İnsan müsvettesi (Yazdıklarım değilim, yazmadıklarım hiç değil.)

İnsan müsvettesi

Yazdıklarım değilim, yazmadıklarım hiç değil.

Dans

Girişine tutuluruz bir şarkının, bazılarınınsa sonu iyi biter. Hiç biri eşit değil, denk değil, özdeş hiç değildir ama öyle gelir hep, hayatımızla ritmik müziğinde dans eder, provasını tamamlar ve gider. Tarifsiz bir his oluşur içimde, dans ederim; fiyaskodur parmaklarını yere sürüyüşü, hâlihazırda cevap bulamaz belindeyken elleri ve en çok adım atışını severken geriye de gitse mühim değil, nasılsa o iki kişilik bir yükselme resmidir.

Doz

Demir bir kalıp gibi kurulduğunda önüme, kapanan ışığımı görebilmem için zıplamam gerekti. Oysa ben tünel kazmayı, köstebekleşmeyi kör gözlerime daha çok yakıştırdım. Kendi yolumu kendim bulacağıma inanıyordum ama senin kapladığın alandı var olmaya çalıştığım yer. Sınırları belirli bir kara parçası: vatan. Vatkalı an: Omuzlarımın kabartan duruşu. Aşağısında kullanamadığın delik ceplerin. İçinde bir avuç toprak umdum ama delikleri unuttum.

Düş

His denilen şeyi yitirdiğimi sandığımda, parmaklarının şekilsizliğine biraz göz gezdirdim, hala umut var, eskisinden de güzel çalarsın. Aslında zaman çalıyorken günlerinden, fark etmeyecek kadar büyüdüğünde düşün evine bir gir, düşün sana anlatacağı şeyler şeker gibi parmaklıklar -tıpkı masaldaki evler gibi-… Sevdiklerinin sayısı fazlaysa sevmediklerinden, sevmediğin şeyler daha çok dikkatini çekiyor yeni yetme bir ormanda üzeri siyah, karanlıkta görünmeyen ağaçlar…

Dur

İsminde değil hissettiğim, dilimden dökülene bakma sakın. Sadece bugün aynı anda hem mutlu hem sinirli nasıl olunabiliyor anladım. Nedenini bilmesen de olur. Şarkılarla inatlaşıyordum biraz önce, şimdi şarkıların büyüsüne yeniden kapılıyorum. Gözlerimdeki dikenleri bir bir fırlatmama neden oluyor. Kimseye isabet etmese de bu şey, ört bas edilecek kadar içime sinmiyor.

Dil

Bir öykü başlayacak içimde, sayfa sayısı sınırsız. Ölüm yok. Başa dönebiliyorsun, istediğin sayfada kalabiliyorsun, tabi bu da diğerleriyle karşılaşmanı daha da zorlaştırıyor, çünkü uğradığında onlar da evde olmuyor. Kişisinden bıkıp hepsine dayattığın sinirine dur de, sözünde duran senin gibi çok düşünmez zaten.

Diğer…

Üstüne yakışmıyorsa kalsın; taşımak zorunda hissettiğinden toplayamadığın kılcal damarlarınla yaşamaya devam ederken, bir gün Rus ruletinde görüyorum seni, gözlerin bağlı elinde bir silah ve karşında hesaplaşmak istediklerin… Diğer gün hepsiyle yeniden barışmış kendinle küsmüş buluyorum.

Sonsuzluk bulutların birleştiği beyaz pamuk

Derler tepeden inme, yıkılan rüyanın ensesinde horoz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir