Şizofrenik Nağmeler-5 (Anlamadılar)

Anlamadılar Anne..

Şu koridorda ilk yürüşümü hatırlıyormusun?Ne kadar da heyecanlıydın değilmi? Ama ben o gün attığım ilk adımın beni nasıl tepetaklak düşürdüğünü hatırlıyorum.Bilirsin pek ağlak bir çocuk değildim anne,ama o gün ağlamıştım için için.Ayaklarım değil umutlarım kırılmıştı.Ben kendim için değil umut edip boş kalan ve doğduğumda kanlı olan avuçlarım için için ağlıyordum.Anlamadılar anne anlamadılar.3 yaşına kadar neden konuşmadığımı, neden ölüm sessizliklerine sarılıp uyuduğumu anlamadılar….

Anlamadılar Baba…

Düşmanın değilim ben! İşte beyaz bayrak sallıyorum.Kurşuna diz istersen yada en olmadık yanlızlıklara harcırahsız sürgün et! hiç biri umrumda değil.Sanadır bitip tükenmeyen öfkem ve nefretim.Sahi ben ben olurken sen neredeydin? Anlamadılar baba; yumruklayarak kırdığım fayanslarda senin adın yazıyordu, ucuz kovboy filmlerinde olduğu gibi bir resmine çarpılar atıyordum.Kondomu icat edene ettiğim küfürleri anlamadılar…

Anlamadılar Tanrım…

Tanrının insanı çift yarattığını söylerdi sakal boyuyla akıl boylarını ölçmeye kalkan 2000 yaşında ki ihtiyarlar. Herşeyi otokopiyle çoğaltmaya yetkisi olan Tanrı neden aşkı seri üretime sokmaz ki? Kavuşmak için hangi cennetten kovulmak gerekir? Aşk türünü bilmediğin bir fidan gibidir.Ekersin bahtına ne çıkacağını beklersin.Kimi en tropik meyveyi iştahla indirirken kursağına, kimi buruşuk cennet hurmasıyla idare etmek zorunda kalır.Söylermisin Tanrım bana ne zaman kavun yedireceksin? Kafamı meşgul eden soruları üstüste koyduğumda gözlerimden görünen Saçmalık Seddi kuruyorum beynime. Anlamadılar Tanrım, seni anlamak ve En-el Hakk demek istediğimi anlamadılar…

Anlamadılar Sevgilim…

Kızağa çekilmiş bir gemi gibiydim ben.Gözümün aldığı gücümün yettiği sonsuz maviliklere açılır en sert fırtınalardan çıkıp kasırgalara dümen kırardım.Çokca girdap görmüştüm oysa beni yutmak üzere olan, çok korsanlar sızdı güvertemde, çok poyrazlar yedim karanlık ıssız ve yanlız gecelerde…Birgün Musa’nın denizi yardığı gibi yarılmış ve kaynıyordu deniz.Gökler delinmişti ve göklerdeki sular denize karışıyordu. Beynimin içinde çınlayan yıldırım seslerinden senfoni orkestrası kurmuş ve sol anahtarını kaybetmiştim.Sonra TanrıGooooool diye kalktı yerinden;Devrilmiştim,batıyordum… Boğuluyordum… uzatmalarda beraberlik golünü atmıştım.Çünkü sana çıkmıştım. Anlamadılar sevgilim, neden kendi kendimi sahillerine mahkum ettiğimi.Anlamadılar neden kaptanımı azad ettiğimi ve içimde senden başka kalan herşeyi neden yağmalattığımı..

Biliyorum anlamadılar ve anlayamayacaklar çünkü kendi anlamsızlıklarında boğuluyorlar…

Saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir