Nisanı Beklemek

Nisanlı günleri özlüyorum…
Nisan yağmurlarını, nisan yağmurlarında ıslanmayı, yağmur sonrası caddelerde dolaşmayı…
Günlerdir gazete okuyamıyorum yoğunluktan…
Yığıldılar, bekliyorlar okunmayı…
Kitaplar desen öyle…
Okumayınca yazamıyor da insan…
Okumayınca hayatla bağlarını kuramıyor yeniden…
* * *
Ama okuma okuma nereye kadar…
Sancılı bir mart yaşıyor zaten ülkemiz, baş ağrılı bir mart’ı solumaktayız…
Aşklarımız, sevdalarımız hüzünleşerek bulutlanıyor gökyüzünde…
Kaygılar, bekleyişler, üzünçler ağlatıyor günlerimizi…
Günlerimiz gözyaşıyla, günlerimiz matemle geçiyor…
Okumamak olur mu o yüzden, okumamak olur mu?
Olur mu kitap yüzü görmemek, kitaplarla içli dışlı olmamak?
Sokakta şiddet, evde şiddet, okulda şiddet…
Yüreklerimiz zaten yaralı…
Yarınlarımız umutsuz…
Hırsızlık bir yandan, yolsuzluk bir yandan…
İşsizlik, yoksulluk, açlık diğer yandan…
Yoklukla geçen yıllarımız…
* * *
Yine de, ah bir nisan gelse, diyorum ben; nisan güneşi ah bir görünse…
Yağmurlansa toprağımız, hislerimiz tazelense…
Kıştan kalma günlerimizi bir atabilsek üstümüzden…
Tabiat beyaz papatyalarını giyse örneğin, ağaçlar portakal portakal çiçekleşse…
Mis gibi karanfil, sümbül koksa ellerimiz…
Gözlerimiz, ağaçların altında koklaşan sevgilileri arasa bir bir…
Baharı müjdeleyen şiirler yazsa şairler, bahar şarkıları söylese çocuklar ve bahar salıncaklarında sallansa hayallerimiz…
Umutlarımız, sevinçlerimiz…
Heyecanlarımız, tutkularımız…
Belki o zaman yeniden başlarız okumaya, yeniden başlarız kalem tutmaya ve de yazmaya…
* * *
Sahi, “yazmak” dedim ya sormak geldi içimden:
Mevsimsel midir yazmak ya da başlangıçsal mı?
YANİ;
Mevsim geçişlerinde mi yoğunlaşır duygularımız, ay dönemeçlerinde mi dökülmek ister kağıda?
Ya da başlangıç olarak kabul ettiğimiz her takvim yaprağında mı yazılmak ister yürektekiler?
Örneğin 1 Ocak’ta, 21 Mart’ta, 23 Eylül’de…
Nisan başında, haziran ortasında, ağustos sonunda…
Yoksa duygu geçişlerinin belirginleştiği günlerde mi dışavurur kendini?
Ya da okumanın yeniden başladığı bir tarihte mi?
Bugünde…
Yarında…
Gelecekte…
Ya da şimdi…
Ya da daha sonra…
Ya da her ne zaman olursa…
* * *
Nisanı bekliyor duygularımız, nisanın gelmesini dört gözle bekliyoruz…
Yeniden tutunmak için hayata…
Yeni bir başlangıca dümen kırmak için…
O başlangıçta kitap okumak, gazete sayfalarında dolaşmak, gündemden uzaklaşmamak için…
Yazmak için en önemlisi de!
Bıkmadan, usanmadan bir şeyler karalamak için…

“Nisanı Beklemek” için bir yorum

  1. !.okuduğumda bende bir duygu oluşmadı sadece senin isteklerini okudum.
    2. Aklımda kalacak vurucu birsöz bulamadım.
    3.köşe yazısı kıvamında olmuş .Amaç oysa bilmem.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir