İÇİMDEKİ KARMAŞA

Sayamıyorum artık ve bilemiyorum içime kaçışının kaçıncı günü oldu. Herkesten uzaklarda, en kuytu köşelerde dev-inim içinde yapayalnız yaşarken bir anda giriverdin kalbime. İşgal ettin vücudumun tüm bölgelerini. Yıkıp yeniden inşa ettin içimdekileri. Geçmişim bir film sahnesi gibi gözlerimin önünden geçivermişti ve (yaş)anılmayan birçok ani canlanıverdi hafızamda. Kan-adı kırık bir kuş gibi çırpınıveriyordum ve içimi bir kırılganlık hissi etkisi altına alıverdi. Bulanıklıklar sarmaladı etrafımı ve ruhum sıkılganlığın kıyılarına demir attı. Sahil boyunca yürüdüm alabildiğince ve her adım atışımda bir çıkmazın, her çözüm arayışımda bir açmazın içerisinde buluverdim kendimi. Tüm olanaklar içinde her türlü imkânsızlığı yaşayıverdim ve karanlığın karmaşık düzeninde seni her bulduğumda yeniden kaybettim.

Yanı başımdasın şimdi, dizlerimin dibinde. Seni bulduğum an’lardan birindeyim böylelikle. Gözlerinden yağmur tomurcukları dökülüyor yine ve yüzünde her şeye rağmen beliren bir gülümseme. “Kalbini acıtan sahnelerden birine daha sebep olacağım ve seni illegal terk edişlerimden biriyle baş başa bırakacağım yine.” Gözlerinden yağmur tomurcukları dökülüyor yine ve yüzünde beliren bir kızgınlık, içerinde yanmakta olan bir kalp ve küllerinde savrulan ben. Yasaların beni tutuklayıp hapsetmeye elvermiyordu her ne kadar seni illegal terk edişlere maruz bıraksam da. Oysaki, “keşke” diyorum kelepçeler vursan ellerime ve beni alıp bir ömür boyu hapsetsen yüreğine, bir son verdirsen terk edişlerime. Sen de yapamıyorsun işte. Belki de beni yüreğinde taşıyarak bu yükü kaldıramayacağından korkuyorsun ve haklisin belki korkularında. Bazen, ben bile kendimi taşıyamayacak kadar kendime yük oluyorsam, sen nasıl olacaktı da bir ömür boyu taşıyacaktın beni?

Yalnızım yine. Yıldızlarla dolu semayı izliyorum gecenin sessizliğinde ve sana her seslenişimde kaybolup gidiyorum sesimin her yankısında. Gözlerim seni arıyor ama sen kim bilir nerelerdesin şimdi? Yoksun yine ve ben, sen olmasan da kaçamıyordum sevda(n)dan. İllegal sevişlerimde buluyordum seni ve ben bu hikâyenin “sevda kaçağı” idim, sanırım ebediyen öyle kalacağım. Sen benim gizli mahzenim ve sevgin ise yüreğime vurulan tek kelepçe. Yanıp kül olan kalbim…

“Evet, süremiz doldu ve bugünkü seansımızın sonuna geldik. Bir sonraki seansımız yarın yine aynı saatte olacaktır ve yarın kaldığımız yerden devam edebiliriz.”

Ah doktor ah, sen bile çare olamıyorsun, vurulan kelepçeleri söküp atamıyorsun işte. Böyle giderse bu hikâye (seanslar) burada bitmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir