Koruduğum nice ışığı yırtan örümcek


Yüreğimde yaşayan yiten ne varsa üfledim göğe

Mateme döndü sabah, gece indi yere

Sayılı hiçlikler verdi bana

Hep bildim gideni

Huyudur koyu düşler kurarak uyutmak

Karşılıksız çekler gibi uyanırken sabaha

Her şeyini kaybetmiş bir insan gibi

Hiçliği seyrettim uzun süre

Neden bir göründün bir kayboldun ki…

İzlerken o

Kokusuz sabahlara merhaba

Gölgende bir ağaç bulup da dinleyemedim ki seni

Bir de takas etmeyi öğrenemedim seni düşlerimle

İnatçı düşleri her seferinde sevindiriyorsun

Ben uyurken ağaçlara takılan uçurtmalardasın da düşlerin haberin yok

Uzaklarda olduğunu biliyordum sonbaharın ama daha tanımaya hazır değildim, çok ani geldi, çok uzun kaldı ben de. İçime sinen bir mevsim oldu, bulaşıcı bir hastalık gibi yeşilleri yavaş yavaş sarıya boyadı, eklendi durdu. Oysa daha ben rüzgarın kanatlarına binecektim ancak öyle görünmeden tanışabilirdim onunla. Şimdi git gide büyüyen bir ay parçası daraltıyor olduğum karanlığı, aydınlığı dağıtıyor, parçalıyor beni ve savuruyor yine. Kışı açan bir renk bu sonbahar. Kışı aşan bir renk bu sonbahar. Sarısı güneşin değil, tozu dumana katan bir fırtınanın güzel hatırlayacağım bir çizgisiydi hayatımın. Yine de güzel hatırlayacağım.

Bir tek güneşin deniz anası yakıcılığında ıslanmıştım

Bir de yaşlıyken gök bulutlara yaslanmıştım

Suskun dinliyorken sessiz sözcüklerimi

Düşen ne yüreğime?

Ağ yapan bir örümcek gibi

Oysa ayaklarında saklı hüzünler

Biliyorum o yürüdükçe değişecek dünyam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir