Hayaller Vanilyalar Kadar Fiyakalıdır

Bir insan bir işte neyse, diğer tüm işlerde de öyledir. Buna o kadar çok inandım ki başıma ne gelse, bak sen busun diyorum: Vitrinlerinde çilekli pasta, rengarenk küçük şemsiyeleri ve ahşap sandalyeleri olmayan bir işçilik.

Bu hayat bir manolyaymış sanki. Koklarken incitirsen solacakmış gibi. Burnum tıkalıymış ve burnuma su kaçmış gibi. Öyle koşullanmışım ki, burnuma su kaçtığında mutsuzluğumu sorguluyorum veya mutsuzken burnuma su kaçmış hissediyorum.

Yeni yeni tanıdığım duygular var. Çocukça daha kötüsünü yaşayayım da bunu unutayım diye dua ediyorum. Tek kelime halim çocukça olurdu herhalde. Kimseye yetemez, kimsenin yetemeyeceği de, garip.

Ben kendime alışamıyorum. O sıradan duygu geçişleri bitmek bilmez sıra dayağı gelir bana. Bir asal sayı olur ve kendimi yine kendimden başkasına böldürmez olurum, bu işte iyiyim. Zamana bıraktıkça tokat yer, sendeler ve oturacak yer bulamaz kadar…

Annelere elbiseler çok yakışır. Minik çiçek desenleri olan , çocukluğumun yippa böceği kadar ışıklı elbiseler…  Ağzında sürekli bi güzel kızım olan annelerin kızları güzel olmasa ne olur diyorum, bizi güzelleştiren şey sevgi değil mi?..  Küçükken büyüyünce güzelleşeceğimi hayal ederdim, koca bir paket vanilya kadar! ..

Şimdi belki Dünya da öyle düşünmüştür de sevilmemiştir diyorum. Yüzde bilmem kaçı su olduğu için bile hor görüldüğünden güzelleşememiştir. Bütün hırçınlığımızın nedeni daha az sevilmektir?.. Hatırımda kalan öğrenilmemiş bi çaresizlik bu.

Annemi sevemez gibi. Bunca yıl tutunmaya çalıştığım bir kucaktan geriye kalan işaret parmağı. Olmuyor gibi sanki. En olduğu yerden olmuyor gibi.

Hiç olmadığı kadar olmuyor.

 

/benzesme

“Hayaller Vanilyalar Kadar Fiyakalıdır” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir