Eğer bir hikâyenin parçasıysanız, o hikâyede kalırsınız. Bir adım ilerisinde, gerisinde ama muhakkak içinde. Delirseniz de… Kaçamadıkça delirdim.

Geçecek sanarak geçiyor ömrüm. Aynı hayali aynı yerden, defalarca, kızgın bir demiri batırır gibi, delik deşik… İnsan ya vazgeçmeyi öğrenir ya delirmeyi… Vazgeçemedikçe delirdim. İnsan beyni çok tuhaf, acıyı görünce kuyruğunu kıstırıp kaçar.

Aklım kocaman bir fare, kuyruğu devirmedik masa, sandalye bırakmadı. Artık bir şeyler o kırık dökük masalardan mı devrildi, gözümden mi? Bilmiyorum. O paramparça sandalyeler neyse ben de oyum. Nasıl ki bir parçasını alıp gel tamir edelim diyemezse ben de diyemem. Yamayamam, kırık kalmaya mecbur bir tahta parçasını andırıyorum.

Geçtiğimiz kış bir hayalet kadar yalnızdım. Görünmez olup olmadığımı düşünürdüm, kendi mutsuzluğuna inanmış herkes kadar sıkılgan… O kocaman kışı, bir cümleyle anlatabilecek kadar eksiktim.

Söylendi ki; içi sevgi doluyum. Canı yakan bir neşem var. Güçlüyüm. Güçlü olmak meziyet mi? Her şeye rağmen devam etmek bir hastalık değil de ne?  İlk yokuşta tekerleklerini koyuveren çarpık, içine kapanık bir kamyonet olmanın nesi kötü? Bir yerlere çarparak durmak isteyemez mi insan?  İlle delirelim mi yaşamak için ?..

Şimdi düşününce yalan olduğunu anlıyorum. Her şeyin. İnanmaya hazır bir halim mi vardı yoksa tutunacak bir su hortumu mu olmuştu bana onca yangının içinde artık, bilmiyorum. Sadece yalandı.

Murdarım ve mide bulandırıyorum.

 

/ benzesme