Masallarla Uyutulan Bir Nesil

Bizler hep masallarla büyüdük,

Siz hep sizin için dağları delecek Ferhadı, çölleri aşacak Mecnunu, o çok yakışıklı Yusufu beklediniz,
Bizse uğruna dağlar delinecek Şirini, çöller aşılacak Leylayı, güzelliği dillere destan Züleyhayı, Gülceyi aradık,

Bizler aslında hep imkansızı istedik,

Önce aşkı çok büyüttük gözümüzde, sonra gidip yolda yürürken gördüğümüz insana aşık olduk, çünkü merak ettik,

Gözümüzle görmediğimiz halde inanmamız gereken tek bir şey varken, biz gözümüzden uzak olanı önce gönlümüzün baş köşesine sonra da aklımızın bir köşesine oturttuk her zaman,

Biz hep bizi sevmeyeni severek ve bizi sevenin gözlerindense hep kalabalıklara kaçarak yaşadık,

Gerçekte biz aslında hep keloğlandık ama padişahın kızını istedik, biz hep külkedisiydik ama beyaz atlı prensi bekledik, kısacası biz hep bizim olmayanı, olamayacak olanı istedik,

Çünkü dediğim gibi bizler hep masalarla büyüdük, aslında biliyor musunuz; bütün suç o masalları bizlere anlatanlardaydı, şu mutlu sonla biten masalları,

Çünkü bizim mutlu sonla biten masallara ihtiyacımız yoktu, bizim sonu olan hiçbir şeyin mutluluk getirmeyeceğini ta en başından öğrenmeye ihtiyacımız vardı,

Aşkı ararken zor olanı değilde, sonsuz olanı bulmamız gerektiğini öğrenmemiz lazımdı,
Ama olmadı işte, yapamadık,

Bazılarımızın gözünden yaşlar eksik olmadı, bazılarımızınsa gözüne uyku hiç uğramadı,

Bazılarımızsa, ki o ben oluyorum, senin hiç gözüne bile çarpmayacak , gerçi hoş çarpsa bile tek bir kelimesini dahi anlamadığın bir dilde yazılmış olan bu yazıyı yazarken daha ilk sigarasını bitirmeden üzerine bir sigara daha yaktı, sonra bi’ tane daha ve bi’ tane daha…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir