GÖÇEBE

Yine düştü yollara asi gönlüm…
Kuşatmışken etrafı kurak sevdalar…
Günahkar ilan edilmişken doğan bebekler…
Özgürlük yenik düşerken yer çekimine…
Esaret sarmalar bedenleri…
Ay parçası kesikler oluşurken yüreklerde…
Kurşun yarası kanar durur karanlık pusularda…
Daha kaç nehir geçecek asi gönlüm…
Hangi ıslanmışlığın peşine düşecek…
Kurumak bilmeyen soğukluğun içinde…
Masumane düşler üşüyecek…
Daha kaç deniz kucaklayacak bu sevgiyi…
Hangi limanlarda bekleyecek seni…
Hasret çığlıkları susmak bilmezken…
Yağmur ıslatmaya başlar tüm güzelliğini…
Hıçkırıklarda boğulurken sesin…
Gök gürleyecek kulaklarında…
Şimşekler çakacak karkular arasında…
Yağmurlar yağacak üzerine…
Hangi okyanus alıp götürecek benliğini…
Ay ışığı kayıpları oynarken gökyüzünde…
Gayrı meşru kavuşmalar belirecek gözlerinde…
Sürüp giden anlamsız kavgalar içinde…
Tutuşmaya başlayacak uzak kalan eller…
Ve şimdi…
Hırçın dalgalar dövecek geceyi…
Meşru ayrılıklar çırpmaya başlayacak kanatlarını…
Bir anda uçup gidecek tüm umutlar…
Hayaller birden suya düşecek…
Okyanusun derinliğinde, en diplerde…
Gözler sonsuzluğu seçecek…
Karaya basacak çıplak ayaklar…
Yosun kokusu ve kayalıklar…
Suda yüzen balıklar…
Ve kan damlayacak bedeninden…
Durmak bilmeyen…
Daha kaç orman saklayacak bu ölü bedeni…
Hangi yollar taşıyacak bu ayak izlerini…
Bir yer seçecek göçebe kalbim…
Bir gecekondu yapacak sevdanın üzerine…
İçinde yalanların olmadığı bir dünyada…
Bir raslantı sonucu…
Bir boşluğa düşecek asi gönlüm…
Güneş ışıkları sızacak ağaçların arasından…
Soğuk bedende sıcaklık belirecek…
Beyazlara bürünecek sevgi…
Gözlerini kapayacak…
Ve son kez…
Üzerine toprak atılacak…

 

moerath thas

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir