Hüzünlü Pazarlar Getireyim Sana

Pazarlar hüzünlüdür kimi zaman, kimi zaman mutluluk verir insana…
Sorgulamaya başladığında insan kendini; güneşli bir Pazar bekler, kaldırımlarında insan sıcağı olan…
Ama yağmurluysa yahut bulut yüklüyse gökyüzü, hüznün damlaları dökülmeye başlar yanaklarından…
Bir sevgilinin gözyaşlarınadır belki o damlalar, belki de yitip giden bir zamanın kısırdöngüsünedir…
Kaybedilmiş bir ufkun kaygısınadır ya da…
İnsan ilişkilerinin yozlaşmışlığına, önyargılı yaşamların tutsaklığınadır…
* * *
Bugünkü Pazar, hüznün gözyaşlarıyla başlıyor güne…
Yağmur yağıyor belki isimsiz şehirlere, Akdenizsiz iklimlerin ağlayan tepelerine ya da yeşile, turuncuya ve maviye…
Turhan Selçuk uğurlanıyor bugün, Nevşehir’de…
Kara bulutları dağılmıyor gökyüzünün…
Turhan Selçuk’un çizgileri yok artık, “Söz Çizginin” diyemeyecek bundan sonra…
Şiirler, öyküler, denemeler Turhan Selçuk üstüne bugün, Turhan Selçuk’suz bir Türkiye üstüne…
* * *
Yağmur şiddetini arttırıyor İç Anadolu’dan Güneydoğu’ya…
Akdeniz’in batısından doğusuna hüzünlü bir yel esiyor bu sabah, Torosların yamaçlarına da dokunarak…
Turhan Selçuk Nevşehir’de bugün, bense Akdeniz’in bahar esaretinde…
Avuntular içinde, yoğun bir sessizlikte, belki de bir köşe yazısının en duygusal sözcüğünde…
Yalnızlıkta, yalınlıkta, katran karası bir gecenin aymazlığında…
Gözyaşlarında yahut sözsüz şarkılarda…
Ve de kitaplarda…
* * *
Kitapların evreninde soluk alıp veriyor insan böyle anlarında hep…
Daha çok okumak istiyor; kitapların kurgusunda kaybolmak, kimseler tarafından aranmamak, sadece sözcüksel iletişimle bağlanmak dünyaya…
Dostoyevski‘nin “Yeraltından Notlar”, Thomas Mann‘ın “Değişen Kafalar”, Ernest Hemingway‘in “Yaşlı Adam ve Deniz”, Stefan Zweig‘ın “Lyon’da Düğün”, Ivan Illich‘in “Okulsuz Toplum”, Maksim Gorki‘nin “Benim Üniversitelerim” kitapları…
Yaşamı, yaşamayı, insanı, dünyanın üst düzey hallerini anlatan kitaplar ve yazarlar…
Hepsi masamın üstünde, hepsi bana bakıyor…
* * *
Abdülcanbaz‘ın yaratıcısı Turhan Selçuk’u uğurluyoruz bugün…
Kaldırımlar ıslak, gökyüzü yağmurlu, insanlar ise bir bekleyiş içinde…
Yarınları bekliyor insanlar, umut dolu yarınları!
Umut dolu pazarları bekliyorlar!
Aydınlık, güneşli, mutluluk dolu pazarları!
* * *
Peki, bu yazının yazarı -tüm bu beklentilere rağmen- neden hala “hüzünlü pazarlar getiriyor” insanlara; mutlu, güzel pazarlar getirmek yerine?
Bilmiyor şimdilik…
Ne yazık ki bilmiyor…
Sadece yazıyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir