Kış Ağlayışları

Kaç zaman oldu “ağlamayalı”, kaç zaman oldu “sayıklayarak uyanmayalı”?
Buz kesmiş gecelerde “sessizliğin sıcaklığıyla” buluşmayalı?
Yüzyıllık sessizlikler” hangi evresindedir yaşamın?
Hangi “evrensel yaşayışların yürek atışlarındadır”?
Sevgilinin gözyaşlarında” ya da “kış ağlayışlarında” mıdır?
* * *
Gümbür gümbür akan” bir zaman diliminin tam ortasında, “yalnızlığın tutsak ettiği” bir yerde, belki bir otel odasında, o “sıcaklığın” enstantanesinde; elimde de bir kitap, kendimle yüzleşiyorum öylece…
Dışarının ısısı belki sıfırın altında; İç Anadolu‘nun bir kasabasında ve bir başıma…
Deniz Kavukçuoğlu‘nun “Canım Acıyor Baba” (Can Yayınları) kitabını okumaktayım…
Farklı kadın hayatlarından izdüşümleri”nin kelimeleştirildiği bir kitap…
68 Kuşağı‘nın önemli isimlerinden, Kavukçuoğlu…
O “babacan” hal ve tavırları, “entelektüel” görüntüsü ve insanı kucaklayışı…
Ve hemen ardından elimde bir köşe yazısı, Deniz Kavukçuoğlu‘ndan o da; “Kar ve Kent” başlığında…
Kelimelerin büyüselliği içinde “Deniz Kavukçuoğlu sözcükleriyle” beraberim…
* * *
Kitaplarla “yüzleşmek”, kitaplarla “kendine gelmek”, kitaplarla “aşkı öğrenmek”…
Farklı kadın hayatlarından izdüşümlerini” satır satır toplamak kitaplardan…
Bıkmadan ve usanmadan “okumak”…
Kışın ortasında, yoğun kar yağışı altında, kaldırım taşlarının esaretinden kurtulmamacasına “bir şeyler karalamak”…
Yazmak, yazmak, yazmak!
Yazarak “konuşmak”, yazarak “sessizliği bozmak”, yazarak “diğer insanlardan farklılaşmak”…
* * *
Kış ağlayışlarını” seviyorum sanırım ben…
Seviyorum lapa lapalığını gözyaşlarının…
Gökyüzü yaş dökerken, bir kentin yalnızlığında, sessiz bir otel odasında ve elimde bir kitap: Deniz Kavukçuoğlu‘ndan “Canım Acıyor Baba”…
Bu saatlerimi benimle paylaştığı için teşekkür ediyorum ona…
Sen çok yaşa, Kavukçuoğlu! Sen çok yaşa!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir