Posts Tagged "gitmek"

Yar’a

Ruhundaki bütün yaralara kabuk bağlayıp
Gülüşünü incitmeden öylece yaşamak gibi
Mülteci fikirlerim vardı.
Ama anladım ki,
Kendi yarasına
Kabuk bağlayamıyor insan.

 

Seni tok karına özlemenin reçeteme yazıldığı zamanlardı. Sonrasında nasıl bağımlılık yaptığı konusunda hiç girmeyeceğim ki ben o zamanlar hiç okuyamadığın morfin kokulu şiirlere kan bağışı yapmak gibi haybeden uğraşlar edinmiştim. Sonra beni sevmeye başlamıştın. Sen, kendi mezar taşına sadece yüzyirmiyedi adım uzaklıkta yaşayan bir adamı sevmeye başlamıştın. Yazdıklarını sadece ölülerin anladığı, bu yüzden  cesedinin şimdikinden daha sempatik durduğunu düşünen bir adamı..

Kırılganlığımı İsviçreli bilim adamlarına emanet ettim, senden haberleri yoktu. Senden kimsenin haberi yoktu. Benim bile haberim yoktu. Bir gün “ben geldim” dedin. O kadar yalnızdım ki göz gözü görmüyordu. Beni kimsenin hiçbir zaman bulamayacağını sanıp, karanlık bir mağaraya dönüşmüştüm. Bunu da kendime o kadar çok yakıştırmıştım ki benden başka bir şey olmazdı. Olmadı da zaten. Olmasını çok istedim ama. Yoksa bin yıllık sessizliğimi bozup “hoş geldin” der miydim sana.. Dokunmadın hiç duvarlarıma. “burası neden bu kadar karanlık” demedin, sorgulamadın. Karanlık bir mağara ne kadar değişebilirdi ki. Dokunmadın.. Dokunsaydın belki değişirdim. anlatacağım o kadar çok şeyim vardı ki. Kelimelerle değil ama, hayır kelimeler olmaz, biliyorsun kelimeler ruhsuz. Kelimeler inan bana bir mağaradan daha ruhsuz.

Duvarlarımda milattan önce kalma soru işaretleri. Bir de senin yüzün sadece. çiviyle kazınmış muhtemel. Duvarların yaralanma şeklidir bu. Silemiyorsun. Karanlık kalmayı becerebildim sadece. Değiştiremesem de anlayabiliyordum. Her anladığımda sen gitmiş oluyordun.

http://fizy.com/#s/1ai9u2

Read More

Kimlere…

  Gidişine engelsiz ölüyor bütün papatyalar, adımlarınla bir hiçliğe doğru ilerlerken.
Geride bıraktıklarına bakmaya bile tenezzül etmiyorken.

Cellatlar az önce katletti emrimle, içimdeki seni yargısız infazlarıyla, şimdi yüreğimde bir ihtilalin sireni çalıyor. İhtimalleri olmayan bir ayrılık bozgununun gölgesi altında.
Kendimi saldım okyanusların derinliklerine ve sustum, susarak izledim, ölürken bütün papatyalar. Gidişindeki yağmurun, ihanet sağanağı altında titrek dudaklarımdaki cümle cümbüşünde akıtıyorum en zehir tadında küfürlerimi, gelmişine gemişine söverek !
Gidişine engelsiz ölyorum, bütün yalın hallerimle.

Read More

Susmalar Konuşur Giderken..

Adamın gözü yoldadır.. kadın kapının eşiğinde..

“Gitmese” der kadın içinden..

Adam  sözleri toparlamaya çalışır  beyninde..

“Ağlayacaktır ama ben  soğuk kanlı olmalıyım.. Hem ilk ayrılan biz değiliz ki” .. diye geçirir adam içinden..Okşayarak vicdanını..

Kadın ağlar..

Adam afallar..

Bildiği bir an yüreğini acıtır.. Dayanamaz.. Ama elini uzatıp silemez de damlaları..

Kadın “gitme” der gibi bakar..

Adam zorunlu gerçekleriyle pençeleşirken “şimdi olmazsa bir daha hiç olmaz” der içinden..

Kadının elini tutar.. “iyi olacaksın” der..

Kadın “saçmalama” der gibi gülümser ağlıyorken..

Adam yolu alır karşısına.. Adımlar birer ikişer..

Arkasındaki tabloyu biliyordur.. Kapının eşiğinde kadın bir umut belki geri döner diye bekliyordur..

“Geri dönmeyeceğim” diye geçirir adam içinden…

Adam dönmez..

Kadın ağlar.. Yüreği sancır..

Düşünceler biraradayken, bedenler uzaklaşır birbirinden..

An’lara anlam yükleyen insandır..

Bilindik bi tabloda yaşanır her ayrılık.. Ve her ayrılık gözyaşlarıyla imzalanır..

Gidenler bilirler aslında geri de kalanın acısını..

Giden oldukları için saramazlar acıttıkları yarayı..

( Sevgili Okay Özdağ’ ın  “Susmak”  adlı gitar çalışmasından esinlenilerek yazılmıştır.. )

Okay Özdağ – Susmak

Read More

Kategoriler

Son Yorumlar

Arşivler