Sevimli Hayalet

Yutkunmak, sadece tükürük yutmak değildi aslında. Sana gelmeye çalıştığım zamanlardaki heyecanımdı.. İyi ve ya kötü bir melek olup, omzundan seyretmekti hayatı.  Sabırdı.  Bir iyiliğine on sevap yazmaktı.
Ve her yerin adını SEN koymak, hiçbir benzetmeye benzemiyordu…

Varsayılandan fazla çaresiz ifadelerim.  Öyle ki; ilkokul fişlerimden kalma Ali ile Ayşe ipi topu bırakıp seni aramaya çıktılar defterimden dışarı. En güzel cümlelerim, işte böyle kayboldu hayatımdan..
Hala kendime parmaklarımdan bir çift boynuz yapıp, annemin kulaklarını geçmeye çalışırken yakalıyorum kendimi.

Neyim var diye düşünürken bile senin olmadığını biliyorum…

‘Sancı’yla başlayan her kurgunun acıyla biteceğini, hatta kendi acısının insana bir parmak boy katacağını düşünürdüm, insanları gülerken gördüğümde. Öyle büyük bir gafletti ki yoku var saymak
başkalarına gücenirdi gönlüm yok yere…

Bütün görünümlerden sıyrıldığımda her şeyin çok daha güzel olacağına beni inandıranlar, hüzünlerimi ceplerine doldurup bilmediğim kesirli sayıların ondalıklarına çevirdiler üzgün bakışlarımı..
Babamın anneme bağırması, elimden çikolatamın alınması kadar zordu çocukluğumca. Bu yüzden küskündüm biraz da sözlerine.

Kimi anlatsam boş, kime anlatsam hoş…

Mesela bugün beni anlatabilen bir kelime yok. Hiç kimseyle kavga etmedim ve hiç kitap okumadım.

Takvime bakmıyorum.

‘Şemsiyeyi al da git’ dediğinden beri nerde su birikintisi görsem ayaklarımı batırıyorum. Yalan değil, ayakkabılarımın çıkardığı tuhaf seslerle beynimi uyuşturup, kendime bildiğim en okkalı belaları okuyorum..

Zor olsa da son değil.

Salınıyorum göz kapaklarında aşağı yukarı.

Tek olsa da bir değil .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir