Mart mı?

 Mart ayı diyorum, hiçbir şeyin bitmediğini, çoğu şeyin değiştiğini hatırlatır hep. Kuşlar öyle neşeli öter ki, sanki incir ağacının dallarına değil, çocukluğuma konar. En lezzetli ama en dudak sızlatananın ilk incir olduğu günlere…

Ben sabahları banyodan gelen güvercin seslerini siyah giyinimli adamlar çıkarır sanırdım. Çünkü kötüler siyah giyinir ve güvercinler kadar boğuk ses çıkarırlardı 🙂

Şimdi sabahları ılık rüzgar esiyor. Bir bahar ki sorma. Küsler barışıp tekrar kavga etmeye hazır hale geliyor. Bizim durumlar aynı. Hatırlasam, belki buzdağının görünmeyen kısmı dahi eriyecek. Ne bileyim, bu defa affedileceğiz belki.

Yazdım ben onu. Konu kapansın istedim. Unutmayayım diye not almak gibiydi. Arada açıp bakıyorum. Eksilmediğini görüyorum, azaldığını seziyorum ama anlatamıyorum. Yaşamıyorum da. Bana hep olmayan şeyleri anlattı. Hayal gücümü biraz da ona borçluyum. Şimdilerde inanma problemi çekiyorsam sebebi belli. Kimse gerçek olmasın istiyorum.

Seçimler, bundan sonralarımız. O kadar gayret ediyorum ki bir olacağın önüne geçmeyelim diye. Çok tekrar ettik, çok tekrarlandık. Şu sıra ne zaman göz göze gelsek, kimsenin kimseye acımayacağı tutuyor. Daha çok çocuk ölüyor sanki. Sanki sağ kalanların elleri daha çok üşüyor. İyilik etmiyoruz kendimize de herhangi bir organizmaya da. Zarar ziyan birkaç tur başımı döndürmelerin.

Değiştiğimi farkedeyim diye yapmadığım kalmadı. Fikirlerim, beğenilerim hatta saçlarım bile. Bende aşina duran ne varsa yerinde olmasın istedim. İnsanlar ancak bir kış bitiminde yenilenmeye hazır hale gelir bana göre. Eskisi gibi kalır korkusuna ‘ sen eskiden böyle değildin’ sözlerine aldırmadım.

Sürekli aynı tarafta olmaktan sıkıldım. İyi oldum, kötü oldum, nötr oldum. Son aşama umursamazlıktı. Sonra fark ettim ki sende ne yoksa o oldum. Öyle ki yakınımdakiler bile sana en az benzeyenler.

Birini unutmanın yolu, ondan kaçmamak.

Şiirlerde öyle.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir