Sırada Ne Var: Bir Yudum Kahve

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sıralamaya tabi tutulmak birçok insanın kafasını karıştırıyor. Hayatı aceleye getiren kelime oyunlarından biri de bu… Kim daha ‘bir şey’?..

İş, aşk, arkadaş, akraba, komşu arasındaki sıralamalar… Futbol maçı, müsamere gösterisi, evlilik yıldönümü sıralamaları… Bayramda kimin ailesine önce gidilecek, önce kim evlenecek, bir işe gireyim gerisi nasıl olsa gelir sıralamaları…

İpi elimizden kaçmış bir sürü balonun havada uçuşması gibi…

Herkes zamanın bir yerinde sıralanıyor. Ve o bize sadece şekilsel farklılıklar sunuyor. Kahvenizi nasıl alırdınız?

&

Zamanında yılandan korkup kaçan insanoğlu artık onu eğiterek pazarlıyor. Ne oldu korku nedir bilmeden yaşayan insana? O artık başlarına gelmeyen kötülüklerden endişe duyuyor…

Çağ bize hep kötülük mü yapıyor?

Ayak numaranı sormadan sürekli büyüyen bir devi kovalamak…

Koş ki yakalayasın, yürüsen yolun şaşacak.

Yine de yetişmeye çalıştıkça o, mesafeyi arttırıyor.

Bazen arkamızda, geride bıraktıklarımızla gözümüzü yaşartmıyor da değil! Anlamlandırmaya çalışırken o yeni planlar peşinde koşuyor.

Geride kalmak dilini bilmediğin bir şehirde dolaşmak gibi…

Yaşamak törpülenmek gibi… Umutlarla artıyor, yaşlanarak azalıyorsun.

Zamanın kusuru yalnızlık, tek başına yaşlanıyor işte: ama ölmüyor. Yeniliyor kendini bizim bedenlerimizde.

&

Bir kafede karşılıklı oturuyorsunuz… Kahvenden içiyorsun, zaman o an sana kahve gibi geliyor. Yudumlayınca her şey anı olarak kalıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir