Konuşmasam Taş Olsam Yine de…

Bir soru:

Denizin ortasında su kaçmasın diye ağzı, gözü kapalı

Çevreyi bırak, kendinden habersiz

Yaşama olan saygısı sadece nefes almak olan

Kendi düşüyle denize açılamayan insandan

Beklentin nedir?

Düşün…

Hani zamanın birinde denize fırlatılmıştık, hangimiz daha uzağa gitti acaba?

Köpük, kabuk, taş; kıyı dolu, kum sıcak, vakit öğlen,

Uzaktan gelen müziğe rağmen ayak yalın, deniz tuzlu,

Gündoğumuna bıraktığım yıldız inatçı, emanet edildiğim gök bencil

Bekletip koruduğumu sandığım rüzgar yaşlanmış, nemli göğe uygun

Yarış diye dayatılan bir düşün kıyısındayım, yorgun

 

Kim daha haklı, kim daha yoksul aynı

Birini denize atıp mucize beklediğim gün

Şuan ki halimden küçük, çocuk olmak dışında vasıfsızdım

İki arkadaş, iki çocuk, iki taştık

Kuma gömülü olanlara özenip geçmişi canlandırdık

Görüntüyü dondurup zamanı kanattık

Arada cam kesikleri vardı, birileri bizden önce buradaydı

İzler taştı, düşündüm, kim söyleyebilir ki buradan geçmediğini?

Çocukluk, gençlik hatta yaşlılık hallerimi kazıdım onlara

Maviye gideceklerdi sonsuzdan geriye sayarak

Başka bir denize, bir başka köpük bırakarak

Etrafta mevsim insanları, herkes doğanın mucizesinde mutlu

En az zararı hala onlar görüyordu, çünkü birbirlerinden habersiz yaşıyorlardı.

 

Yaklaşıyordun, köpükler temizleniyordu

Taşların birbirine değmeden bunca yıl yaşamasıydı düzen.

Aynı kıvılcımın acısında, aynı denizin dalgasında farklı hayatlar sunmasıydı mucize.

Akşamüzeri gitar eşliğinde yakılan ateşte

Yan yana oturup sandalın kaderine ağladığımızda

Demir attık, açıldık, takıldık, yüzükoyun düştük denize.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir