O’nun hikayesi ( Part 1 )

 

-Birlikte olmamızın imkanı yoksa tanrı neden karşılaşmamıza izin verdi?

+Ben tanrıyla çok uzun zaman önce bi anlaşma imzaladım ben kimseye onun var olmadığını söylemeyecektim o da bana karışmayacaktı.

-Tanrıyı inkar etmek içi bile onun var olduğunu Kabul mu ediyosun bu durumda?

+Sana bi hikaye anlatayım:

Çok uzun zaman önceydi  , henüz melekler insanları gözlemek için birer yıldız şekline bürünüp uzayın dört bi yanına dağılmamıştı.  Güzel bir kadın vardı, hikayesini bulutlara anlatıp onları ağlatmaktan başka hiç bir şey yapmayan,

O kadar güzeldi ki eğer bakabilseydi en yüce okyanuslar o kadının gözlerine, derinliğinden şüphe ederlerdi,

Ve eğer görebilseydi yanaklarının pembeliğini en güzel bahçedeki çicekler, renklerini kaybederlerdi,

Ve ben hiç kimseye ondan bahsetmiyordum,  kalbimde onun için karanlık bir orman ve ormanın içinde derin bir mağara hayal ediyor, uzak diyarlardan esen rüzgarların kulağıma fısıldadığı adını o mağranın benim bile ulaşamayacağım kadar dibindeki bir duvara kazıyıp onunla karşılacağım günü bekliyordum.

Onu hiç görmemiştim, var olduğundan bile emin değildim ama bulutların her gece böylesine ağlamasının başka bi nedeni olabilir miydi ?

Sürekli onu düşünüyor onu bekliyordum, bazı zamanlar yokluğunu o kadar hissediyordum ki var olduğundan bile şüphe ediyordum, ve ne zaman şüpheye düşsem bir yıldız kayıyordu ve her kayan yıldız da ben bir tanesinin daha kaymasını diliyordum, gök yüzündeki bütün yıldızları öldürmem çok zaman almadı tabi, sonrasında zifiri karanlık bir gökyüzü, ( meleklerin birer yıldız şekline bürünüp de ne zaman gökyüzüne çıktığını merak ediyosun di mi ? merak etme onu da anlatıcam )

Bir gün yine hiç uyumadığım bir sabaha daha uyanmıştım, vücudumdaki son hücre de buralardan çekip gitmenin arzusuyla yanıp tutuşmuştu sonunda ve o an karar verdim, sabah karanlığından faydalanıp uzak diyarlardan kulağıma dedikodular fısıldayan rüzgarlara kapıldım, amaçsızca savrulan yapraklarla gelip geçici dostluklar kurarak en sonunda o güzel kadının saklandığı mabede ulaşabilmeyi başardım,

Beni görünce hiç şaşırmadı kafasını hafifçe yana çevirdi, normal insanlarla paylaştığımız zamana göre birkaç saniyeliğine ama benim için en az 7 insan ömrü gibi gelen bir süre boyunca göz göze geldik,

Saçları kumralın en koyu tonu, gözleri 4 kere lacivertti, ve yanakları mahcubiyet pembesiydi, işte o an kulağıma dedikodular taşıyan bütün rüzgarların birer küstah olduğunu fark ettim, böyle bir güzelliği dillerine dolama cesaretini nerden bulmuşlardı!

Ben onu gördüğümde; etrafı envayi çeşit yeşillerle kaplı küçücük bir su birikintisinin kenarında bir ağacın dalında sessizce oturuyordu,  güneş önce o küçük su birikintisine sonra saçlarına vuruyordu, ve o küstah rüzgarlar hafif hafif etrafta dolaşıyor o kadının saçlarına dokunabilmek için sıraya giriyorlardı,

O an hepsini birer birer yok etmek istedim,

Napıcağımı bilmiyordum bulunduğum yere otudum, sırtımı bir ağaca yasladım, batmak üzere olan bir geminin kaptanı gibi sessizce bekliyordum, çünkü biliyordum neredeyse ölmek üzereydim,

Ben orada oturmaya başlayalı ne kadar zaman geçtiğine dair hiç bi fikrim yoktu, ben onu beklerken dünyanın iki büyük tufan atlatacak kadar zaman geçtiğini çok sonra öğrenecektim,

Ve bütün o süre boyunca bir kere bile dönüp bakmadı, bazen susuyordu o zaman güneş çıkıyor ama ne zaman konuşmaya başlasa bembeyaz bulutlarlardan sağnak sağnak göz yaşı boşalıyor o kumral saçları sırılsıklam oluyordu, ben de ıslanıyordum ama umrumda olmadığını söylememe gerek yoktur herhalde, çok defa yanına gidip o yağmurun altında sarılmanın birlikte ısınmanın hayallerini kurdum ama ya söylediklerini duyarsam ve canım acırsa diye o kadar korkuyordum ki o konuşmaya başladığında en küçük parmaklarımı bile hareket ettiremiyordum.

O ne zaman konuşmaya başlasa toplaşan beyaz bulutları anlamlı anlamsız şekillere benzetip kendimle vakit geçiriyordum,

Uzun süren bir sessizlikten sonra yine konuşmaya başladı, her zamanki gibi hiç bi şey duymuyordum, sadece gözlerimi bir saniye bile ayırmadığım dudaklarının hareket ettiğini görmüştüm aslında, ben yine yağmur yağacak diye kendimi hazırlarken hiç bi şey olmadı, güneş yine aynı şekilde parlıyor hiç bi yerden beyaz bulutlar toplanmıyordu üzerimize. Çok sürmedi bu sefer konuşması belki sadece bir iki kelime söylemiştir, sonra geldiğimden beri ikinci defa kafasını hafifçe cevirip bana baktı. Sonra yine yüzünü gökyüzüne doğru kaldırdı ve…

Fairy_Kingdom_by_Karbo

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir