SONA DOĞRU YENİDEN BAŞLANGIÇLARA

SONA DOĞRU YENİDEN BAŞLANGIÇLARA

Ağladım, değer verdiğini sandığım şeyin ben olmadığımı öğrendiğimde. Kendimi toparlama stilim buydu, derin soluklar eşliğinde; neden? Sorusuyla yüz göz olmaktan bıkarak. Bu kadar yavan değildi samimiyetin dokusu.  Önceleri ne de farklı hissetmiştim güle aldırmasam da yeniliğini. Sıradanlıktan kurtulmak bir anda olsa da yitirmeye paha biçemedim uzun süre. Bilmediğin her şey seninle bir yere gömülmekte, bildiklerim benimle gelen… Yücelttiğim duygularımda olduğun için kendimi görünmeyecek kadar küçültüp buhar dansına katılabilmek istedim. Sana göre duygular kaynağı ne olursa olsun herkes tarafından yaşatılabilir, BANA GÖRE; aşkı genelleştirmekti bu; yoğun sandığın acılarından sıyrılma yoluydu belki de birini oyalamak. Kendimi tanımlamam gerekirse; SAFMIŞIM, adam sandığım akışkan halinde yapışık bir şekerden fazlasını gördüm bugün, eskiden çözülmesini istediğim kodsal bir dilin şimdi susmasını istiyorum: KISKANÇLIK! Bu gün içinde kalamamış kelimeler, en çok da benzetmelerin kendinden daha sıradan; bir gün otobüste gördüğün ab-ı hayat özlemle beklenen yerinden uçar gider, yerini yağmura bırakır bu koca boşlukta. Ama ne boşluk, adına şiirleri yazdıran alıntı da olsa yazma gücü veren işte tam burada kendime benzettiğim sen, benden kopmuşsun çoktan, yine şair olmuş ama şiiri yanıltmışsın. Yaşadığım anlam karmaşasının birinde; anlamaya çalıştığım sen yoksa beni çoktan çözmüş müydün? Kopuş yeni bir aşkın müjdecisi, uzaklaşman ise sinyaller, hani başka gördüğün insanlar, onları neden sıradanlaştırdın?

Benzerlerinden bu kadar pahalı bir koleksiyon yapmak mı senin işin, beni niye çıkarttın toprağın altından, şimdi yeniden giremiyorum derinliklere, yüzeyselliğini görmek gerçekten acıtıyor, senin sandığın değerli bir taşın beş para etmediğini anlamak için sarraf olmaya da gerek yokmuş, safken de gözüne giren çöp senin yerin dibine geçirebiliyor ama bir şartla: İYİMSERLİK! Kendimi tükettiğimi düşündüm. Zamana acıdım. Aynada gözüme baktım, damlanın yolunu takip ettim, güldüm sonra, sen onu gerçekte kaybettin oysa ki o seninle birkaç kelime kurabiliyor. Sen onun şiirlerini görmek için seçilmiş azimli bir suçlusun, geçkin bir karanfil, puslu bir su. Sen aldatılmaya hazır çocuk, süslü kelimelere ilk kez inanmış torun, patlamaya hazır suskun melek! Sen bozulmaya değer vitrin güzeli, kalabalıklaşmaya değer müzayede parçası, kanatılmaya hayranlıkla göz kırpan masum köstebeksin.

Bir yerine sığdın diye aynı boyda uzamayacaksın, başlamasa da bitmesinin hüznü çukurlarında, ne çamurlu sevdalılar vardı yüzü gözü görülmez topraklarda, benzetmelerime konu olmuşken sevmelerimin doruğunda, yeniden öykülemeliyim hayatı penceresi ışık alan şimdi loş olan o odada…

Güçsüzlük yazmak da olabilir söylemek de, susmak da olabilir unutmak da… Hatırladığımda kocaman bir aşktın buzlar ülkesi prensesini yumuşatmaya çalışan, kalıplaşan buz parçaları değildi sadece, içine sindirdiğin büyük bir boşluksa, nereden gelip nereye gittiğini bilmeyen, sözlere sığmayan, yaşanmadığı için bilinmeyen, olamadığı için hesap sorulamayan, bilinemediği için tanımsız, kendince anlamlandığı sanılan yakınlaştığı zannedilen yabancı bir aktör…

Kaçmakla kaçmamak, tutmakla tutmamak arasında senin sevdiğin şeyleri sevmek, senden geldiğini bilerek sevmek, sonra da nefret etmek ya da edememek… Bir tortu yaratmak onu saklamak, kazımaya kalktığında ummadığın bir yerden çıkışını izlemek, yarattığın karışıklığı sevmek ve ondan korkmak, onun seni kandırmasına izin vermemek için kendini kandırmak, inandığın dünyadan fazlasını gördüğünde soğuk bir suyla baştan aşağıya ıslanmak, aynalarının kırık olduğunu söylediğin gün ne kadar kırık yerlerinden korksam da bakmaya çalıştım sana, yüzleştiğim ben değildim ama seni de göremedim: DÖNÜŞÜM!

En azılı katiller öldürdükleri kişilerin üzerinde benzer ip uçları bırakırlar, benzer kişileri seçmeleri belki de en büyük ip ucu. Herkesin seni yarı yolda bıraktığını sanman ve sonra sana geri dönmek istediklerinde buna engel olman: KİN! Garip ama yazdıkça boşalıyor içim, kurduğum cümleler yaşıyor ama sen ölüyorsun satır aralarında. Yeni biri isteyecek bundan sonra elimdeki kesiği ve kapanması için uğraşmadan koklatacağım ona da sevgimi. Bu da yeni bir sonun başlangıcı olacak nasılsa!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir