Şizofrenik Nağmeler-8 (Açılım)

Kimim ki

Tarafını bilmediğim bir savaşın muharip gazisiyim ben. Öl ya da öldür kimin umurunda? Hangi komutan emredebilirdi ki zaten ölümü öldürmemi? Hangi savaşa savaş ilan etmeliyiz durmak için? Kaç kurşun daha sıkılmalı düşmanlığın bağrına? Hangi hainliğe pusu kurulmalı, hangi inatlaşmaya yaylım ateşi açılmalı acımasızca? Üstüme bulaşan çamurdan, bağrını deştiğim cesetlerden farkım var mı artık? Kaç göze yaz yağmuru yağdırdım? Bayrak kutsallığında ki hayatımı hiç ediyorsam bir sebebi olması gerekmez miydi? Hayatın ilk çeyreğinde buram buram ölüm kokan papatyaları kokluyorsam; Değeri olmalıydı patlayan mayınların. Ürperiyorsam hala, her havai fişek gösterisinde atıyorsam kendimi siper niyetine yatağımın yanına ve elim silahımı arıyorsa korkulu gözlerle; bana yaşadığımı kim ispatlayabilir ki? Söyleyin hangi kavganın yaralısıyım? Söyle bacaklarım nerede anne? Hangi savaş tanrısının oyuncağıydım kim bilir ama son verilmişti görevime ve bir parça kâğıt gibi kıvrılıp atılmıştım çöp tenekesine. Süregelen bir kavganın önce kendini kaybetmiş çocuklarıydık biz. Bütün o koşuşturmanın, mermi yağmurlarında sırılsıklam ıslanmanın bedeli cafcaflı iki kutlama ve bir madalya olamaz ki. Ben kim için savaştım. Hanginize göre katilim, hanginize göre kahraman? Söyleyin ulan kimim ben? Doğru ya, ben kimim ki!

Gülün bu biremirdir!

Özünde ironi olan bir drama sergiliyorum ve tükenişlere oynatıyorum başrolü. Çok uzaklarda değil burnunun dibinde. Tanrının yazdığı senaryoyu sinevize ediyoruz gök kubbenin altın. Oscar vermiyorlar en güzel öldürene. Biraz acıyarak ve biraz korkuyla yaklaşıyorlar. Vatan sağ olsun diyebiliyoruz ağlayan gözlere. Yeter ağlamayın artık. Anlamsızlıklar parodisi sahneleniyor doğan her günde ve her batan güneşte de bir madalya daha hazırlanıyor kurşunlanmış bir göğse. Siz yapıyorsunuz. Evet siz. Yarattığınız pislik deryasına bakın ve kahkahalarla gülün şimdi. Bu bir emirdir!

Açılım!

Sıra sıra dizilmiş tabutların anlamı nedir sizin için? Azrail azcık delikanlı ol! Hangi kurşun yağmuruna şemsiyesiz çıktın tertip? Söyle ne diyeceğim eli kınalı nişanlına? Hani kızımı oğluna isteyecektin? Şimdi bayramda hangi soğuk mermere Oğlum! Yiğidim! Diye sarılacak gözü yaşlı anan sen diye? Şırnak’ta bir gün Fatih’le birlikte… diye hangi cennette meleğe anlatacaksın anılarımızı? İki diş arasına sıkıştırılmış künyenin ve kanlı bir parkanın anlamını hangi resmi kıyafetli godomana anlatabiliriz? Şerefli bir göğüsten çıkan şerefsiz bir kurşunu hangi delikanlı tespih yapıp sallayacak elinde? Hangi söz tutulacak arkandan? Hesabına yatırılan üç otuz bir şehitlik parası, katlanmış bir sancak ve Kanı yerde kalmayacak sözleriyle arkandan timsah gözyaşları dökenler, dönüşte senin kanınla suladığın, yeşerttiğin toprağı kime peşkeş çekmek için ihale açacak? Düşünmemek mümkün mü? Göğsümü parçalayan o şarapnelin yarasını tamponla ve gözyaşlarıyla kapattım ben. Söyleyin yüreğimizde açılan yarayı hangi açılım kapatacak?

Saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir