HEP BÖYLE KOKARAK KALACAKSIN

HEP BÖYLE KOKARAK KALACAKSIN

Nedendir bilinmez bugün yeniden beynimdesin. Esintisinde bulduğum koca hatıralardan bir çırpıda geçivermek yürek isterken birden en olmaz dediğim zamanda buldum kendimi. Hatırlamam sandığım gölgelerden ibaret siluetlere inat çok netti o. Küçük bir ağaç eşiğinde uzanmış yatan eskimiş elbiselerini hep ağaç için sakladığın sahici sen. Yakaladığında koşar adım düşlerini, iplerini hep o deniz sandığın huzur boşluğunda öğrendim. Meğer hayallerin hiçbir yerde yokmuş uğultusu; sadece kokusu varmış uzuna kısaya bakmadan kök verenlerin. İlla güzel kokması da gerekmezmiş, bu en büyük lütfu! Sen iğde yaprağının keskin kokusuna saklanmış iğneyi doldurmayacak kadar küçük burun deliklerine sahipsin; neden az hayal kurduğunu yeni yeni anlıyorum.  Anlamamak için kapattığım kapılarımın anahtarı hiçbir kilitle uymaz ben istemeyince, açıklaması olması gerekmez bazı durumların; sen öylesin işte.

İçime işleyen her gıcırtılı kokuda gözlerimi kaparım, uzaklaştığım yerle hı hı bağları dışında hiçbir ışıltı koymam dudaklarıma, uyandığımda nerde olduğumu unutmanın tedirginliği altında çok mu konuşmuşlardı ben yokken orada? diye düşünmek de çok umurumda olmaz, çünkü çoktan geçer kaybettiklerim gözümün önünden, çünkü uzanıvermişim göğün yüzünü görebileceğim yere, sadece kaybettiklerim değil kazandıklarım da buradalar ve ben hep kavuniçi rengindeyim; kabak tadı vermeye başlayınca ayrılıklar…  Burnuna yenik düşen bir insan gördünüz mü? Ben birçok koku sunarım insanlara ve onlardan beslenirim uzunca süre, yakasında kalan kuru çiçekler değilim kıyafetinin ya da vazonu zengin göstermek istemem hiçbir zaman ben ancak kırda hayat bulabilirim; senin eski kıyafetlerinin çim olmuş lekelerine değerek.

Üzülecek bir şey yok hatta sevin; belirli bir mevsime ait olmadığına, belirlenmiş bir yerin, zamanın, yükseltin olmadığına, sıkışıp kalmayacaksın bir yerde, vatandaşı olmayacaksın hiçbir toprağın belki ama istediğinde her topraktan geçeceksin her ölümü tadacaksın her güne yeniden başlayacaksın; filizi olacaksın yeni bir aşkın ya da nefreti olacaksın kabahatsiz parfüm şişesinde dostların… Zamanın durduğu yerde olacaksın arabalar durmazken trafik polisine, eski gün özlemlerinde olacaksın gözünün yaşı kurumadan avuca dökülen ve yeni umutlarda olmanı dilerim en çok eksilse de yenilenen ilkbahar sabahında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir