN-LAR…

GİDER-KEN AN-LAR…

Yaşayan gri tonu diğerlerinin gölgesi gibi sinmişti içime. Onca insan arasından onu mu bulmuştum kendime benzetecek…  Gri ile yaşam tonunun arasında bir bağ da kuramadım sonradan anladım ki bu renk benimmiş. Kaçamak bir bakış atmıştı otobüs camından geride olduğunu bilmeden sevgi aralığında. Değersiz gelmişti gül, geç gül, erken gelecek hali yoktu. Arada uzatmalar olmasa aşkın tadı mı çıkar? Benzemek daha çok eskimek, eskitmek, merakının o noktada sonlanmasıyken senden sıkılmanın mutluluğuyla yeniden gençleştim. Ama hiç ona benzeyemedim. O kadar farklıydık ki nasıl bir araya geldiğimizi düşündüm hep. Ve neden bir sonu olmadığını… Herkes her an eskiyebilir ama her an gençleşemez. Hep aynı yere bakarsa, aynı şeyi görür ya işte öyle sıkışıp kalırsa gittiği yerden çıkamaz dışarı. Elde edene kadar, ki bu diğerinin yaşlanması dahi olsa, uğraşır, sonunda da kendisi terk eder. Eskitecek başka birini bulmak için hareket noktası seçer ve gider. Gözler bir tek bu noktada dalıp gider, sadece hayal etmesi gerektiğini düşünerek biteceğini gün sayar, ne zaman dursa geriye bakmak ister. Kendini ezdirmeden kaçıp gitmesi gerekir, ezilse ne olur, ezerken yaklaşmış olur ama gitmesi kolay olur, ne kadar uzaksa o kadar merak eder.

O kadar çok konuştum ki kendimle, artık beni duymuyor, dalga sesleri arasında açıp kapanamayan midye, incin nerede? Vur yola, kendini ara, “Senden daha güzeli yok.” Dese de inanma, o kadar çok ki tanıyacak insan, tanımalı mı insan? Sevmek ne kadar zor olabilir ki… Kaçıp gitmesi daha kolayken durup sabretmesi için deli mi olması gerek illa, nasıl bittiğini anlar ve vazgeçer? Kaç kişilik bir yer arar kendine… Vakitlice gitmek gerek her yaşamdan, bırakamadığın ne aşklar vardı geride kalmaz derdin de ne oldu, yarım bırakmazken kitabı bile bu ağır gelecek sana, sen kendini kurtarmak için başka birini ateşe atacaksın, bedeninden önce ruhundan atacaksın, duran zaman kanayan yaranla tersine atarken canın zehirlenmesini bekleyeceksin hasrete boyun eğerek, istediğin kadar yaz çıkamayacak lekesi zamanın ne kadar kanlı da olsa kınası…

Yeniden tekrarlanacak birkaç satır daha yaşamak için mi dolaşacaksın, kurtulmak için mi kaçacaksın peki ama kimden?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir