Kasımı Uğurlarken Sözcüklerde Buluşmak

Kimi zaman sorarım kendime, “Yaşamın hangi evresindeyim?” diye:
Hangi aşkın evrenselliğinde soluk alıp vermekteyim?
Sevgiyi çoğaltmak isterim çoğu zaman, hüzünle yolculuk etmek isterim…
Bir sevgilinin göğsüne bastırmak başımı, omzuna yaslamak duygularımı…
Sevgiliyle hayallere dalmak isterim…
Düşler denizinin mavisiyle buluşmak…
Düş kurmak… Düşler kurmak…
* * *
Kasımı uğurluyoruz takvimlerden…
Soğuk bir kış beklemekte bizleri…
Eldivenler, kapşollar, bereler…
Naftalin kokulu giysiler…
Ayak parmak uçlarımızın titreyişi, kulak memelerimizin buz kesmiş havayla teneffüs edişi…
Kimi coğrafyalarda kar beyazı, kimi coğrafyalarda yağmur ıslağı…
Hüzünler, sevdalar, gözyaşları…
İç çekişler, hıçkırıklar, feryatlar…
O işveli mi işveli “Ah, ah!” deyişler…
Kimi zaman ise o muzipçe gülüşler…
Sevinçler, mutluluk dolu heyheylenişler…
* * *
Kasımı uğurladığımız bir akşam vaktinde ne yapmaktasınız?
Hangi duygusal ezginin peşinden koşmakta, hangi aşk şarkısına kadeh kaldırmaktasınız?
Hangi şairin dizesinde bulmaktasınız kendinizi?
Hangi şiirin okunuşunda berhudar olmaktasınız?
Ataol Behramoğlu‘nun “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” mısralarında mısınız, yoksa Özdemir Asaf‘ın “Seni bulmaktan önce aramak isterim” deyişlerinde mi söylemektesiniz türkülerinizi?
* * *
Söyleyin bana, hangi evrensel içgüdünün dışavurumusunuz siz?
Hangi sevgilinin avuçlarında çoğalmaktasınız?
Yitirdiğiniz aşkların peşinden koşuyor musunuz, yahut yaptığınız hatalarla yüzleşiyor musunuz?
Kitap okuyor musunuz mesela?
Gabriel Garcia Marquez‘i bilir misiniz?
Thomas Mann‘ın “Venedik’te Ölüm” (Can Yayınları) kitabında arar mısınız yaşamın anlamını?
Stefan Zweig‘ta, George Orwell‘da hangi müziğin notaları belirginleşir örneğin?
Hangi dünyevi tutkuların bir özetidir bu kalem tutucular?
Söyleyin hadi bana… Hadi söyleyin…
* * *
Sarhoş hissediyor musunuz kendinizi kasımı uğurladığımız şu günlerde?
Kasımı uğurluyor olmanın sarhoşluğunda mısınız?
Alkol aromalı bir kahve, yahut bol köpüklü bir bira neşelendiriyor olmalı sizi sanki şu dakikalarda…
Sizi gerçek dünyayla iç dünya arasında mekik dokutuyor olmalı yüreğinizin melankolik perileri…
İçinizdeki sessizlik söyletmeli size sözcüklerin en güçlü ifade ediş yolu olduğunu…
Söyletmeli size ve siz gibilere…
Vazgeçmemeli de!
* * *
Kasımı uğurlarken sözcüklerde buluşmak bu olsa gerek belki de…
Bu olsa gerek ağlayacakken gülmek, gülecekken gözyaşı dökmek; hüzünlenecekken sevinmek, sevinecekken de hüzünlenmek…
Şimdi söyleyin bana:
Yaşamın hangi evresindesiniz? Hangi aşkın evrenselliğinde soluk alıp vermektesiniz?
Hadi söyleyin bana… Söyleyin kasımı uğurladığımız şu vakitlerde… Geç olmadan söyleyin içinizdekileri, içinizden dışınıza dökülemeyenleri… Hadi söyleyin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir